<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Emre BAKIR</title>
	<atom:link href="http://www.emrebakir.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.emrebakir.com</link>
	<description>pdr, eğitim, internet, yaşam üzerine kişisel yazılar...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Jan 2012 17:24:38 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.3</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Eğirdir Tatil Fırsatı</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/egirdir-tatil-firsati.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/egirdir-tatil-firsati.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 17:24:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[bilgi - tavsiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/?p=958</guid>
		<description><![CDATA[Bundan 5 yıl önce Eğirdir&#8217;le ilgili fotoğrafların yer aldığı bir yazı paylaşmıştım bloğumda. Flickr&#8217;den derlediğim Eğirdir fotoğraflarını yayınlamıştım. Bugün gununtatili adlı tatil fırsatı sitesinde Eğirdir Altıngöl Otel&#8216;in kampanyalı konaklama seçeneği yer almış.
Bu adresten kampanyayı satın alabilirsiniz.
İlanın detayları

TATİL DETAYLARI
Isparta Eğirdir ALTINGÖL HOTEL’de ÇİFT KİŞİLİK odada Oda Kahvaltı tatil kişi başı sadece 55 TL! (Fırsat 31.01 – [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bundan 5 yıl önce <a href="http://www.emrebakir.com/flickrde-en-guzel-egirdir-goruntuleri.html" target="_blank">Eğirdir&#8217;le ilgili fotoğrafların yer aldığı bir yazı</a> paylaşmıştım bloğumda. Flickr&#8217;den derlediğim Eğirdir fotoğraflarını yayınlamıştım. Bugün <a href="http://www.gununtatili.com/" target="_blank">gununtatili</a> adlı tatil fırsatı sitesinde <a href="http://www.altingolotel.com/" target="_blank">Eğirdir Altıngöl Otel</a>&#8216;in kampanyalı konaklama seçeneği yer almış.</p>
<p><a href="http://www.gununtatili.com/firsat-detay-1210?utm_source=apsis&amp;utm_medium=email&amp;utm_content=apsis" target="_blank">Bu adresten kampanyayı satın alabilirsiniz.</a></p>
<p>İlanın detayları</p>
<blockquote>
<p style="color: #585858; font-family: Arial; font-size: 12px; line-height: normal; text-align: left;"><strong>TATİL DETAYLARI</strong></p>
<div style="color: #585858; font-size: 12px; line-height: normal; text-align: left; font-family: Arial, Verdana, sans-serif; padding: 5px; margin: 0px;"><span style="color: #ff6600;">Isparta Eğirdir ALTINGÖL HOTEL’de ÇİFT KİŞİLİK odada Oda Kahvaltı tatil kişi başı sadece 55 TL! (Fırsat 31.01 – 14.02.2012 tarihleri arasındaki konaklamalar için geçerlidir.)</span></p>
<div><img src="http://www.gununtatili.com/userfiles/image/icon2.png" alt="" width="13" height="12" /> <span style="line-height: 13px; font-family: Arial, sans-serif; color: black; font-size: 9pt;"><span><span style="font-size: 9pt;">Günün Tatili, <strong>Isparta Eğirdir Altıngöl Hotel&#8217;</strong><strong>de</strong></span></span><span><strong><span style="font-size: 9pt;"> </span></strong></span><span><span style="font-size: 9pt;">çift kişilik odada kişi başı <strong>Oda Kahvaltı</strong></span></span><span><span style="font-size: 9pt;">konaklamayı içermektedir. Müsaitlik durumuna ve konaklamak istediğin gün sayısına göre dilediğin kadar kod alabilir, aldığın indirim kodlarını birleştirebilir ve tatil keyfini uzatabilirsin. </span></span></span><span style="line-height: 13px; font-family: Arial, sans-serif; color: black; font-size: 9pt;"><br />
</span><img src="http://www.gununtatili.com/userfiles/image/icon1.png" alt="" width="13" height="12" /> <span style="line-height: 13px; font-family: Arial, sans-serif; color: black; font-size: 9pt;">Bu tatil fırsatı, TÜRSAB (Türkiye Seyahat Acentaları Birliği) 1734 Belge No’su ve HMS YATIRIM DANIŞMANLIK VE TURİZM İŞLETMELERİ A.Ş. güvencesi ile sunulmaktadır.<br />
</span><img src="http://www.gununtatili.com/userfiles/image/icon2.png" alt="" width="13" height="12" /> 0-6 yaş ilk çocuk ücretsizdir. <span style="line-height: 13px; font-family: Arial, sans-serif; color: black; font-size: 9pt;">Otele giriş <strong>14:00 saatinde, otelden çıkış ise 12:00&#8242;dedir.</strong> </span><span style="line-height: 13px; font-family: Arial, sans-serif; color: black; font-size: 9pt;"> </span><span style="line-height: 13px; font-family: Arial, sans-serif; color: black; font-size: 9pt;"><br />
</span><img src="http://www.gununtatili.com/userfiles/image/icon1.png" alt="" width="13" height="12" /> <span style="line-height: 13px; font-family: Arial, sans-serif; color: black; font-size: 9pt;">İndirim kodu, </span><strong><span style="line-height: 13px; font-family: Arial, sans-serif; color: black; font-size: 9pt;">31</span></strong><strong><span style="line-height: 13px; font-family: Arial, sans-serif; color: black; font-size: 9pt;"> Ocak – 14 Şubat 2012 </span></strong><span style="line-height: 13px; font-family: Arial, sans-serif; color: black; font-size: 9pt;">tarihleri arasında konaklamak üzere yapılacak rezervasyonlarda geçerlidir. Son konaklama tarihi </span><strong><span style="line-height: 13px; font-family: Arial, sans-serif; color: black; font-size: 9pt;">14 Şubat 2012</span></strong><strong><span style="line-height: 13px; font-family: Arial, sans-serif; color: black; font-size: 9pt;">&#8216;dir</span></strong><span style="line-height: 13px; font-family: Arial, sans-serif; color: black; font-size: 9pt;">. Fırsat<strong> blokajı tesise ait odalar </strong>için geçerlidir.<br />
</span><img src="http://www.gununtatili.com/userfiles/image/icon2.png" alt="" width="13" height="12" /> <span style="line-height: 13px; font-family: Arial, sans-serif; color: black; font-size: 9pt;">Rezervasyon gerekmektedir. Erken rezervasyon tavsiye edilir.</span><br />
<img src="http://www.gununtatili.com/userfiles/image/icon1.png" alt="" width="13" height="12" /> <span style="line-height: 13px; font-family: Arial, sans-serif; color: black; font-size: 9pt;">Tatil fırsatına ulaşım dahil değildir. Ancak Uçak Hızıyla Tatil bölümünden avantajlı uçak bileti alabilirsin.<br />
