Ve bahar geldi. Kayısı ağaçlarının çicekleri tüm bahçeleri beyaza bürüdü. Kampüse giderken çevreyolundaki kayısıların oluşturduğu eşsiz güzellik 2 ay sonra Malatya’dan ayrıldığımda özleyeceğim şeyler arasında. Artık gündüzleri pencereyi açıp kuş ve oyun oynayan çocuk seslerini bilgisayarımın başında işitebiliyorum. Zaman zaman serin esen rüzgar beni üşütse de buna değiyor.
Bal arısı girdi bugün penceremden içeriye, gazete okuyordum. Tedirgin oldum onu ait olduğu yere doğaya döndürmek için kalktım yerimden. Ve gitti. Bazen sineklerde giriyor odama, kanat sesleri rahatsız ediyor. Onlarda gidiyorlar çok kalmadan. Bazıları geceleri misafirim oluyorlar ama çok rahatsız ettiler mi kapının önüne koyuyorum onları da. Misafirliğin abadından mahrum olanlardan onlar. Ev sahibini rahatsız eden türden misafirler. Hakediyorlar bu muameleyi bence. Yaz kış misafirim olan örümcekler var bir de. Onlara karşı pek misafirperver değilim. Yaşamaları için fırsat tanıyorum çoğu zaman ama direniyor kimisi…
Kar yağar ve heryer temizlenir derler ya ben hiç inanmam. Bahar gelince temizlenir her yer. Çiçekler açınca, kuşlar cıvıl cıvıl ötmeye başlayınca, insanları sokaklarda görünce. Aklıma hep Antalya gelir bu aylarda ve biraz da hüzün. Yine bitecek bu güzel günler diye düşününce. Ama değiyor buna. Tüm kışı yaz gelmesi için beklerim ben. Yaz demek özgürlük demek çünkü. Öğrenci için öğretmen için çalışan için… Yaz demek tatil demek yenilenme demek.
Bu odama giren arı geçen yılda uğramış mıydı acaba bana? Değişmiş biraz, biraz da kilo almış galiba. Ama hala arı, kızdığında iğnesini batırıveren türden. Ucuz kurtuldum gazabından. Oysa ki sadece gazete okuyordum, pencerem açık… Güle güle şimdilik, yarın yine gel olur mu? Ama dostça.
5 Nisan 2009
Güzel bir bahar Pazar’ı


Nisan 30th, 2009 at 21:46
Fazla dostça..=)))