Hayat şu sıralar olması gerektiğinden daha hızlı. Herşey olup bitiyor sanki. Geçişler ve bekleyişler yok gibi. Henüz bir kaç gün önce lisans hayatımın son dersine girdim. Ve çıktım. Bu günlerde son ödevlerini hazırlıyorum. Gelecek hafta ise son sınavlarına gireceğim. Okul bitiyor. Genç yaşta giyiyorum Psikolojik Danışman formasını. Henüz hazır mıyım ondan emin değilim.
Okul bitiyor bitmesine de… Hüzün ve sevinç, acı ve mutluluk, özgürlük ve esaret, özlem ve acı gibi ambivalans duygularla uyanıyorum her sabah. Geceleri de uyumakta zorlanıyorum. Defalarca kalkıyorum ya da uykuya dalmakta güçlük çekiyorum. Malatya’dan ayrılmak epeyce zor olacak anlaşılan. Kurulan bir düzen, zor da olsa oturtulan bir yaşam, evim, okulum, çalışmalarım, arkadaşlarım, dostluklarım ve diğerleri… Öğrenci olmak çok güzel şey. Hiç memnun olmamazlık gibi bir gaflette bulunmadım bu konuda. Bilakis hiç bitmesin istedim. Bu yüzden de sanırım apar topar bitirdim tüm okulları. Şimdi ise bazı sorumluluklarım var. İşe başlama, para kazanma, askerlik ve diğerleri… Yüksek lisans eğitimi var bir yandan da. Muhtemelen eğitim hayatıma ara vereceğim tek yıl bu yıl olacak. Aman uzun olmasın da. Ona da razı oldum. Gerçi pek de ara sayılmaz. PHP, müzik, dil ve terapi gibi informal bir şekilde öğrenim yaşantılarımı sürdüreceğim. İnternetten de biraz uzak kaldım 1 aydır. Bana garip geldi ama bunun huzurunu yaşıyorum. Bazen internetteki sorumluluklarımın esiri olduğumu düşünüyorum. Gereğinden fazla yükün altına girdim. Yetiştirmek de zorlanıyorum. Biraz daha bu yükü hafifletmek kendi açımdan iyi olacak.
Kongremiz var Temmuz ayında. Bursa’da hem de. Yılın en güzel 2. mevsiminde, en güzel şehirlerden birinde. Panel ve bildirilere hazırlanıyorum yavaş yavaş. Öğrenci olarak son akademik çalışmam burada olacak gibi. Sonrası ise iş hayatı. Nerede ki ( ? )
Yaşadıklarım mezuniyet ve ayrılık kaygısından ibaret değil. Daha zorlarını da yaşıyorum… ( ! )
Onlarda olması gerektiğinden daha hızlı. Geçişler yok gibi. Olup bitiyor. Hayatı biraz daha sakin yaşasak. Mutluluğu uzun, sevinci uzun, üzüntüyü olgunlukla, acıyı sabırla, haksızlığı adaletle birlikte… Doyasıya ve de sindiresiye yaşasak. İnsanların çoğu diye başlayıp…. yaşamıyor diye biten Shakespeare’n şiirindeki o insanların çoğundan farklı olsak. Psikoloji’nin ve Felsefe’nin nirvana diye tabir ettikleri kendini gerçekleştirme, tam işlevde bulunma, bütünleşme, varoluşunu gerçekleştirme gibi kavramlarla açıkladıkları bu tanımların aslında bundan ibaret olduğunu düşündürüyor okuduklarım.
2 yılı aştık bloglama yolunda. Nice yıllar diliyorum kendime.