</span><img src="http://www.gununtatili.com/userfiles/image/icon2.png" alt="" width="13" height="12" /> <span style="line-height: 13px; font-family: Arial, sans-serif; color: black; font-size: 9pt;">Günün Tatili koduna, tatil detayları yayından kalktıktan sonra ulaşmak istersen, kayıtlı olduğun e-posta adresine gönderdiğimiz e-postadan, cep telefonuna gönderdiğimiz SMS’ten ve sitedeki &#8220;Tatillerim&#8221; bölümünden ulaşabilirsin.<br />
</span><img src="http://www.gununtatili.com/userfiles/image/icon1.png" alt="" width="13" height="12" /> <span style="line-height: 13px; font-family: Arial, sans-serif; color: black; font-size: 9pt;">Günün Tatili’ni bir arkadaşına önerir ve onun da satın almasını sağlarsan sana bir sonraki tatil fırsatında kullanman için </span><strong><span style="line-height: 13px; font-family: Arial, sans-serif; color: black; font-size: 9pt;">5 TL Tatil Puan</span></strong><span style="line-height: 13px; font-family: Arial, sans-serif; color: black; font-size: 9pt;"> hediye edeceğiz. Söz!<br />
</span><img src="http://www.gununtatili.com/userfiles/image/icon2.png" alt="" width="13" height="12" /> <span style="line-height: 13px; font-family: Arial, sans-serif; color: black; font-size: 9pt;">Başka indirim ve kampanyalarla birleştirilemez.<br />
</span><br />
<a style="font-size: 13px; color: #585858; text-decoration: none;" href="http://www.gununtatili.com/firsat-detay-1210?utm_source=apsis&amp;utm_medium=email&amp;utm_content=apsis"><span style="color: #ff6600;"><strong>NASIL ALINIR? &gt;&gt;&gt;</strong></span></a></div>
<div id="detaylar"><img src="http://www.gununtatili.com/userfiles/image/icon1.png" alt="" width="13" height="12" /> Tek yapman gereken Hemen Al butonuna tıklamak ve kısa formu doldurduktan sonra bize bıraktığın e-posta adresin ile cep telefonu numarana göndereceğimiz Günün Tatili kodunu beklemek. Dilersen siteye üye girişi yaparak Tatillerim bölümünden de koda ulaşabilirsin.<br />
<img src="http://www.gununtatili.com/userfiles/image/icon2.png" alt="" width="13" height="12" /> Kodu aldıktan sonra hemen <strong>Rezervasyon Hattı’nı (444 5 467)</strong> aramalısın.<br />
<img src="http://www.gununtatili.com/userfiles/image/icon1.png" alt="" width="13" height="12" /> Rezervasyon Hattı görevlisine Günün Tatili kodunu verip, seçtiğin günü belirterek rezervasyonunu tamamlayabilirsin.<br />
<img src="http://www.gununtatili.com/userfiles/image/icon2.png" alt="" width="13" height="12" /> Eğer çocuğun veya bebeğinle katılacaksan Rezervasyon Hattı görevlisine belirtmeyi lütfen unutma. Tatilini uzatmak için veya farklı bir oda tipi isteklerini yine rezervasyon hattı görevlisine danışabilirsin. Ek ücretler rezervasyonunu tamamlamadan önce tahsil edilecektir.<br />
<img src="http://www.gununtatili.com/userfiles/image/icon1.png" alt="" width="13" height="12" /> Unutma! Müsaitlik durumuna göre dilediğin kadar indirim kodu alabilir ve tatilini uzatabilirsin.<br />
<img src="http://www.gununtatili.com/userfiles/image/icon2.png" alt="" width="13" height="12" /><strong> DİKKAT! İndirim kodunun iadesi, rezervasyon iptalleri ve tarih değişikliklerini indirim kodunu aldıktan sonraki 7 gün içerisinde bildirmen gerekiyor. Aksi takdirde indirim kodlarını kullanmış sayılıyorsun!<br />
</strong><img src="http://www.gununtatili.com/userfiles/image/icon1.png" alt="" width="13" height="12" /> <strong>İndirim kodunu iade etmek için kodu aldıktan sonraki 7 gün içerisinde </strong><a style="font-size: 13px; color: #585858; text-decoration: none;" href="mailto:muhasebe@gununtatili.com"><strong>muhasebe@gununtatili.com</strong></a><strong> adresine mail göndermen gerekiyor.<br />
</strong><img src="http://www.gununtatili.com/userfiles/image/icon2.png" alt="" width="13" height="12" /> <strong>Rezervasyon iptali ya da tarih değişikliği için de yine kodu aldıktan sonraki 7 gün içerisinde Rezervasyon Hattı’nı araman ve değişiklik yapman gerekiyor.<span style="font-family: Arial, sans-serif; font-size: 9pt;">ANCAK, otele giriş tarihi bu 7 gün içerisinde bir tarih ise rezervasyonun iptali yapılamaz!</span><br />
</strong><img src="http://www.gununtatili.com/userfiles/image/icon1.png" alt="" width="13" height="12" /> Bu indirim kodunu başka indirim ve kampanyalarla birleştiremezsin.<br />
<img src="http://www.gununtatili.com/userfiles/image/icon2.png" alt="" width="13" height="12" /> Tatile giderken Günün Tatili kodunun çıktısını al ya da en kolayı gönderdiğimiz SMS’i mutlaka sakla. Ne olur ne olmaz…<br />
<img src="http://www.gununtatili.com/userfiles/image/icon1.png" alt="" width="13" height="12" /> Merak ettiğin tüm konular için Sorular ve Cevaplar bölümünü okuyabilirsin. .</div>
</div>
</blockquote>
<div><img class="aligncenter size-full wp-image-960" title="937efae3-a603-48af-8ecc-937a74262538" src="http://www.emrebakir.com/wp-content/uploads/2012/01/937efae3-a603-48af-8ecc-937a74262538.jpg" alt="937efae3-a603-48af-8ecc-937a74262538" width="525" height="350" /></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/egirdir-tatil-firsati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Munzur&#8217;da Kar</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/munzurda-kar.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/munzurda-kar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2012 03:52:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[gez - gör]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yorumlarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/?p=947</guid>
