<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Emre BAKIR &#187; karalama</title>
	<atom:link href="http://www.emrebakir.com/category/karalama/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.emrebakir.com</link>
	<description>pdr, eğitim, internet, yaşam üzerine kişisel yazılar...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Jan 2012 17:24:38 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.3</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Şafak 71</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/safak-71.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/safak-71.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Dec 2011 22:20:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[karalama]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[askeri jargon]]></category>
		<category><![CDATA[şafak bastırması]]></category>
		<category><![CDATA[şafak karanlık]]></category>
		<category><![CDATA[şafak nedir]]></category>
		<category><![CDATA[şafak saymak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/?p=870</guid>
		<description><![CDATA[Burada bir adet var, belki bazılarınız biliyordur; şafak saymak. Asker kışlaya girdiği günden itibaren belli bir süre orada kalır ve geçirilen süreler toplam süreden düşülerek sayılmaya başlanır. İşte askeri jargonun zorunlu mağdurlarının her gün bahis olan konuşmalarından birisi de bu. Şafak kaç tertip, şafağını söyle de bi içimiz rahat etsin gibi cümleler hiç usanılmadan günlerce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Burada bir adet var, belki bazılarınız biliyordur; şafak saymak. Asker kışlaya girdiği günden itibaren belli bir süre orada kalır ve geçirilen süreler toplam süreden düşülerek sayılmaya başlanır. İşte askeri jargonun zorunlu mağdurlarının her gün bahis olan konuşmalarından birisi de bu. Şafak kaç tertip, şafağını söyle de bi içimiz rahat etsin gibi cümleler hiç usanılmadan günlerce kurulur. İlk geldiğim sıralarda epeyce garipseyip kendimce anlamsız da bulmuştum aslında bu denli önemsenmesini. Oysa olay benim açımdan da bu şekilde devam etti. Şafak saymak bir umut. Gerçekten bir umut ve çok sahici. Kişi burada sosyal yaşamdan tamamen izole bir durumdayken onu yaşama bağlayan somut olgu şafak saymak. Önce şafak karanlıklarla başlıyor konuşmalar acemi dönemlerde. Bu çok uzun askerliğim var konuyu deşeleme demek. 300&#8242;den, 200&#8242;den, 100&#8242;den düşmek gibi deyimlerde var. Bazen de plakalara düştüm denir. Bu 82&#8242;den düşmek anlamına gelir ve asker saydığı günün denk geldiği ilin plakası karalanmaya başlar. 81 Düzce&#8217;nin plaka kodudur. Ve o gün, a4 kağıda yazdırılmış Türkiye haritasında Düzce&#8217;nin sınırları itinayla karalanır, ertesi gün Osmaniye, Kilis diye devam eder.  Bazen tekrarlanan bir gelenekte o gün saydığın ilden gelen bir asker varsa onun sırtına binmektir. Örneğin 44 gün kala Malatyalı bir arkadaş sizi sırtına alır. Hatta son sayılara doğru artık sadece il veya gün değil şafak tekerlemelerle ifade edilmeye başlar. 6 haftaya evde kahvaltı, ne biksi ne keleş sadece 5 gibi.  Ertesi sabah ayrılacaksanız eğer Şunu söylemek ve duymak harika bir his yaratıyor; şafak doğan güneş. Ayrıca şafak bastırması diye bir kavram daha var ki bu biraz daha karışık ve tam anlamıyla anlatmakta ben de güçlük çekiyorum. Şafağınız azalmıştır fakat siz kışladan ayrılma gününü bir süredir her daim yaşıyorsunuzdur. İşte günlerin geçmek bilmediği, her şeyin sıradanlaştığı bir zaman vardır ki o an şafak bastırıyordur. Depresif bir duygu durumu ama varoluşsal olarak amaçsızlaşmayı da içeriyor.</p>
<p>Ben  366 günden saymaya başladım. Kocaman 1 yıl. Şafağım mı? Bugün 71, yani Kırıkkale. Henüz şafak bastırmıyor, ya da geldiğim günden beri hissettiklerimde bi farklılık olmadığı için ben öyle sanıyorum. a4 kağıda ben de yazdırdım harita fakat henüz karalamadım hiç bir ili, sanki karalarsam bitiremeyecekmişim gibi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/safak-71.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Obsesif Betimleme</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/obsesif-betimleme.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/obsesif-betimleme.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Dec 2011 21:43:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[karalama]]></category>
		<category><![CDATA[obsesif kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[obsesif senaryo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/?p=797</guid>
		<description><![CDATA[&#8230;O da tedirginlikten ovuşturuyordu ellerini. Salonun zeminini kaplamış olan parkenin üzerine ayakkabıların sürtmesiyle oluşan siyah plastik izlerini takip ediyordu gözleri. Uğultuya benzeyen biçimde kulaklarına ulaşan ofis gürültüsü ve içerisinde kaybolduğu sessizlik. Aklına bir an gelip sonra hemen giden ya da gelip öylece kalakalan düşünceler de aynı etkiyi yaratıyordu. Adı sessizlik.
