Alışveriş Hastalığı (Kompulsif Alışveriş Bozukluğu): Kısa Bir Değerlendirme

Günümüzde tüketim alışkanlıkları ve yaşam tarzları, bireylerin psikolojik sağlığını yakından etkileyebilir. Bunlardan biri de alışveriş hastalığı, diğer adıyla compulsive buying disorder (CBD), dürtüsel alışveriş davranışıyla karakterizedir. Bu bozukluk, kişinin kontrolü dışında sürekli alışveriş yapma ihtiyacı hissetmesi ve alışveriş sonrası suçluluk, huzursuzluk gibi duygular yaşamasıyla belirginleşir.

Alışveriş hastalığı, resmi olarak DSM-5’de tanımlanmış olmasa da, klinik çalışmalar ve araştırmalarca compulsive buying veya oniomani olarak kabul edilmektedir. Bu kişiler, alışveriş davranışlarını durdurmakta güçlük çeker, maddi ve sosyal sorunlar yaşamalarına rağmen alışkanlıklarını sürdürebilirler. Kadınlar ve genç yetişkinler arasında daha sık görülmekle birlikte, erkeklerde de zaman zaman rapor edilir.

Epidemiolojik çalışmalara göre, toplumda alışveriş hastalığının görülme oranı yaklaşık %2-8 arasındadır. Özellikle ekonomik koşulların zor olduğu dönemlerde ve online alışverişin yaygınlaşmasıyla bu oranlarda artış gözlemlenmektedir. Bu bozukluk, genellikle depresyon, anksiyete ve düşük benlik saygısı ile ilişkilidir. Alışveriş, çoğu zaman kişinin kendini iyi hissetmek, stres atmak veya duygusal boşluğu doldurmak için tercih ettiği bir davranış haline gelir.

Temelde, alışveriş hastalığını tetikleyen nedenler arasında düşük özgüven, duygusal sorunlar ve dürtü kontrolündeki bozukluklar yer alır. Ayrıca, aile içi çatışmalar ve sosyal çevre de riski artıran faktörlerdendir. Dürtü baskılamada yaşanan zorluklar, bu davranışın oluşmasına yolaçabilir.

İşlevsel açıdan, alışveriş hastalığı finansal sorunlara, ilişkilerin bozulmasına ve psikolojik yorgunluğa neden olabilir. Alışveriş sonrası yaşanan suçluluk ve stres, bu döngüyü pekiştirir. Bu nedenle, tedavi ve müdahale önemlidir. Psikoterapi, özellikle bilişsel-davranışçı yaklaşımlar, dürtüleri kontrol altına almada ve olumsuz duyguları yönetmede etkilidir. Ayrıca, destek grupları ve özellikle düşük benlik saygısına odaklanan psikolojik yaklaşımlar da faydalıdır.

Sonuç olarak, alışveriş hastalığı, bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilen önemli bir psikolojik sorun olup, erken tanı ve uygun tedavi stratejileri ile kontrol altına alınabilir. Güncel araştırmalar, bu bozukluğun tedavisinde çeşitli psikolojik ve davranışsal yaklaşımların etkinliğini göstermektedir. Bireylerin, bu sorunla başa çıkmak için profesyonel destek almaları büyük önem taşımaktadır.

Ergenlerde Obsesif Belirtiler: Tanım, Belirtiler, Nedenler ve Tedavi Yöntemleri

Giriş:

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB), tekrarlayan, istilacı düşünceler (obsesyonlar) ve bu düşüncelere yanıt olarak tekrarlayan davranışlar veya zihinsel eylemler (kompulsiyonlar) ile karakterize edilen yaygın bir anksiyete bozukluğudur. Ergenlik dönemi, beyin gelişiminin hızlı olduğu ve hormonal değişikliklerin yaşandığı bir dönemdir. Bu nedenle, ergenler OKB geliştirme riski altında olabilirler. Bu makalede, ergenlerde obsesif belirtilerin tanımını, belirtilerini, nedenlerini ve tedavi yöntemlerini ele alacağız.