		<description><![CDATA[Her düşen kar tanesini bünyesine katıp uzaklara götürecek gibi durur munzur. ona öylece uzaktan bakınca görünen odur. oysa erzincan yakasından ya da perteğin ucundan kıvrıla kıvrıla gelen soğuk hava katılaştırınca çehresini nehrin, farklı görünmeye başlar şehrin merkezinden, bayraktepe&#8217;den, atatürk mahallesi&#8217;nden. kıvrıla kıvrıla gelir çünkü dört bir yanında dersim&#8217;in dağları öldürür soğuğu, sıcağı. ama en güzel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her düşen kar tanesini bünyesine katıp uzaklara götürecek gibi durur munzur. ona öylece uzaktan bakınca görünen odur. oysa erzincan yakasından ya da perteğin ucundan kıvrıla kıvrıla gelen soğuk hava katılaştırınca çehresini nehrin, farklı görünmeye başlar şehrin merkezinden, bayraktepe&#8217;den, atatürk mahallesi&#8217;nden. kıvrıla kıvrıla gelir çünkü dört bir yanında dersim&#8217;in dağları öldürür soğuğu, sıcağı. ama en güzel tepelerden görünür. yavaş yavaş donar nehrin üstü,  kıyılardan ortalara doğru, daha durgun sulardan daha akıntılı sulara&#8230; sonra beyazlaşır nehrin üstü; maviliğini, yeşilliğini ardına bırakırcasına. sahil boyunca uzanan dağlarına beyazlığına karışmak istercesine. herkese yağar beyaz taneler, ayırt etmez ırkları, düşünceleri, yıldızları, apoletleri. herkese sunar güzelliklerini. ve herkesi iter sıcak yuvalarına. öykü&#8217;de oturup bir kahve/çay sıcaklığında kitabını okumaktır kar yağışı. sigaranı yakmak ve göğe süzülüşünü izlemektir munzur beyazlara bürünürken. 6 ay önce oltaların sallandığı, bedenlerin serinlediğini nehrin dönüşüdür, aslına. doğanın kendinde yenilenmesine. bir zamanların kızıllığının utancıdır belki aklığı. o kızıllığı örtmektir bütün derdi. insanlığa olan borcudur.<br />
her bahara yeni bir umut taşımaktır o beyazlık, kirlerinden arınmışlıktır. insanlığa bir umut yakmaktır. bir sorgulamadır.<br />
bir slogandır, &#8216;yaşasın doğanın tüm renkleri&#8217; diyen.<br />
bir arayıştır; gözelerden başlayıp bir kolu erzincan&#8217;a, bir kolu elazığ&#8217;a koşan&#8230;<br />
beyaz güzeldir, tüm renklerin arasında. kar munzur&#8217;da daha bir başkadır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-952" title="munzur" src="http://www.emrebakir.com/wp-content/uploads/2012/01/munzur.jpg" alt="munzur" width="448" height="520" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/munzurda-kar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sessiz Oda</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/sessiz-oda.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/sessiz-oda.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 07:37:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[yorumlarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/?p=942</guid>
		<description><![CDATA[Karşılıklı bi susuşmaydı söylenmeyenlerin ifadesi. Farkındaydılar ama kelimelerin sessizliği yüzleşmekten daha kolaydı ve acıyı daha tatlı kılıyordu. Sustukça ömürleri uzuyor, sustukça tepkiler çığ gibi yitikleşiyor, sustukça sevişiyorlardı kimsesizlikle.  Bedenlerinde gezinmeyen ruhların biri dünyanın bir yerinde, bir diğeri bambaşka yerlerindeydi kimi zaman. Orada başka kadınlar başka erkekler oluyorlar. Ve başka kadınlara başka erkeklere karışıyorlardı. Başka vücutlarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Karşılıklı bi susuşmaydı söylenmeyenlerin ifadesi. Farkındaydılar ama kelimelerin sessizliği yüzleşmekten daha kolaydı ve acıyı daha tatlı kılıyordu. Sustukça ömürleri uzuyor, sustukça tepkiler çığ gibi yitikleşiyor, sustukça sevişiyorlardı kimsesizlikle.  Bedenlerinde gezinmeyen ruhların biri dünyanın bir yerinde, bir diğeri bambaşka yerlerindeydi kimi zaman. Orada başka kadınlar başka erkekler oluyorlar. Ve başka kadınlara başka erkeklere karışıyorlardı. Başka vücutlarda kendilerini, başkalarının vücutlarında onu buluyorlardı. Ruhları seyyahtı ama bedenleri aynı odada suskun.</p>
<p>Sessizliği &#8216;Işığı kapatıyorum&#8217; diyen ve ardından sessiz çığlıkların geleceği bir ses bozdu.</p>
<p>Olur dedi sadece.</p>
<p>Işığı kapattı&#8230;</p>
<p>Yatağın iki farklı köşesinde onları birbirine denk tutan battaniyeyi çekti üzerlerine&#8230;</p>
<p>Öpücük kondurdu yanaklarına&#8230;</p>
<p>Uyudular ölmeye&#8230;</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-943" title="sessiz" src="http://www.emrebakir.com/wp-content/uploads/2012/01/1248341951temple-of-heaven-beijing-china-2008.jpg" alt="sessiz" width="570" height="566" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/sessiz-oda.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anadilimiz “Şiddet” Olmuş Bizim!</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/anadilimiz-%e2%80%9csiddet%e2%80%9d-olmus-bizim.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/anadilimiz-%e2%80%9csiddet%e2%80%9d-olmus-bizim.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2012 06:22:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel silahlanma]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[silahlı şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[umut vakfı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/?p=935</guid>
		<description><![CDATA[Umut Vakfı&#8216;nın bu haftaki bültenini aynen aktarıyorum;
Anadilimiz şiddet olmuş da haberimiz yok. 3.sayfa haberlerinde haftalık yüzden fazla bireysel silahla işlenen suç haberini arşivliyoruz. Kadına şiddet, aile içi şiddet, yakın akrabalar, arkadaşlar arası şiddet… Bitmek bilmiyor. Kardeşin kardeşe şiddeti, yakınlarımıza uyguladığımız ya da onlardan gördüğümüz şiddet Türkiye’de %57,3. Biz yabancılara değil, yakınımızdakilere şiddet uygulayan bir millet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.umut.org.tr/" target="_blank">Umut Vakfı</a>&#8216;nın bu haftaki bültenini aynen aktarıyorum;</p>
<p>Anadilimiz şiddet olmuş da haberimiz yok. 3.sayfa haberlerinde haftalık yüzden fazla bireysel silahla işlenen suç haberini arşivliyoruz. Kadına şiddet, aile içi şiddet, yakın akrabalar, arkadaşlar arası şiddet… Bitmek bilmiyor. Kardeşin kardeşe şiddeti, yakınlarımıza uyguladığımız ya da onlardan gördüğümüz şiddet Türkiye’de %57,3. Biz yabancılara değil, yakınımızdakilere şiddet uygulayan bir millet olmuşuz. O zaman kimden korunmak için silahlanıyoruz?</p>