Sehpanın üzerinde duran dergiye ilişti gözü, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8230;O da tedirginlikten ovuşturuyordu ellerini. Salonun zeminini kaplamış olan parkenin üzerine ayakkabıların sürtmesiyle oluşan siyah plastik izlerini takip ediyordu gözleri. Uğultuya benzeyen biçimde kulaklarına ulaşan ofis gürültüsü ve içerisinde kaybolduğu sessizlik. Aklına bir an gelip sonra hemen giden ya da gelip öylece kalakalan düşünceler de aynı etkiyi yaratıyordu. Adı sessizlik.</p>
<p>Sehpanın üzerinde duran dergiye ilişti gözü, aydan aya yayınlanan, Ona insanların geçmiş ayda ki haberlerde ne bulduklarını merak ettiren aylık bir haber dergisiydi. Kuşe kağıdın kokusu burnuna ulaştığında geçici bir rahatlama yaratan dergilerden.Şöylece bir baktı manşetteki habere. Sonra kim bilir kendinden önce kaç el değmiştir diye düşündü bir anda. Çantasından çıkardığı susuz sabunsuz temizlik ürünleriyle ellerini, mikropları cehennemin dibine gönderinceye kadar sildi.</p>
<p>Tedirginlik çişini getirmişti. Bacaklarını birbirini kesecek biçimde birbirine yaklaştırarak olası bir sızıntıyı önleyebileceğini düşündü. Çok korkuyordu altına yapmaktan. İdrarın yavaş yavaş bacaklarını ısıtmasından, ıslaklığın, pantolonun paçasından düşecek ilk damlayla birlikte görünür olmasından. İlerde duran çocuğun anne bak diye bağırıp herkesin kendisine bakıp utançtan yerin dibine gireceği düşüncesinden&#8230; Oysa hiç işememişti donuna. Ama o an da korktuğu tek şey buydu.</p>
<p>Sıranın bir an önce kendisine gelmesini ve içeriye girmeyi istiyordu. Ne işi vardı bu boktan yerde. Hiç bir şeyi yoktu ama yine de gelmişti. Çevresindekilerin sürekli psikolojiktir demesindendi belki de. Bazı şeyleri ikinci defa kontrol etmeme ya da olmama olasılığını düşünme insanların birbirlerine fazla güveninden ileri geliyordu. Ve ona göre polyannacılıktan başka bir şey değildi. Kapıyı kilitlediğinden emin olmak,  karşısındakinin elini sıktığında onun tuvaletten sonra elini yıkamadığı düşünme, sabahları yatağın üzerinde bir tek kırış olmadan düzenleme her insanın yapması gereken şeylerdi. Ama insanlar gereğinden fazla eminlerdi&#8230;</p>
<p style="text-align: right;">30 -11- 2011</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-849" title="obs2" src="http://www.emrebakir.com/wp-content/uploads/2011/12/obs2.png" alt="obs2" width="371" height="116" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/obsesif-betimleme.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hassiktir!</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/hassiktir.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/hassiktir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Dec 2011 20:38:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[karalama]]></category>
		<category><![CDATA[hassiktir çek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/?p=815</guid>
		<description><![CDATA[Geçmişe ve gelmekte olana,
yaşanmışa ve yaşanılamayanlara,
insanlara, hayvanlara, adalete, dağa, taşa, börtüye böceğe,
kanuna, düzene, alışılmış olana, saygı duyulana,
sisteme, siyasete, insana, insana ve diğer insana,
sonsuzluğa, yok olmaya, ölüme, ölümsüzlüğe,
sevgiye, sevgiliye, sevilene ve sevilemeyene,
türke, kürde, aleviye, sünniye, hristiyana, museviye, ateiste, deiste, insana işte insana!
has siktir çek kalbinin derinliklerinden haykırır gibi tüm dünyaya.
has siktir bir yerde yanlış yapıyor olabilir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçmişe ve gelmekte olana,</p>
<p>yaşanmışa ve yaşanılamayanlara,</p>
<p>insanlara, hayvanlara, adalete, dağa, taşa, börtüye böceğe,</p>
<p>kanuna, düzene, alışılmış olana, saygı duyulana,</p>
<p>sisteme, siyasete, insana, insana ve diğer insana,</p>
<p>sonsuzluğa, yok olmaya, ölüme, ölümsüzlüğe,</p>
<p>sevgiye, sevgiliye, sevilene ve sevilemeyene,</p>
<p>türke, kürde, aleviye, sünniye, hristiyana, museviye, ateiste, deiste, insana işte insana!</p>
<p>has siktir çek kalbinin derinliklerinden haykırır gibi tüm dünyaya.</p>
<p>has siktir bir yerde yanlış yapıyor olabilir miyiz, de?</p>
<p>sonra dön bir de kendine çek yaşadığın ve yaşamadıkların adına.</p>
<p>bitirince hepsini bak göğe, yükseklere ve sor.</p>
<p>Neredesin diye?</p>
<p style="text-align: right;">En kalbi hassiktirlerimle&#8230;</p>
<p style="text-align: right;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/hassiktir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başlık Koymak Güç</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/baslik-koymak-guc.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/baslik-koymak-guc.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Jul 2009 14:41:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[karalama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/?p=607</guid>
		<description><![CDATA[&#8216; Tokadı kendi suratına çakan gözyaşlarını dışa akıtmamalı &#8216; diyordu adını hiç duymadığım bir yazar.
Bir diğeri de şöyle bitiyordu. Oysa denklem basit; Tavşan kaçar, tutar tazı. Başlangıcında ise tesadüf müdür bilemem Şubat vardı yine.