Obsesif Belirtiler:

Obsesyonlar, tekrarlayan, istilacı ve istenmeyen düşünceler, dürtüler veya imgelerdir. Bu düşünceler, bireyde kaygı, sıkıntı veya rahatsızlık yaratır. Ergenlerde yaygın obsesyon örnekleri şunlardır:

  • Kirlilik ve bulaşma korkusu: Mikroplar, kirlilik veya hastalık bulaşma korkusu.
  • Şüphe ve kontrol etme: Kapıların kilitli olup olmadığı, ocakların kapalı olup olmadığı gibi şeylerden şüphe duyma ve sürekli kontrol etme ihtiyacı.
  • Simetri ve düzen: Her şeyin mükemmel bir şekilde düzenli ve simetrik olması ihtiyacı.
  • Agresif düşünceler: Kendine veya başkalarına zarar verme düşünceleri.
  • Cinsel düşünceler: İstenmeyen cinsel düşünceler.
  • Dini düşünceler: Dini kurallara uymama ile ilgili obsesyonlar.

Kompulsiyonlar:

Kompulsiyonlar, obsesyonlara yanıt olarak tekrarlayan davranışlar veya zihinsel eylemlerdir. Bu davranışlar, bireyin kaygısını geçici olarak azaltmasına yardımcı olur, ancak uzun vadede durumu daha da kötüleştirebilir. Ergenlerde yaygın kompulsiyon örnekleri şunlardır:

  • Yıkama: Elleri, vücudu veya eşyaları tekrar tekrar yıkama.
  • Kontrol etme: Kapıları, ocakları veya diğer şeyleri tekrar tekrar kontrol etme.
  • Sıralama ve düzenleme: Eşyaları tekrar tekrar sıralama ve düzenleme.
  • Dua etme veya dua tekrarlama: Tekrarlayan dua veya dua benzeri eylemler.
  • Sayma: Sayıları tekrar tekrar sayma.

Nedenler:

Ergenlerde obsesif belirtilerin kesin nedeni bilinmemektedir. Ancak, genetik faktörler, beyin kimyası ve çevresel faktörlerin rol oynadığı düşünülmektedir. Genetik faktörler, bir kişinin OKB geliştirme riskini artırabilir. Beyin kimyası ile ilgili olarak, serotonin gibi nörotransmiterlerin dengesizliğinin OKB‘ye katkıda bulunabileceği düşünülmektedir. Çevresel faktörler, stresli yaşam olayları, travma veya çocukluk döneminde yaşanan istismar gibi faktörleri içerebilir.

Tedavi Yöntemleri:

Ergenlerde obsesif belirtilerin tedavisinde en etkili yöntem bilişsel davranışçı terapi (BDT)’dir. BDT, bireyin obsesyonlarını ve kompulsiyonlarını anlamasına ve bunlarla başa çıkmasına yardımcı olur. BDT‘ye ek olarak, ilaç tedavisi de kullanılabilir. İlaçlar, özellikle semptomlar şiddetli ise, kaygıyı azaltmaya ve obsesyonları ve kompulsiyonları kontrol etmeye yardımcı olabilir. Bazı durumlarda, BDT ve ilaç tedavisi birlikte kullanılabilir.

Sonuç:

Ergenlerde obsesif belirtiler yaygın bir sorundur ve önemli ölçüde işlevsel bozukluğa yol açabilir. Erken tanı ve uygun tedavi, ergenlerin yaşam kalitelerini iyileştirmeye yardımcı olabilir. Aile desteği ve anlayışı da tedavi sürecinde önemli bir rol oynar. Eğer siz veya tanıdığınız bir ergen obsesif belirtiler yaşıyorsa, bir ruh sağlığı uzmanına danışmanız önemlidir.

UZMAN PSİKOLOG EMRE BAKIR