<p>Yürüyüşün olduğu günlerde IANSA’dan (International Action Network on Small Arms) bir <a href="http://www.infertrust.org/armed_domestic_violence.asp" target="_blank">rapor</a> geldi. 2004-2008 yılları arası kadına yönelik ölümcül şiddet vakalarını araştırmışlar ve bir rapor hazırlamışlar. Sizce kaç vaka araştırılmıştır dersiniz? Dört yılda 39 vaka. Bunun üzerine araştırma yapmışlar ve vakaların %64’ünün ruhsatlı av tüfeği ile (İngiltere’de bireysel silahlanmaya izin yoktur, sadece av tüfeği edinebilirsiniz) öldürüldüğünü tespit etmişler. Ve kadınlara bir çağrıda bulunuyorlar: Eğer av tüfeği almak için başvuru yapan kişinin şiddet geçmişi varsa, ruhsat verilmesin! Kanada ve Avustralya uygulamasından yola çıkarak daha insanca yaşama koşullarına sahip olabilmek için haklı bir talep.</p>
<p>Gelelim Türkiye’ye. Burada ağlanacak halimize gülesimiz geliyor. Dört yılda 39 vaka üzerinden analizler yapılıp, bireysel silahlanmanın zaten en sınırlı olduğu bir ülkede daha da zorlaştırılması için çağrıda bulunuluyor. Biz ne yapalım? Türkiye’de neredeyse her ay 39 kadın hayatını şiddet yüzünden kaybediyor. Bu durumda ne büyüme oranı, ne sanayileşme hızı, ne de bölgesel güç olmak bizi ilgilendirmiyor! Biz canımızı kurtarmaya bakıyoruz. Şiddet anadilimiz olmuş. Bundan daha iyi bir gösterge olabilir mi?</p>
<p>Şiddetin en uç noktası, silahlı şiddettir. Bizim cinayet oranlarımıza bakınca, yani buzdağının görünen yüzüne, insanın derinlere bakmaya cesareti kalmıyor. İşler o raddeye gelene kadar kim bilir neler yaşanıyor, düşünmeye korkuyoruz. En basitinden çocuklarımız durdan sustan anlamıyor. Ne zaman ki annesi çocuğu hırpalıyor, ağzına iki tokat atıyor, çocuk o zaman durması gerektiğini anlıyor. Çünkü hiç normal sesle bir hareketi neden yapmaması gerektiği, yaptığı zaman sonuçlarının ne olacağı anlatılmamış. Yanlış bir şey yapınca yemiş tokadı. O yüzden ancak tokat yediğinde durması gerektiğini anlayabiliyor ve o yüzden büyüdüğünde de ancak dayak yediğinde durması gerektiğini, yanlış yaptığını anlıyor. Ve işte tam da bu yüzden birini durdurmak istediğinde önce yumruklarını, sonra silahını konuşturuyor.</p>
<p>Şiddet genlerimize işlemiş. Artık neyin şiddet olduğunu bile ayrımsayamıyoruz. Herkes birbiri ile bağırarak konuşuyor. Daha sonra üzerine yürüyor. Zaten bundan sonra duracak yer kalmıyor: fiziksel ve bireysel silahlı şiddet. Ancak bu dili, şiddet dilini hala bilmeyenler var aramızda. Bu dili anlamayan, hiç konuşmamış o yüzden de karşı taraf şiddet dilini konuştuğunda şaşırıp olduğu yerde kalanlar var. Aynı ülkede yaşıyoruz ama anadillerimiz farklı. Birimizin ailesinde konuşma dili, diğerinde şiddet dili hâkim. Gün ola hayat sizi karşı karşıya getirdiğinde, hele ki farklı düşünüyorsanız, vay halinize! Anadilimiz şiddet olmuş bizim de haberimiz yokmuş.</p>
<p>İyi haftalar,<br />
<a href="http://www.umut.org.tr/" target="_blank"> Umut Vakfı</a></p>
<p style="text-align: right;">24.01.2012 haftalık <a href="http://www.umut.org.tr/" target="_blank">Umut Vakfı</a> Bülteni</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-936" title="071015163414" src="http://www.emrebakir.com/wp-content/uploads/2012/01/071015163414.gif" alt="071015163414" width="137" height="287" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/anadilimiz-%e2%80%9csiddet%e2%80%9d-olmus-bizim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yalan Dünya&#8217;ya Bir de Buradan Bakmak</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/yalan-dunyaya-bir-de-buradan-bakmak.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/yalan-dunyaya-bir-de-buradan-bakmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Jan 2012 17:40:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[sinema - tv]]></category>
		<category><![CDATA[yorumlarım]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa yakası]]></category>
		<category><![CDATA[gülse birsel]]></category>
		<category><![CDATA[psikopatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yalan dünya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/?p=926</guid>
		<description><![CDATA[2004-2009 yılları arasında keyifle izlediğimiz Avrupa Yakası&#8217;nı eminim hepimiz tebessümle hatırlayacağız. Hatırlayacağız diyorum çünkü 3 yıl önce bitmiş olmasına rağmen hala tadı damağımızda birçoğumuzun. Gülerek, eğlenerek izledik fakat ben bu yazıda farklı bir noktadan bakmak istiyorum. Dizinin bize kazandırdıklarından birtanesi de antisosyal, obsesif, histerik vb. &#8216;zor kişilikleri&#8217; gündelik yaşama aktarması ve belki de sevdirmesiydi. Onların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2004-2009 yılları arasında keyifle izlediğimiz Avrupa Yakası&#8217;nı eminim hepimiz tebessümle hatırlayacağız. Hatırlayacağız diyorum çünkü 3 yıl önce bitmiş olmasına rağmen hala tadı damağımızda birçoğumuzun. Gülerek, eğlenerek izledik fakat ben bu yazıda farklı bir noktadan bakmak istiyorum. Dizinin bize kazandırdıklarından birtanesi de antisosyal, obsesif, histerik vb. &#8216;zor kişilikleri&#8217; gündelik yaşama aktarması ve belki de sevdirmesiydi. Onların bir psikiyatri kliniğinde patoloji olarak nitelendirilen davranışlarını izlerken kahkahalara boğulmuşluğumuzdur. Peker Açıkalın&#8217;ın canlandırdığı Gaffur,  Hasibe Eren&#8217;in canlandırdığı Makbule, Engin Günaydın&#8217;ın canlandırdığı Burhan, Binnur Kaya&#8217;nın canlandırdığı Şahika karakterleri gözlerimizin önüne geldi mi? Dizinin bize bu açıdan çok önemli bir kazanımı olduğu düşüncesindeyim. Hatta bu tiplemelerin taklitleri bile özellikle çocuk ve ergen grupları arasında sosyal kabul artırıcı faktörler haline dönüştü. Bir yanda silahlı şoven bir karakter olan Polat Alemdar var iken açıkçası bu tatlı patolojik karakterlerin modellenmesi daha efdal geldi.</p>
<p>Gülse Birsel&#8217;li yeni dizisi Yalan Dünya başlayalı 2 hafta oldu. Dizide, İzmir&#8217;den İstanbul&#8217;a oyunculuk yapmak için gelen Deniz ve kardeşi&#8217;nin etrafında oluşturulan bir yaşam biçimi ile, Altan Erkekli&#8217;nin aile reisi olduğu, Beyazıt Öztürk, Hasibe Eren, Olgun Şimşek&#8217;li bir muhafazakar aile örüntüsü 2 ana unsur olarak göze çarpıyor.</p>
<ul>
<li>Eğer sorunlarınızı mizahla ifade edebilme noktasına gelmişseniz, artık konuşuyorsunuzdur ve çözüm o kadar da uzağınızda değildir.</li>
</ul>