Sonra ise şu meşhur bir o kadar da tatlı tebessümlere sebep olan kurtlu kuzulu misal var, nehre düşüp ölen kurt var ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8216; Tokadı kendi suratına çakan gözyaşlarını dışa akıtmamalı &#8216; diyordu adını hiç duymadığım bir yazar.</p>
<p>Bir diğeri de şöyle bitiyordu. Oysa denklem basit; Tavşan kaçar, tutar tazı. Başlangıcında ise tesadüf müdür bilemem Şubat vardı yine.</p>
<p>Sonra ise şu meşhur bir o kadar da tatlı tebessümlere sebep olan kurtlu kuzulu misal var, nehre düşüp ölen kurt var ya o işte yahu.</p>
<p>2 gün sonrasında şaka ve nitelik boyutu geliyor. Zor&#8230;</p>
<p>Pembe pamuk şekerler, pembe yastıklar : )</p>
<p>Bir kaç gün sonrasında ise sanki bugünü görürmüş gibi bir not daha; öyle ya da böyle gibisinden dilekler sonunda da olmak istediğin yerde olursun temennileri.</p>
<p>Gel zaman ölsek birlikte&#8230; Tutmadı bu sefer.</p>
<p>Bak sen tam 1 ay olmuş. Bugünlerde erkek melek ilan edilmişim. Ne mutlu.</p>
<p>Bal arıları ve pervaneler. Arasam tarasam bulamam dünyada gibisinden&#8230; Gibisinden ötesi gibi.</p>
<p>Vav bu sefer çok iddialı olmuş; Beklentiler. Ah işte bunu biliyorum. Bir dinamit.</p>
<p>Ne olduysa o sıra, arabesk tatmışız biraz. Hmmm haberci olabilir.</p>
<p>Evet öyleymiş. Bu sefer adres farklı, yardım meleği gelmiş. İyilik dilekleri var. İyisinden.</p>
<p>Tahminimden de kötüymüş. Tutmadı mı ne kehanetim. Yine mesele öncelikler.</p>
<p>Ben olmak, sen olmak, biz olmak. Cık cık. Olmadı. Şu daha güzel; Olmamak. Sevdim bunu.</p>
<p>Çıkmaz sokağa çıkış yaptılar, yalnızca kafanı kaldır. Hadi ama araya girecek, çişi geldi seyircilerin. Hah, en iyi ağla sen.</p>
<p>Ne yapayım önyargı ve yargı. Üzerinden çok geçtim. Bu da benim zaafım.</p>
<p>Büyü zaten bozuldu haberiniz olmadı mı? E haber veriyorum. Bunlar boşa mı.</p>
<p>Düşünce dünyamıza bilişselciler girmiş, yanlış inançlar, hatalı düşünceler.</p>
<p>Bu günleri çok iyi hatırlıyorum. Yukarıdaki dinamit elimde patlamış gibiydi. Bumm.</p>
<p>Mola arasında diyor ki İbrahim Tatlıses, Bu da geçer, alışmalısın. Gözüne soka soka nakaratta hem de.Bit be şarkı neresinden geldin sen bu bilgisayarın, hemen bulup imha etmeliyim seni.</p>
<p>Seçimler, sonuçlar ve kararlar. İktidar lazım, iktidar.</p>
<p>Geller, gitler. Heh bu daha iyi Cesaret.</p>
<p>Ne dedi İbrahim Talıses duydunuz mu; sakın üzülme. Hıh, İbo oldu.</p>
<p>Vav bu da etkileyici; 24 saat açık kütüphane. Peh işte klasik ikizler diye geçiştirdiğim, anlam veremediğim sözler bunlar. Egoizm korkusu mudur&#8230;</p>
<p>&#8216; Hata edebileceğim baştan biliniyordu ama yine de var edildim. Günah işleyeceğim baştan belliydi ama yine de nefes veriliyor bana; özür dilerim umuduyla. Her sabah güneş ben özür dilerim belki diye mi geliyor dünya ufkuna? Yeter ki özür dileyecek içtenlikte olayım, huzura geleyim.&#8217;</p>
<p>Bunda yorum yok, tasavvufi kıvamda.</p>
<p>Hoppala bu tezat oldu, kızabilmek mümkün değil. Borderline olmak hiçten bile değil.</p>
<p>Cık, haketmiyorsun.</p>
<p>Ölüm tehlikesi atlatmışız. Bunu unutmuşum. Yine karamsar güzel dilekler var.</p>
<p>Abartılı ifadeler bunlar. Kaygımı dile getirmiştim oysa.</p>
<p>İpek böceğiyle Hanımeli hikayesi var, uzaktan sevişlerin olduğu.</p>
<p>Bak henüz bir satır atladım yine abartı. &#8216;Sorun çözen adam&#8217;</p>
<p>Vardır. Daha şanslıları. Sen şanslı değilsin ki hem. Sözcüklerle anlaşılan harika duyguyu anlatamam. Sözcükler bugün israf edilmemeli. Bugün güzel bir gün.</p>
<p>Kim diyecek canım sen de ben dedim. Asıl sonunu kim derdi?</p>
<p>Değilmiş demek ki doğru yol. Doğru yol diye çok insan at peşinden koştu. Yol eğri çıktı, haberin olmadı mı? E oku biraz yakın siyasetten.</p>
<p>Hareketli gidiyor Winamp Shuffle opsiyonu. Kızdığımı mı anladı ne?</p>
<p>Çok büyük bir söz; ömür boyu mutluluk. Uzun yıllar yaşamak gerekmez. Doyum aldın mı? Aldık. Yeter belki de.</p>
<p>Bu sefer de farklı, mesajın adresi. Amin diyemiyorum ki teyzecim. Teşekkür edeyim o zaman.</p>
<p>Bugün ise bambaşka bir gün; Maltepe&#8217;nin oralarda bir otel varmış. O günden kalan bir çift içinde ayak olan çorap resmi. Otelleri de yakarlar. Anıları yaşattırmazlar ki. 16 senedir olmamış, bende ki de büyük beklenti.</p>
<p>Acıma, acıma. Acınacak çok şey var. Onu yaşamayana da acınır mı? Bak şimdi bize acırlar falan.</p>
<p>Bana ait değil dedimdi sana da laf dinletemedim. Güzel, güzel nedirdi? Estetik konusu güzeldir Felsefe&#8217;de. Bakalım yeniden.</p>
<p>Bilmeden, farkında olmadan&#8230; Saysam bir bu kadar daha yazı çıkar ki.</p>
<p>Tırnağıma zarar geldi, ağlar mısın? I ııı. Ağlama, uzamış. Kısayken kesmedim, kabahat benim.</p>
