Burada bir adet var, belki bazılarınız biliyordur; şafak saymak. Asker kışlaya girdiği günden itibaren belli bir süre orada kalır ve geçirilen süreler toplam süreden düşülerek sayılmaya başlanır. İşte askeri jargonun zorunlu mağdurlarının her gün bahis olan konuşmalarından birisi de bu. Şafak kaç tertip, şafağını söyle de bi içimiz rahat etsin gibi cümleler hiç usanılmadan günlerce kurulur. İlk geldiğim sıralarda epeyce garipseyip kendimce anlamsız da bulmuştum aslında bu denli önemsenmesini. Oysa olay benim açımdan da bu şekilde devam etti. Şafak saymak bir umut. Gerçekten bir umut ve çok sahici. Kişi burada sosyal yaşamdan tamamen izole bir durumdayken onu yaşama bağlayan somut olgu şafak saymak. Önce şafak karanlıklarla başlıyor konuşmalar acemi dönemlerde. Bu çok uzun askerliğim var konuyu deşeleme demek. 300′den, 200′den, 100′den düşmek gibi deyimlerde var. Bazen de plakalara düştüm denir. Bu 82′den düşmek anlamına gelir ve asker saydığı günün denk geldiği ilin plakası karalanmaya başlar. 81 Düzce’nin plaka kodudur. Ve o gün, a4 kağıda yazdırılmış Türkiye haritasında Düzce’nin sınırları itinayla karalanır, ertesi gün Osmaniye, Kilis diye devam eder. Bazen tekrarlanan bir gelenekte o gün saydığın ilden gelen bir asker varsa onun sırtına binmektir. Örneğin 44 gün kala Malatyalı bir arkadaş sizi sırtına alır. Hatta son sayılara doğru artık sadece il veya gün değil şafak tekerlemelerle ifade edilmeye başlar. 6 haftaya evde kahvaltı, ne biksi ne keleş sadece 5 gibi. Ertesi sabah ayrılacaksanız eğer Şunu söylemek ve duymak harika bir his yaratıyor; şafak doğan güneş. Ayrıca şafak bastırması diye bir kavram daha var ki bu biraz daha karışık ve tam anlamıyla anlatmakta ben de güçlük çekiyorum. Şafağınız azalmıştır fakat siz kışladan ayrılma gününü bir süredir her daim yaşıyorsunuzdur. İşte günlerin geçmek bilmediği, her şeyin sıradanlaştığı bir zaman vardır ki o an şafak bastırıyordur. Depresif bir duygu durumu ama varoluşsal olarak amaçsızlaşmayı da içeriyor.
Ben 366 günden saymaya başladım. Kocaman 1 yıl. Şafağım mı? Bugün 71, yani Kırıkkale. Henüz şafak bastırmıyor, ya da geldiğim günden beri hissettiklerimde bi farklılık olmadığı için ben öyle sanıyorum. a4 kağıda ben de yazdırdım harita fakat henüz karalamadım hiç bir ili, sanki karalarsam bitiremeyecekmişim gibi.

Aralık 13th, 2011 at 12:06
inşallah kalan 71 gün sana 71 saniye kadar kolay ve çabucak geçer gider…
Aralık 16th, 2011 at 19:55
biten her günde bir adım daha yaklaşıyoruz birbirimize.
Seni bekliyorum.
Ama biraz çabuk ol artık:)
Aralık 16th, 2011 at 22:18
66 gün daha sonra sizin evdeyim
sen şimdiden hazırlık yap bana, ben 1 yılın acısını zor çıkartırım sonuçta
Aralık 20th, 2011 at 15:27
Ben bu sahneyi bir yerden tanıyorum sanırım:D
Bizde geçen yıl sayma serüveniyle cebelleşiyorduk resmen ama şunu gördüm ki, saydığın her gün mutluluk ile geçecek günlerin bir delili ve müthiş bir olgunlaşma,uyumlu hale gelme ve pişme süreci:)Hem hayatı planlamak noktasındaki önemli bir engeli ortadan kaldırmış oluyorsunuz ki,ben bu konuda darısı başımıza diyorum sadece:)
Mutluluğunuz daim olsun,bu zor günlerin ardından bir ömür huzurla yaşayasınız:)
Aralık 28th, 2011 at 00:49
Kardeşim ya bende diyorum ki nerde bu bakır kardeşim benim arada birde olsa msnde görür selam verirdik,dur bakalım dedim bloga bakayım ne gördük şafak 71 kardeşimiz biz şafak sayarken asker olmuş meğerse çoğu gitmiş azı kalmış dayan kardeşim az kalmış gerçekten.(inanmasanda az olduğuna öle)Hayırlı teskereler
Aralık 28th, 2011 at 03:06
Teşekkür ederim Nilay
Herşeyin değerini kat kat artıran bir süreç oldu kesinlikle.
Gökhancım, teşekkür ederim kardeşim epey oldu. Az kaldı:)
Ocak 21st, 2012 at 19:17
Birisi ışıkları açsın o zaman demek istiyorum
Ocak 21st, 2012 at 21:18
jenaratör getirtelim?