<p>Özellikle AKP iktidarıyla birlikte yükselen muhafazakar &#8216;yeşil sermaye&#8217; değerlerinin şehirlere taşınması ve iktidarın gücüyle toplumsal alanın bir çok noktasına nüfuz etmesiyle birlikte sosyolojik bir çok olgu ortaya atıldı son dönemlerde. Mehmet Altan&#8217;ın kent dindarlığı ve  Muzaffer Şerif&#8217;in mahalle baskısı kavramları öne çıkan sosyolojik kavramlardan.</p>
<p>Yalan Dünya&#8217;nın ilk 2 bölümünde; muhafazakar ve yeni şehirleşen bir aile ile nispeten daha önce bu sürecini tamamlamış klasik Nişantaşı ahalisinin gündelik yaşamdaki farklılık ve çatışmaları Gülse Birsel karakterleriyle ekrana taşındı.</p>
<p>Ben keyifle izledim ilk 2 bölümü, herkes gibi Orçun karakterini çok beğendim. Hala izlemeyenlere tavsiye ediyor, izleyenlere de bir de bu gözle bakmayı öneriyorum.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-930" title="Yalan Dünya" src="http://www.emrebakir.com/wp-content/uploads/2012/01/8723-yalan-dunya-2-bolum.gif" alt="Yalan Dünya" width="300" height="300" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/yalan-dunyaya-bir-de-buradan-bakmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şafak 35</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/safak-35-izmir.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/safak-35-izmir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 22:15:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/?p=922</guid>
		<description><![CDATA[35, izmir&#8230;

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>35, izmir&#8230;</p>
<p><img src="http://www.emrebakir.com/wp-content/uploads/2011/12/safak.png" alt="" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/safak-35-izmir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gittiler İşte</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/gittiler-iste-seyhmus-diken.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/gittiler-iste-seyhmus-diken.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Dec 2011 21:02:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[bilgi - tavsiye]]></category>
		<category><![CDATA[aras yayıncılık]]></category>
		<category><![CDATA[diyarbakır ermenileri]]></category>
		<category><![CDATA[diyarbakır süryani]]></category>
		<category><![CDATA[ermeniler]]></category>
		<category><![CDATA[şeymus diken]]></category>
		<category><![CDATA[surp giragos ermeni kilisesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/?p=882</guid>
		<description><![CDATA[ &#8216;Ancak maalesef biz bu değerlerimizi, farklılıklarımızı tükettik. Kaybedenler sadece gidenler olmadı. Kaybeden sadece gitmek zorunda olanlar ve acı çekenler değil, bizler kaybettik. Onlar bolluğu da bereketi de beraberinde götürdü. Bir daha bu coğrafyanın tek bir farklılığını, tek bir değerini yitirmeyeceğiz. Lütfen sizlerden ricam toprağınıza geri dönün.&#8217; diye sesleniyordu Osman Baydemir 2010 yılında Diyarbakır&#8217;daki bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em> &#8216;Ancak maalesef biz bu değerlerimizi, farklılıklarımızı tükettik. Kaybedenler sadece gidenler olmadı. Kaybeden sadece gitmek zorunda olanlar ve acı çekenler değil, bizler kaybettik. Onlar bolluğu da bereketi de beraberinde götürdü. Bir daha bu coğrafyanın tek bir farklılığını, tek bir değerini yitirmeyeceğiz. Lütfen sizlerden ricam toprağınıza geri dönün.&#8217; </em>diye sesleniyordu Osman Baydemir 2010 yılında Diyarbakır&#8217;daki bir konuşmasında gidenlere. Ve kitap bu sözlerle başlıyordu. Bu sözleri duymak da beni kitabı okumaya itiyordu. Haziran ayında Diyarbakır&#8217;dan aldım kitabı ve malum sebeplerden dolayı da okuyamadım bugüne kadar. Aldım elime bir çırpıda okudum.</p>
<p>Kapağında Diyarbakır&#8217;daki Surp Giragos Ermeni Kilisesi&#8217;nin küflenmiş hatta çürümüş fotoğrafı&#8230; Yazar bir zamanlar Diyarbakır&#8217;da yaşamış olan veya kökleri buraya dayanan ermeni ve süryanilerin yaşamlarından yola çıkarak bir deneme oluşturmuş. Bir çok farklı sanatçı, yazarın iç burkan hikayesi aktarılmış. Yıllar sonra Diyarbakır&#8217;a yeniden geldiklerinde yaşadıkları duygular fotoğraflarla anlatılmış. Şeyhmus Diken şehrine aşık bir insan; yıllar boyu araştırdığı, tanıştığı, köklerinin bir şekilde Diyarbakır&#8217;a dayandığına rastladığı insanların hayatlarını derlemiş. Kimisi Agos, Bir gün, Radikal gibi gazetelerde daha önce yayınlanmış hikayeler.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-896" title="Gittiler İşte Kitap Kapağı" src="http://www.emrebakir.com/wp-content/uploads/2011/12/12şeyhmus.jpg" alt="Gittiler İşte Kitap Kapağı" width="455" height="243" /></p>
<p>Kitapta rahatsız edici yan ise yazarın fırsat gördükçe egemen güçlere ve iktidara çakma girişimleriydi. Bu hikayeler yazarın siyasi kaygılarının karışmadığı özgünlüğüyle aktarılabilirdi belki ama o zaman deneme olmazdı. Ben yine de eleştirilerimi yönelteceğim.Örneğin süryanilerin bugünkü yaşadıklarını kitabın 211. sayfasında şöyle aktarıyor;</p>
<blockquote><p>&#8230;şiddet iklimi, şiddetten beslenen farklı bir savaş rantiyesi yarattı. Paydaşlardan bir kesimi, görünür bir kesimi, koruculuğu kabul edip silah kuşananlar. Boşaltılan kürt köylerinin metazori yeni sahipleri.</p>
<p>Bütün bir bölge düzleminde köylerine dönen eski Kürt sakinlerine nasıl tahammülsüzlük gösterip kurşun sıkıyorlarsa, diasporadan köyüne dönüp evini yapmaya yeltenen Süryani&#8217;ye deaynı önyargı ile bakıyor, dönmesin istiyorlar. Bütün yaşananlar bunun yansıyan bir şekli gibi.Egemen devletle içli dışlı yöresel feodal otoritenin, bölgeye dönüş yapan ve köylerini, evlerini yeniden onarıp, ayağa kaldıran ve adeta &#8216;kötü örnek&#8217; olan süryani toplumunun fertlerinin, Kürt köylülerinin de gözlerini açacağından, talepkar olacaklarından yana duydukları rahatsızlık, duydukları tedirginlik&#8230;</p></blockquote>
<p>119. sayfada da Diyarbakır plakalı bir araca yapılanları şöyle aktarıyor;</p>
<blockquote><p>&#8230;Mesela Diyarbekir&#8217;e ilk gelenlerin dikkatini en çok ne çeker bilir misiniz? Kentteki özellikle özel binek araçların büyük çoğunluğunun plakalarının Ankara, İstanbul plakası taşımaları.<br />
&#8230; Acımasız önyargılıların Diyarbakır plakası görünce, kırmızı gören boğa misali, lastik patlatmadan tutun cam kırmaya varıncaya kadar yaptıklarını yazmaya bile gerek yok&#8230;</p></blockquote>