<p>Haha şaka yapıyor bu Winamp bana. 1.200 şarkı arasından bana seçtiğine bak; Malatya Malatya bulunmaz eşin. Gönülleri coşturur ayla güneşin.</p>
<p>He anam Kernekliyim. ADO&#8217;da dondurma yisek.</p>
<p>&#8216; Ne kadar çalınsa ne kadar söylense bıkılmayan şarkılar vardır ya işte öyleydi bizim konuşmalarımız, ne o dinlemekten bıkardı ne de ben konuşmaktan&#8230; Belki de her gün aynı şeylerden konuşuyorduk belki de ne konuştuğumuzu biz de bilmiyorduk. Cıvıldayan iki kuştuk sanki biz &#8230; Bir şeyi çok kullanırsan yıpranır da eskirmiş hani; Oysa biz ne kadar söylesek birbirimize ne kadar tekrarlasak yeniden, kelimeler yeni bir anlam yeni bir duygu yüklüyordu ve cümleler yeni yüklemler ediniyordu böylece.  Çok basit ve çok sıradandı ama görece; kim duyardı ki bu iki kelimeyi böyle içten böyle gerçek her gece her gece&#8230; Ve ben giderek inanmaz oluyordum herşeyin bir sonu olduğuna, her takvim yaprağının düşüşüyle sabitliyordum kanıtları böylece&#8230;&#8217; O not defterinden işte.</p>
<p>Annem gözleme yapmış, çayda var. Edebiyat sevmek güzel şey. İki kişinin birden sevmesi daha da güzel.</p>
<p>Çok önemli bir işimi geciktirdim.</p>
<p>Değişimden korkmak. Korkunu bile bile değişiyordum. Bu da kabahat. Emre oğlum, sen tek tabanca yaşa. Anca öyle anca.  E onun için gitmedim mi İzmir&#8217;e.</p>
<p>Hadi oğlum diyor annem de. Yazdıklarımı mı duydu ne.</p>
<p>Geldim, iştahım yok. Anladım.</p>
<p>Üzülürsün, üzülürsün yanarsın. Hilal Cebeci&#8217;den.</p>
<p>Öpemezsin, hissettiklerini yorumla. Yeniden, yeniden.</p>
<p>Gösterdin. O konuda hiç bir lafım yok. Teşekkür ederim. Sevgiyi tattım. Güzeldi.</p>
<p>Sigaraya başladım. Babam şaşkın. Neden şimdi? Okul bitti, işin var, sevgilin var. Cık cık cık. Kaldırın o çerçevelettiğiniz fotoğrafları. Kepli mezuniyet fotoğrafımı getirdim. Onu koyun vitrinlerinize. Çok da kalabalık etmeyin e mi başımı?</p>
<p>Yaramaz, yaramaz, yaramaz. Kötüydü, sen bilemedin. En büyük pişmanlık sebebi bu olacak. Nazı geç geç. Realist ol şimdi. Uzun zamandan sonra.</p>
<p>Yak bir sigara çayla birlikte.</p>
<p>Yeni yaşıma girmişim, güzel biten dilek mesajları. Terbiyeli çocuğum tabi teyzecim, az narsist biraz da artist. Kadı kızı hikayesi işte.</p>
<p>Sen mutlu ol diye düşünmedim. Ama mutlu olman güzel. Korktuğun başına geldi. Kayıp.</p>
<p>Bıraktım gitti. Çık hadi şimdi. Güllü diyor ki değmezmiş sana; yanılıyorsun be kadın. Değdi. Bu kadar kalın bir sese nasıl sahip oldun sen?</p>
<p>Aile girdi işin içerisine. Seviyordum zaten. Ki ki.</p>
<p>Evet güzel bir gündü. Sen doğacaksın yakında, yine gelirim. O gün de güzel olur.</p>
<p>Varlığım, hayatı kolaylaştırman. I ı ı. Iıı ııı.</p>
<p>Yılbaşı gecesi o kadar piyango bileti aradım ama bulamadım. Şu noter binasından yapacaktık ya Ankara&#8217;ya. Dernek dernek.</p>
<p>Haksızlık etme kendine. Aflık bir şey yok.</p>
<p>Bol küfürlü İngilizce bir şarkı. Nerden geldi, nerden nerden.</p>
<p>Bak bunda haklısın. Sonuna kadar. Sondan ikincisi bu.</p>
<p>Sonu güzel bitsin hadi;</p>
<p>&#8216; Ver daim sen de aynı sebepten benzer şeyler yaşayabilirsin ancak&#8230;&#8217; Uyku sersemliği ama tebessüm sebebi.</p>
<p>Dön başa şimdi; Çak tokadı. Bırak acısın.</p>
<p>&#8216; Genç ayağa kalktı ve yavaşça odanın içinde dolaştı. Sonra tekrar pencereden baktı ve ayın yükselip gökkubbeyi doldurduğunu gördü. Mektubuna dönüp tekrar yazdı:</p>
<p>&#8230; &#8216;</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="../images/blogresimleri/yazi1_baslik_bulunamadi.jpg" alt="http://www.emrebakir.com/images/blogresimleri/yazi1_baslik_bulunamadi.jpg" width="223" height="171" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/baslik-koymak-guc.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Aralar Bunları Yapıyorum</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/bu-aralar-bunlari-yapiyorum.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/bu-aralar-bunlari-yapiyorum.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2009 00:03:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[karalama]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[emre bakır]]></category>
		<category><![CDATA[güncel]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik danışman emre bakır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/?p=541</guid>
		<description><![CDATA[Erken yatıyor erken uyanmaya çalışıyorum.
Hergün 200 ila 300 arasında değişen e-posta okuyorum. Bunların % 10&#8242;ununu cevaplıyorum. Bir kısmını iletiyor, bir kısmını yayınlıyorum.
Haber sitelerindeki günlük haberleri okuyorum. Gün içerisinde birkaç defa yapabiliyorum.
Günlük gazeteyi köşe yazılarıyla beraber okuyorum.
Kahvaltı yapıyorum, akşam yemeği yiyorum. Öğle yemeğini geçiştiriyorum.
Yöneticisi, editörü olduğum internet siteleri ve forumları denetliyor, okuyor, yazıyor, çiziyor, yorumluyorum&#8230;
Arada bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Erken yatıyor erken uyanmaya çalışıyorum.</p>
<p>Hergün 200 ila 300 arasında değişen e-posta okuyorum. Bunların % 10&#8242;ununu cevaplıyorum. Bir kısmını iletiyor, bir kısmını yayınlıyorum.</p>
<p>Haber sitelerindeki günlük haberleri okuyorum. Gün içerisinde birkaç defa yapabiliyorum.</p>
<p>Günlük gazeteyi köşe yazılarıyla beraber okuyorum.</p>
<p>Kahvaltı yapıyorum, akşam yemeği yiyorum. Öğle yemeğini geçiştiriyorum.</p>
<p>Yöneticisi, editörü olduğum internet siteleri ve forumları denetliyor, okuyor, yazıyor, çiziyor, yorumluyorum&#8230;</p>
<p>Arada bir takipçisi olduğum forumları ziyaret ediyorum. Teknolojiyi yakından takip ediyorum.</p>
<p>PDR alanıyla ilgili güncel konuları, dedikoduları, gelişmeleri her daim takip ediyorum.</p>
<p>Sevgilimle telefonda konuşuyorum. Özlüyorum.</p>
<p>Annemle telefonda konuşuyorum.</p>
<p>Çevrimdışı Msn&#8217;e takılıyorum, sıkılıyorum.</p>
<p>Arkadaşlarımla telefonda, Msn&#8217;de konuşuyorum kısa kesiyorum.</p>
<p>Bazen Winamp listeme güzel müzikler atıp sesini açıyorum, bulaşık yıkıyorum.</p>
<p>Hakkarim.net&#8217;te 286 numaralı salon boş ise bir iki el 101 oynuyorum.</p>
<p>Hava güzel ise dışarı çıkıyorum. Temiz hava alıyorum. Bazen bunun için yalnızca pencereyi açıyorum.</p>
<p>Okula gidiyorum, geliyorum.</p>
<p>ALES, ÜDS, KPSS, Yüksek Lisans ve İş kaygısı yaşıyorum.</p>
<p>Bu aralar dergi çıkartıyoruz onu düşünüyorum.</p>
<p>Çok önemli sunumlarım var onlara hazırlanıyorum.</p>
<p>Yarın vizelerim başlıyor,  tedirginim.</p>
<p>Ertesi gün bitecek, sevinçliyim.</p>
<p>Yaz için tatil planları yapıyorum.</p>
<p>Kongre için hala kafamda hazırlık yapıyorum.</p>
<p>Cinsel Terapi ve Bütüncül Psikoterapi eğitimlerine başlamak istiyorum.</p>
<p>İzmir&#8217;e, Bitlis&#8217;e, Van&#8217;a, Hatay&#8217;a, Kırşehir&#8217;e, Sakarya&#8217;ya, İstanbul&#8217;a, Isparta&#8217;ya ve Ankara&#8217;ya gitmek istiyorum ama yapamıyorum.</p>
<p>Deşifre yapmak istemiyorum.</p>
<p>Yıl sonu raporlarını bitirmiş ve teslim etmiş olmayı o günü yaşadığımı görmeyi diliyorum.</p>
<p>Yıl sonu mezuniyet balosunu düşünüyorum.</p>
<p>Malatya&#8217;dan ne zaman ayrılacağımı bilmiyorum.</p>
<p>Evimi ve eşyalarımı ne yapacağım konusunda kararsızım.</p>
<p>Birkaç kitap okumak istiyorum.</p>
<p>Sahil kenarında bir ilde yaşamak istiyorum.</p>
<p>Bir kedim olsun da istiyorum. Van kedisi olmasını özellikle tercih ediyorum.</p>
<p>7 Haziran benim doğum günüm bunu biliyorduydunuz.</p>
<p>PHP yazılım uzmanlığı sertifikası almak istiyorum.</p>
<p>Çok param olsun evimde sunucum olsun hostçum mostçum olmasın diyorum.</p>
<p>Sitelerim için sponsor bulmayı düşünüyorum. Masraflarını karşılamakta güçlük çekiyorum.</p>
<p>İşimi öğrenebileceğim, iyi para kazanıp birikim yapabileceğim, eğitimime ve eğitimlere vakit ayırabileceğim bir işimin olmasını hayal ediyorum.</p>
<p>Hayat zor bunu daha iyi farkediyorum.</p>
<p>Facebook&#8217;u açıp birkaç video izliyorum, kapatıyorum.</p>
<p>Google&#8217;de garip garip aramalar yapıyorum.</p>
<p>Keşfetmekten büyük haz alıyorum.</p>
<p>İnternet üzerinden girişebileceğim, yatırım yapabileceğim işler arıyorum.</p>
<p>Sert dilli bir tasarımcıyım diye düşünüyorum, çok iş kaçırıyorum.</p>
<p>Artık ucuza web sitesi yapmıyorum.</p>
<p>Fikir alıyor, tartışıyor, fikir üretiyor ve gelişiyorum.</p>
<p>Hak, Adalet, Hukuk, Liberalizm, Liberal Demokrasi, Avrupa Birliği, Demokrasi, Siyaset gibi kavramlar üzerine düşünüyor, okuyor, okuyor ve okuyorum.</p>
<p>Zamanım olursa ve aklımda güzel de bir konu var ise blog yazıyorum.</p>
<p>Uykum geliyor ve yatıyorum.</p>
<p>Düzenli bir uyku ve günde 2 defa dişlerinizi fırçalamayı önce kendime sonra da size bir defa daha hatırlatıyorum.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="../images/blogresimleri/guncelseyler.jpg" alt="http://www.emrebakir.com/images/blogresimleri/guncelseyler.jpg" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/bu-aralar-bunlari-yapiyorum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlk Bahar Günlüğü</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/ilk-bahar-gunlugu.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/ilk-bahar-gunlugu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2009 13:00:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[karalama]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yorumlarım]]></category>
		<category><![CDATA[2009 bahar]]></category>
		<category><![CDATA[bahar yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[emre bakır deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/?p=531</guid>
		<description><![CDATA[Ve bahar geldi. Kayısı ağaçlarının çicekleri tüm bahçeleri beyaza bürüdü. Kampüse giderken çevreyolundaki kayısıların oluşturduğu eşsiz güzellik 2 ay sonra Malatya&#8217;dan ayrıldığımda özleyeceğim şeyler arasında. Artık gündüzleri pencereyi açıp kuş ve oyun oynayan çocuk seslerini bilgisayarımın başında işitebiliyorum. Zaman zaman serin esen rüzgar beni üşütse de buna değiyor.