<p>Barışın dilinin farklı olması gerektiğini söyleriz değil mi? Ya da ben en doğrusunun bu olduğuna inanırım. Buradan -kitaptaki ilgili olmayan bu bölüme yine aynı ilgisizlikle  ben de -Diyarbakır&#8217;da arabamızın plakası 33 olduğu için lastikleri kesildi &#8216;<em>önyargılı, kırmızı görmüş boğa gibi öfkeli biri tarafından&#8217;</em> desem sanıyorum gereksiz olur. Ki gereksiz, yaşanmış olduğu halde. Bu kitabın içerisinde yer alması gereken bir metin değil.</p>
<p>Ben daha çok kitabın tanıtımına yönelik bir yazı yazmak istiyordum fakat bu tekrarlar beni rahatsız etti, yazarın politik kaygılar duyarak arada bir çakayım düşüncesi kitabın amacına hizmet etmiyor. Evet belki devletin resmi tarihine karşı bir Kürt resmi tarihi oluşturulmak istenirse; Süryanilere, egemen güçlere yaranma amacındaki korucular bunu yapıyor ya da Diyarbakır plakalı araca Türkler önyargıyla bakıyor denilebilir. Bu da uygun bir yol olabilir! Fakat ben bu kitabı meselenin dramatik boyutu, haksızlığını, insanı boyutunu ve gayrimüslimlere yaptığımız mezalimi anlayabilmesi amacıyla Ispartalı, İzmirli bir arkadaşıma önermeye kalksam amacına hizmet etmemiş olur.</p>
<p>Bir başka rahatsız eden nokta da yayıncının kitabın dizgisini hazırlaması konusunda; dipnotlar sayfanın altı yerine bölüm sonlarına konulmuş. Sık sık bölüm sonunu bulmak için sayfaları çevirmek zorunda kalmak beni sıktı.</p>
<blockquote><p>İstanbul’a tedavi için gitmeden önce, kilisenin avlusundaki müştemilat bölümünde bir başına ve yapayalnız anılarıyla yaşayan son Ermeni Anto Dayı ipten kuşağıyla beline bağlı şalvarının cebinde taşırdı damı çökmüş kilisenin kapısının Miteloğlu anahtarından kilidini. Bir ritüel gibiydi kapının kilidini açışı. Gidip gelen hafızasıyla sürekli yinelerdi:</p>
<p>“Gittiler işte, hepsi gitti, bir tek ben kaldım geriye. Sahibi de, bekçisi de benim bu kilisenin.”  syf: 34</p></blockquote>
<p>Ayrıca kitapla birlikte bir de albüm hediye ediliyor. Henüz dinlemeye başladım.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-887" title="Gittiler İşte CD Udi Yervant" src="http://www.emrebakir.com/wp-content/uploads/2011/12/gittiler-iste-290b884.jpg" alt="gittiler-iste-290b884" width="300" height="300" /></p>
<p style="text-align: left; ">Olumsuz yönlerine daha çok yer verdiğime bakmayın, beni duygulandıran, kitabı elimden bırakmak istemediğim anlar yaşatan hikayeler çok daha fazla. O kısımları anlatmaktan ziyade okuyucunun yaşaması daha uygun geldi. Tuba Çandar&#8217;ın Hrant&#8217;ından beridir bu bağlamda duygu yüklü kitap okumamıştım.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-890" title="Şeyhmus Diken" src="http://www.emrebakir.com/wp-content/uploads/2011/12/seyhmus-diken.jpg" alt="Şeyhmus Diken" width="133" height="221" /><em>Şeyhmus Diken, 1954 yılında, Diyarbakır’da doğdu; ilk, orta ve lise eğitimini orada tamamladı. 1978’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset ve İdari Bilimler Bölümü’nden mezun oldu. İçişleri Bakanlığı bünyesindeki mülki amirlik memuriyeti 12 Eylül 1980 askeri darbesi ile son buldu. Halen yaşamını Diyarbakır’da, Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı olarak sürdürmektedir.<br />
Türkiye Yazarlar Sendikası ile Kürt Yazarlar Derneği üyesi ve Uluslararası PEN Yazarlar Örgütü Türkiye Merkezi’nin Diyarbakır Temsilcisi’dir. “Günün Doğusu” köşesi ile BirGün gazetesinde, ayrıca www.bianet.org sitesinde yazmaktadır.<br />
Aras Yayıncılık’tan çıkan Gittiler İşte, 1997’de Kürdilihicazkâr Metinler’le okur karşısına çıkan yazarın onüçüncü kitabıdır. Taşlar Şahit, Zevalsiz Ömrün Sürgünü Mehmed Uzun, Türkiye&#8217;de Sivil Hayat ve Demokrasi, Bir Kürdün AKP Okumaları, Türkçe kaleme aldığı eserlerinden bazılarıdır.<br />
Sırrını Surlarına Fısıldayan Şehir: Diyarbakır (İstanbul, 2006) adlı eseri Kürtçeye (Diyarbakır, 2006) ve Fransızcaya (Paris, 2010), İsyan Sürgünleri (İstanbul, 2005) ise Kürtçeye (2007) çevrilmiştir.</em></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-893" title="Aras Yayıncılık" src="http://www.emrebakir.com/wp-content/uploads/2011/12/aras-logo.jpg" alt="Aras Yayıncılık" width="53" height="81" /></p>
<blockquote><p><span style="color: #ff0000;"> Düşman bellediklerimiz, hikayelerini duymadıklarımızdır. Slovaj Zizek.</span></p></blockquote>
<p>Kitabı satın almak için; <a href="http://www.arasyayincilik.com/index.php?dispatch=products.view&amp;product_id=29899" target="_blank">Aras Yayıncılık</a>, <a href="http://www.idefix.com/kitap/gittiler-iste-seyhmus-diken/tanim.asp?sid=BS71TD72O790ZHJSITXV" target="_blank">İdeefixe</a>, <a href="http://www.pandora.com.tr/urun/gittiler-iste/230625" target="_blank">Pandora</a>, <a href="http://www.bidolukitap.com/kitap/179927/gittiler_iste_seyhmus_diken.htm" target="_blank">Bidolukitap</a>, <a href="http://www.netkitap.com/kitap-gittiler-iste-seyhmus-diken-aras-yayinlari.htm">Netkitap</a></p>
<p>Konuyla ilgili benzer kitaplar; Fethiye Çetin Anneannem, Mıgırdiç Margosyan Gavur Mahallesi, Fethiye Çetin-Ayşegül Altınay Torunlar, Tuba Çandar Hrant adlı yapıtları da ilgilenenlere tavsiye ediyorum.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-915" title="Gittiler İşte" src="http://www.emrebakir.com/wp-content/uploads/2011/12/gittileristeorj.jpg" alt="Gittiler İşte" width="385" height="561" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/gittiler-iste-seyhmus-diken.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şafak 71</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/safak-71.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/safak-71.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Dec 2011 22:20:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[karalama]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[askeri jargon]]></category>
		<category><![CDATA[şafak bastırması]]></category>
		<category><![CDATA[şafak karanlık]]></category>
		<category><![CDATA[şafak nedir]]></category>
		<category><![CDATA[şafak saymak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/?p=870</guid>