Bal arısı girdi bugün penceremden içeriye, gazete okuyordum. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ve bahar geldi. Kayısı ağaçlarının çicekleri tüm bahçeleri beyaza bürüdü. Kampüse giderken çevreyolundaki kayısıların oluşturduğu eşsiz güzellik 2 ay sonra Malatya&#8217;dan ayrıldığımda özleyeceğim şeyler arasında. Artık gündüzleri pencereyi açıp kuş ve oyun oynayan çocuk seslerini bilgisayarımın başında işitebiliyorum. Zaman zaman serin esen rüzgar beni üşütse de buna değiyor.</p>
<p>Bal arısı girdi bugün penceremden içeriye, gazete okuyordum. Tedirgin oldum onu ait olduğu yere doğaya döndürmek için kalktım yerimden. Ve gitti. Bazen sineklerde giriyor odama, kanat sesleri rahatsız ediyor. Onlarda gidiyorlar çok kalmadan. Bazıları geceleri misafirim oluyorlar ama çok rahatsız ettiler mi kapının önüne koyuyorum onları da. Misafirliğin abadından mahrum olanlardan onlar. Ev sahibini rahatsız eden türden misafirler. Hakediyorlar bu muameleyi bence. Yaz kış misafirim olan örümcekler var bir de. Onlara karşı pek misafirperver değilim. Yaşamaları için fırsat tanıyorum çoğu zaman ama direniyor kimisi&#8230;</p>
<p>Kar yağar ve heryer temizlenir derler ya ben hiç inanmam. Bahar gelince temizlenir her yer. Çiçekler açınca, kuşlar cıvıl cıvıl ötmeye başlayınca, insanları sokaklarda görünce. Aklıma hep Antalya gelir bu aylarda ve biraz da hüzün. Yine bitecek bu güzel günler diye düşününce. Ama değiyor buna. Tüm kışı yaz gelmesi için beklerim ben. Yaz demek özgürlük demek çünkü. Öğrenci için öğretmen için çalışan için&#8230; Yaz demek tatil demek yenilenme demek.</p>
<p>Bu odama giren arı geçen yılda uğramış mıydı acaba bana? Değişmiş biraz, biraz da kilo almış galiba. Ama hala arı, kızdığında iğnesini batırıveren türden. Ucuz kurtuldum gazabından. Oysa ki sadece gazete okuyordum, pencerem açık&#8230; Güle güle şimdilik, yarın yine gel olur mu? Ama dostça.</p>
<p style="text-align: right;">5 Nisan 2009</p>
<p style="text-align: right;">Güzel bir bahar Pazar&#8217;ı</p>
<p style="text-align: right;">
<p style="text-align: center;"><img class="size-thumbnail wp-image-536 aligncenter" title="BAHAR" src="http://www.emrebakir.com/wp-content/uploads/2009/04/bahar-ne-guzeldir-150x150.jpg" alt="BAHAR" width="150" height="150" /></p>
<p style="text-align: right;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/ilk-bahar-gunlugu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akçadağ&#8217;da Bir Köy Kahvesinde&#8230;</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/akcadagda-bir-koy-kahvesinde.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/akcadagda-bir-koy-kahvesinde.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2009 22:10:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[karalama]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[akçadağ]]></category>
		<category><![CDATA[anadoluda köy kahvesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/?p=427</guid>
		<description><![CDATA[Saatlerdir ocakta kaynamaktan simsiyah olmuş ama soğuk havada aldırış bile edilmeden elimize aldığımız bardaklarda çaylarımızı yudumluyorduk. Ancak Akçadağ&#8217;da bir köy kahvesinde bulunabilecek türden muhabbetlere şahit oluyordu akademik dilin monotolunluğundan sıkılmış kulaklarım. Bu arayıştan olsa gerek hemen kulak kabarttım ortamda konuşulanlara. İçimde belli belirsiz bir mahcubiyet ve keyif. Ancak bu kadar dalga geçebilirdim kendimle. Tadını doyasıya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Saatlerdir ocakta kaynamaktan simsiyah olmuş ama soğuk havada aldırış bile edilmeden elimize aldığımız bardaklarda çaylarımızı yudumluyorduk. Ancak Akçadağ&#8217;da bir köy kahvesinde bulunabilecek türden muhabbetlere şahit oluyordu akademik dilin monotolunluğundan sıkılmış kulaklarım. Bu arayıştan olsa gerek hemen kulak kabarttım ortamda konuşulanlara. İçimde belli belirsiz bir mahcubiyet ve keyif. Ancak bu kadar dalga geçebilirdim kendimle. Tadını doyasıya çıkarıyordum gülünç duruma kendimi düşürüp bir çocuk kahkahasıyla alay etmenin. Ne kendimi alabiliyordum konuşulanları gizlice dinlemekten ne de başka bir yerde olsa tadına bile bakmayacağım çayı yudumlamaktan. Ancak Akçadağ&#8217;da bir köy kahvesinde varabilirdim böyle bir lezzetin tadına.</p>
<p>Bir yakını ölen küçük bir dükkan sahibinin cenaze haftası dükkanı kapatıp kapatmaması idi benim merakımı celbeden konu. Benden ziyade de köylülerinkisini. Birisi cenaze sahibinin yaptıklarını yadırgarken, bir diğer kahve sakinide kendi yakınını kaybettiğinde kapadığı dükkanını emsal göstererek, cümlesine noktayı koyduğu anda omzunu dikleştirip çayını yudumluyordu. Etrafındakilerden onay bekler gibi. Tabi yaa sesleri işitilince idi sanırım çayını bitirip, çay kaşığını çay tabağının yanından alıp bardağın içine koydu.</p>
<p>Derken bir diğeri sözü alıyor ve yine alabildiğince taşlıyordu cenaze sahibini. Para hırsı insanın gözünü bu kadar da bürümez ki canım. Allah var yukarıda. İnsan bir güncük de olsa kapamaz mı dükkanını? Çay bardaklarını toplamak için masaya yanaşan kahvecide onları onaylıyor. Kim bilir belki de müşteri diye&#8230;</p>
<p>Hayatınızda bir başka yerde daha rastlamanızın mümkün olmadığı dedikodular bunlar. Alabildiğince doğal, alabildiğince samimi ve alabildiğince inançlı. Makam, mevki, kariyer ya da buna benzer şeylerden arınık ama esaslı dedikodu.</p>
<p>Ancak Anadoluda herhangi bir köy kahvesinde rastlayabileceğiniz ve için için kendinize gülebileceğiniz türden bir dedikodu.</p>
<p>Anadoluda bir köy kahvesinde&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/akcadagda-bir-koy-kahvesinde.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilgi İşlem Daire Başkanlığı&#8217;na</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/bilgi-islem-daire-baskanligina.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/bilgi-islem-daire-baskanligina.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2008 23:18:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[karalama]]></category>
		<category><![CDATA[web tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[yorumlarım]]></category>
		<category><![CDATA[inönü üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[inönü üniversitesi web sayfası]]></category>
		<category><![CDATA[wordpress.edu.tr]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/?p=219</guid>
		<description><![CDATA[11 ay kadar önce şurada yazmıştım ( wordpress.edu.tr ) Bu sabah Bilgi İşlem Daire Başkanlığı&#8217;na gönderdiğim mailini aynen aşağıda yazıyorum.

Sayın Bilgi İşlem Daire Başkanlığı Personeli&#8217;ne,

İnönü Üniversitesi web sayfasının gün be gün Wordpress&#8217;leşmesini ilgiyle takip etmekteyim.  Hatta bazen tek tek bölümleri dolaşıp bu ara nerelerde Wordpress yazılımı kurulup, basit bir temayla güzel üniversitemin bir bilim yuvasının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">11 ay kadar önce şurada yazmıştım ( <a href="http://www.emrebakir.com/internet/wordpressedutr.html" target="_blank">wordpress.edu.tr </a>) Bu sabah Bilgi İşlem Daire Başkanlığı&#8217;na gönderdiğim mailini aynen aşağıda yazıyorum.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: left;">Sayın Bilgi İşlem Daire Başkanlığı Personeli&#8217;ne,</p>
</blockquote>
<blockquote><p>İnönü Üniversitesi web sayfasının gün be gün Wordpress&#8217;leşmesini ilgiyle takip etmekteyim.  Hatta bazen tek tek bölümleri dolaşıp bu ara nerelerde Wordpress yazılımı kurulup, basit bir temayla güzel üniversitemin bir bilim yuvasının böyle basitleştirildiğini görüyorum.</p>
<p>Siz değerli bilgi işlem personeli bu göndereceğim e-postayı lütfen seslice o sukunet dolu odanızda okuyunuz. Yapacağım eleştirileri de gelişmek adına bir adım olarak görürseniz sizi daha az etkiler.</p>
<p>2 yıl kadar önceydi eski, sade, özensiz bir web sitesi idi <a href="http://www.inonu.edu.tr/" target="_blank">www.inonu.edu.tr</a></p>
<p>Zamanla, Wordpress&#8217;inde yaygınlaşmasıyla baktık ki üniversitemizin web sayfalarında da bu özgür ve ücretsiz yazılım kullanılıyor ve bir bakıma da destekleniyordu. Bu sevindirici bir durumdu. Ama tahmin edemezdik ki sizin bizi sevinç içerisinde boğma girişiminde bulunacağınızı. Fakülte web sayfalarına Wordpress kuruldu, veritabanı kullanabilen blog sayfalarındaWordpress kullanıldı, topluluk sayfalarında Wordpress kullanıldı en son olarak da festival sayfasında Wordpress kullanıldı. Biz artık anladık ki &#8216; Durmak yok, Wordpress&#8217;e devam&#8217; politikası uygulanıyor.</p>
<p>Bir gün sabah kalktığımda acaba üniversitenin anasayfası da Wordpress&#8217;leşecek mi diye mübalağalı bir kaygı da yaşar oldum son zamanlarda. Ne gerek var veritabanıyla, yazılımla uğraşmaya bağla mevcut veritabanını da Wordpress&#8217;e olsun bitsin!</p>
<p>Bu kaygı hiç geçecek gibi değil ben de sayın bilgi işlem?<span id="more-219"></span></p>
<p>Üniversitemizin web omurgasını şöyle bir araştırdığımızda 2000&#8242;li yıllardan kalan çekirdek geliyor önümüze. Belediye kaldırımı sanki&#8230;</p>
<p>Yaptın mı ? Yaptım. Tamam bitti bırak!</p>
<p>Olmaz ki. Burası üniversite. Üniversite demek bilim demek, teknoloji demek, yenilik demek, gelişim demek.</p>
<p>O yıllardan kalma bilgiler, sayfa hataları, işlevsiz bölümler, acemice hazırlanan görsel tasarımlar, hep bir yerlerinden kırparak yenilenen kısımlar&#8230; Eski model bir araba gibi ama antika değil, bilakis harabe!</p>
<p>Otomasyon sistemi! Beni bu e-postayı atmaya teşvik eden son neden de bu. İçler acısı. Şu anda çalışmıyor. Çalışırken durum daha da içler acısı.</p>
<p>1 yılı aşkın süredir hatalı ve siz de biliyorsunuz. Bir girişimde sınıf başarım ilk 10&#8242;da, bir diğer girişimde en sonda! Çok mu zor bu sistemi yenilemek, güncellemek! Eğer zor ise siz ne iş yapıyorsunuz merak ediyorum?<br />
O sistemde tahminim 2000&#8242;li yılların başından kalma. Garip ötesi renklerle bezenmiş&#8230;</p>
<p>Bir dizi eleştiri sayıyorum aşağıda belki ilgilenirsiniz diye;</p>
<p>- <a href="http://www.inonu.edu.tr/kongre/" target="_blank">http://www.inonu.edu.tr/kongre/</a> şu adrese bir girip de bakın. akademik faaliyetler sayfası, 2002 yılından kalma kongrenin duyurusu var. Yenileri nerede?</p>
<p>- <a href="http://www.inonu.edu.tr/rektorluk/" target="_blank">http://www.inonu.edu.tr/rektorluk/</a> rektörün konuşmaları bölümü. O sağ tarafta görünmeyen resim ne mi? Ben söyleyeyim Sayın rektörün fotoğrafı. Ne önemi var ki değil mi?</p>
<p>- <a href="http://ogrenci.inonu.edu.tr/" target="_blank">http://ogrenci.inonu.edu.tr/</a> Öğrenci İşleri bölümünde kullandığınız temanın copyright ( telif hakları ) kısmını silivermişsiniz ama <a href="http://ogrenci.inonu.edu.tr/duyurular.htm" target="_blank">http://ogrenci.inonu.edu.tr/duyurular.htm</a> buralarda tittle( başlık ) ları değiştirmeyi unutmuşsunuz.<br />