		<description><![CDATA[Burada bir adet var, belki bazılarınız biliyordur; şafak saymak. Asker kışlaya girdiği günden itibaren belli bir süre orada kalır ve geçirilen süreler toplam süreden düşülerek sayılmaya başlanır. İşte askeri jargonun zorunlu mağdurlarının her gün bahis olan konuşmalarından birisi de bu. Şafak kaç tertip, şafağını söyle de bi içimiz rahat etsin gibi cümleler hiç usanılmadan günlerce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Burada bir adet var, belki bazılarınız biliyordur; şafak saymak. Asker kışlaya girdiği günden itibaren belli bir süre orada kalır ve geçirilen süreler toplam süreden düşülerek sayılmaya başlanır. İşte askeri jargonun zorunlu mağdurlarının her gün bahis olan konuşmalarından birisi de bu. Şafak kaç tertip, şafağını söyle de bi içimiz rahat etsin gibi cümleler hiç usanılmadan günlerce kurulur. İlk geldiğim sıralarda epeyce garipseyip kendimce anlamsız da bulmuştum aslında bu denli önemsenmesini. Oysa olay benim açımdan da bu şekilde devam etti. Şafak saymak bir umut. Gerçekten bir umut ve çok sahici. Kişi burada sosyal yaşamdan tamamen izole bir durumdayken onu yaşama bağlayan somut olgu şafak saymak. Önce şafak karanlıklarla başlıyor konuşmalar acemi dönemlerde. Bu çok uzun askerliğim var konuyu deşeleme demek. 300&#8242;den, 200&#8242;den, 100&#8242;den düşmek gibi deyimlerde var. Bazen de plakalara düştüm denir. Bu 82&#8242;den düşmek anlamına gelir ve asker saydığı günün denk geldiği ilin plakası karalanmaya başlar. 81 Düzce&#8217;nin plaka kodudur. Ve o gün, a4 kağıda yazdırılmış Türkiye haritasında Düzce&#8217;nin sınırları itinayla karalanır, ertesi gün Osmaniye, Kilis diye devam eder.  Bazen tekrarlanan bir gelenekte o gün saydığın ilden gelen bir asker varsa onun sırtına binmektir. Örneğin 44 gün kala Malatyalı bir arkadaş sizi sırtına alır. Hatta son sayılara doğru artık sadece il veya gün değil şafak tekerlemelerle ifade edilmeye başlar. 6 haftaya evde kahvaltı, ne biksi ne keleş sadece 5 gibi.  Ertesi sabah ayrılacaksanız eğer Şunu söylemek ve duymak harika bir his yaratıyor; şafak doğan güneş. Ayrıca şafak bastırması diye bir kavram daha var ki bu biraz daha karışık ve tam anlamıyla anlatmakta ben de güçlük çekiyorum. Şafağınız azalmıştır fakat siz kışladan ayrılma gününü bir süredir her daim yaşıyorsunuzdur. İşte günlerin geçmek bilmediği, her şeyin sıradanlaştığı bir zaman vardır ki o an şafak bastırıyordur. Depresif bir duygu durumu ama varoluşsal olarak amaçsızlaşmayı da içeriyor.</p>
<p>Ben  366 günden saymaya başladım. Kocaman 1 yıl. Şafağım mı? Bugün 71, yani Kırıkkale. Henüz şafak bastırmıyor, ya da geldiğim günden beri hissettiklerimde bi farklılık olmadığı için ben öyle sanıyorum. a4 kağıda ben de yazdırdım harita fakat henüz karalamadım hiç bir ili, sanki karalarsam bitiremeyecekmişim gibi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/safak-71.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vicdani Redde Hayır, “Cüzdani Redde” Evet!</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/vicdani-redde-hayir-%e2%80%9ccuzdani-redde%e2%80%9d-evet.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/vicdani-redde-hayir-%e2%80%9ccuzdani-redde%e2%80%9d-evet.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Dec 2011 02:06:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[beğendiklerim]]></category>
		<category><![CDATA[güncel]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[vicdani red]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/?p=864</guid>
		<description><![CDATA[&#8230;Vicdani red ve bedelli askerlik tartışmalarından başlayalım. Vicdani red öldürmeyi ve öldürme sanatını öğrenmeyi reddetmek ve bu süreyi insanlık için yararlı başka işlerde kullanmayı istemek anlamına gelmektedir. Avrupa ülkelerinde yasal olan ve bir insan hakkı olarak kabul edilen vicdani red ülkemizde hala yasadışı, hatta konuşulması, tartışılması bile tabu olarak kabul ediliyor. Vicdani reddi savunanlar, askerlik yapmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="font-size: 11px; font-family: Verdana; margin-top: 7px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; line-height: 22px; text-align: justify; color: #333333; padding: 0px;">&#8230;Vicdani red ve bedelli askerlik tartışmalarından başlayalım. <strong>Vicdani red öldürmeyi ve öldürme sanatını öğrenmeyi reddetmek ve bu süreyi insanlık için yararlı başka işlerde kullanmayı istemek anlamına gelmektedir. </strong>Avrupa ülkelerinde yasal olan ve bir insan hakkı olarak kabul edilen vicdani red ülkemizde hala yasadışı, hatta konuşulması, tartışılması bile tabu olarak kabul ediliyor. Vicdani reddi savunanlar, askerlik yapmaya karşı çıkanlar <strong>“halkı askerlikten soğutmak”</strong> gerekçesiyle hapis ile cezalandırılıyorlar.</p>
<p style="font-size: 11px; font-family: Verdana; margin-top: 7px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; line-height: 22px; text-align: justify; color: #333333; padding: 0px;"><strong>Vicdani Red ve Toplum</strong></p>
<p style="font-size: 11px; font-family: Verdana; margin-top: 7px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; line-height: 22px; text-align: justify; color: #333333; padding: 0px;">Tabu olan pek çok konuda olduğu gibi, halkın büyük bölümü vicdani redde ne olduğunu bilmeden karşı çıkıyor. Geçtiğimiz günlerde yapılan bir araştırma sonuçlarına göre halkın<strong>%81,8</strong>’i vicdani redde karşı olduğunu belirtmiş. Aynı araştırmanın başka bir sonucu da halkın<strong>%78,8</strong>’inin vicdani red konusunda bilgisi olmadığını ortaya koymaktadır. Tabu kabul edildiği için tartışılmayan, konuşulmayan vicdani red, milliyetçi-şoven çevrelerce pompalanan<em> “her Türk asker doğar”, “askerlik yapmayan erkek olamaz”, “askerliğe karşı çıkmak vatana ihanettir” </em>türünden ezberler sonucu halkın büyük çoğunluğu tarafından reddedilmektedir. <br style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" /><br style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" />Aslında <strong>“her Türk asker doğar”</strong> ezberi, yakın zamanda gazetelerde yer alan bir haber ile bozulmuştur. Habere göre 5103 adet sözleşmeli erbaş alımı için verilen ilan sonucunda, koşullara uygun bulunan aday sayısı sadece 783’tür.</p>
<p style="font-size: 11px; font-family: Verdana; margin-top: 7px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; line-height: 22px; text-align: justify; color: #333333; padding: 0px;"><strong>Vicdani Redde Hayır, “Cüzdani Redde” Evet!</strong></p>
<p style="font-size: 11px; font-family: Verdana; margin-top: 7px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; line-height: 22px; text-align: justify; color: #333333; padding: 0px;">Vicdani reddi kabul etmeyen, askere gitmek istemeyenlerin hapis ile cezalandırılacağını açıklayan iktidar, <strong>bedelli askerliği </strong>yasalaştırmakta ise hiçbir sakınca görmemektedir. Yasaya göre 20.000 TL’yi ödeyen, bir gün bile askerlik yapmadan bu “kutsal vatani görevi” yerine getirmiş, “gerçek bir erkek” ve “vatansever” olarak yaşamına devam edebilecektir. Bu bedeli ödemeyen ya da ödeyemeyenler ise ya askere (belki de mezara) ya da hapse gitme seçenekleriyle karşı karşıya kalmaktadırlar. Vicdani Redde hayır diyenler “Cüzdani Reddi” onaylayarak büyük bir “vicdanlılık” örneği sergilemiş olmaktadırlar. <strong>İnancı ya da ideolojisi nedeniyle askerlik yapmak istemeyenler “vatan haini”, 20.000 TL’si olduğu için askere gitmeyenler ise “vatansever” olmaktadırlar.</strong> Bu hangi vicdana sığmaktadır?&#8230;</p>
<p style="font-size: 11px; font-family: Verdana; margin-top: 7px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; line-height: 22px; color: #333333; text-align: right; padding: 0px;">turnusol.biz <a href="http://www.turnusol.biz/public/makale.aspx?id=11717&amp;pid=19&amp;makale=Vicdan,%20c%FCzdan%20ve%20Dersim" target="_blank">adres</a>inde yazar <a href="http://www.turnusol.biz/public/isim.aspx?id=446&amp;isim=Serdar%20Esen" target="_blank">serdar esen</a> tarafından kaleme alınmıştır.</p>
<p style="font-size: 11px; font-family: Verdana; margin-top: 7px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; line-height: 22px; color: #333333; text-align: right; padding: 0px;">11-12-2011 tarihinde erişilmiştir.</p>
<p style="font-size: 11px; font-family: Verdana; margin-top: 7px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; line-height: 22px; color: #333333; text-align: center; padding: 0px;"><img class="size-full wp-image-866 aligncenter" title="080829203301" src="http://www.emrebakir.com/wp-content/uploads/2011/12/080829203301.jpg" alt="080829203301" width="300" height="36" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/vicdani-redde-hayir-%e2%80%9ccuzdani-redde%e2%80%9d-evet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Obsesif Betimleme</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/obsesif-betimleme.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/obsesif-betimleme.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Dec 2011 21:43:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[karalama]]></category>
		<category><![CDATA[obsesif kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[obsesif senaryo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/?p=797</guid>
		<description><![CDATA[&#8230;O da tedirginlikten ovuşturuyordu ellerini. Salonun zeminini kaplamış olan parkenin üzerine ayakkabıların sürtmesiyle oluşan siyah plastik izlerini takip ediyordu gözleri. Uğultuya benzeyen biçimde kulaklarına ulaşan ofis gürültüsü ve içerisinde kaybolduğu sessizlik. Aklına bir an gelip sonra hemen giden ya da gelip öylece kalakalan düşünceler de aynı etkiyi yaratıyordu. Adı sessizlik.
Sehpanın üzerinde duran dergiye ilişti gözü, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8230;O da tedirginlikten ovuşturuyordu ellerini. Salonun zeminini kaplamış olan parkenin üzerine ayakkabıların sürtmesiyle oluşan siyah plastik izlerini takip ediyordu gözleri. Uğultuya benzeyen biçimde kulaklarına ulaşan ofis gürültüsü ve içerisinde kaybolduğu sessizlik. Aklına bir an gelip sonra hemen giden ya da gelip öylece kalakalan düşünceler de aynı etkiyi yaratıyordu. Adı sessizlik.</p>
<p>Sehpanın üzerinde duran dergiye ilişti gözü, aydan aya yayınlanan, Ona insanların geçmiş ayda ki haberlerde ne bulduklarını merak ettiren aylık bir haber dergisiydi. Kuşe kağıdın kokusu burnuna ulaştığında geçici bir rahatlama yaratan dergilerden.Şöylece bir baktı manşetteki habere. Sonra kim bilir kendinden önce kaç el değmiştir diye düşündü bir anda. Çantasından çıkardığı susuz sabunsuz temizlik ürünleriyle ellerini, mikropları cehennemin dibine gönderinceye kadar sildi.</p>
<p>Tedirginlik çişini getirmişti. Bacaklarını birbirini kesecek biçimde birbirine yaklaştırarak olası bir sızıntıyı önleyebileceğini düşündü. Çok korkuyordu altına yapmaktan. İdrarın yavaş yavaş bacaklarını ısıtmasından, ıslaklığın, pantolonun paçasından düşecek ilk damlayla birlikte görünür olmasından. İlerde duran çocuğun anne bak diye bağırıp herkesin kendisine bakıp utançtan yerin dibine gireceği düşüncesinden&#8230; Oysa hiç işememişti donuna. Ama o an da korktuğu tek şey buydu.</p>
<p>Sıranın bir an önce kendisine gelmesini ve içeriye girmeyi istiyordu. Ne işi vardı bu boktan yerde. Hiç bir şeyi yoktu ama yine de gelmişti. Çevresindekilerin sürekli psikolojiktir demesindendi belki de. Bazı şeyleri ikinci defa kontrol etmeme ya da olmama olasılığını düşünme insanların birbirlerine fazla güveninden ileri geliyordu. Ve ona göre polyannacılıktan başka bir şey değildi. Kapıyı kilitlediğinden emin olmak,  karşısındakinin elini sıktığında onun tuvaletten sonra elini yıkamadığı düşünme, sabahları yatağın üzerinde bir tek kırış olmadan düzenleme her insanın yapması gereken şeylerdi. Ama insanlar gereğinden fazla eminlerdi&#8230;</p>
<p style="text-align: right;">30 -11- 2011</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-849" title="obs2" src="http://www.emrebakir.com/wp-content/uploads/2011/12/obs2.png" alt="obs2" width="371" height="116" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/obsesif-betimleme.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