Ki onu da geçtim şu temayı kullanmak ve ana sayfada farklı font/renklerde duyuru yazmak yerine Wordpress kursanız gönlümüz daha hoş olmuş olacak.</p>
<p>- <a href="http://www.inonu.edu.tr/" target="_blank">http://www.inonu.edu.tr/</a> 4 yıldır bu üniversitedeyim , anasayfadaki tablo 4 yıldır aynı, hatta fotoğrafta.</p>
<p>- <a href="http://www.inonu.edu.tr/univeng/" target="_blank">http://www.inonu.edu.tr/univeng/</a> Koskoca üniversitenin İngilizce yayınlanan bölümüne bakar mısınız. 1 sayfa. word dosyasıyla mı yapıldı?</p>
<p>- <a href="http://www.inonu.edu.tr/linkler/?menu=linkler&amp;sub=links&amp;tip=truni" target="_blank">http://www.inonu.edu.tr/linkler/?menu=linkler&amp;sub=links&amp;tip=truni</a> artık ülkemizde farklı üniversitelerde var, size de haber verelim. Onların da bağlantılarını ekleyin.</p>
<p>- <a href="http://www.inonu.edu.tr/deprem/" target="_blank">http://www.inonu.edu.tr/deprem/</a> 2007&#8242;de takılan deprem istatistik raporları</p>
<p>- <a href="http://web.inonu.edu.tr/%7Esinavmerkezi/" target="_blank">http://web.inonu.edu.tr/~sinavmerkezi/</a> Sınav merkezi bu yıl çalışmadı mı?</p>
<p>- Öğrenci mail sistemi ve otomasyon hakkında söyleyecek sözüm yok zaten. Web sayfalarınız kapanacak diye garip garip sayfalarda şifrelerimizi istediniz. Buna da anlama veremedik.</p>
<p>Buna benzer onlarca gülünç durum.</p>
<p>Altın hata! T.C. Üniversitesinin bir malı, yani devletin malı olan bir üniversite web sunucusu! Kişisel amaçlar için kullanılamaz! Bu sunucuda üniversiteyle ilişkisi olmayan başka bir alan adı park edilemez, yayınlanamaz. Bunu yapmak kanunen suç olmakla beraber buna sizin vicdanınız nasıl elveriyor merak ediyorum.<br />
Neden mi bahsediyorum?</p>
<p>( link gizlendi ) neden her İnönü Üniversiteli&#8217;nin web sayfasının sahip olduğu uzantılara sahip değil de bir subdomain de?<br />
Ya da veritabanı kullanma hakkı herkese verilmekte midir?<br />
Yine (İsim gizlendi)&#8217;a ait olan &#8211; ( link gizlendi ) -( http://whois.domaintools.com/ ( link gizlendi ) ) nasıl oluyor da bu sunucu da barınabiliyor? Siz hepiniz buna göz mü yumuyorsunuz? Ya da bilmiyor musunuz?<br />
Umarım bilmiyorsunuzdur!</p>
<p>O odada bulunan tüm personeli biraz olsun özveriye davet için yazdım bunları.Vicdanım daha fazla sessizliğe el vermediği için yazıyorum. Umarım beklentilerim doğrultusunda karşılık bulabirim&#8230;</p>
<p style="text-align: right;">Emre BAKIR</p>
<p style="text-align: right;">İnönü Üniversitesi</p>
<p style="text-align: right;">Psikolojik Danışma ve Rehberlik &#8211; 4</p>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/bilgi-islem-daire-baskanligina.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biz Biraz Birbirimize Benzeriz</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/biz-biraz-birbirimize-benzeriz.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/biz-biraz-birbirimize-benzeriz.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Oct 2008 20:45:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[karalama]]></category>
		<category><![CDATA[adler]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet altan]]></category>
		<category><![CDATA[freud]]></category>
		<category><![CDATA[gestalt]]></category>
		<category><![CDATA[glasser]]></category>
		<category><![CDATA[jung]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[perls]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik danışma]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik danışma kuramları]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik danışma kuramları analiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/?p=175</guid>
		<description><![CDATA[Az önce yabancı dizilerden birini izliyordum.  İlgi alanım ve mesleğim gereği de olaylara biraz psikolojik, biraz patolojik boyutta bakıp analiz etmeyi öğrendim. Çıkarımlarda bulunmaya çalışıyordum. Dizideki karakterin özgüven sorununu düşündüğüm anlarda zihnimde beliren pencere ardına kadar açıldı ve bunları yazmak geldi içimden.
Toplumumuzda yaygın olarak görülen özgüven eksikliği ve koskocaman yaptığımız süperegomuzla başladığı zihnimdeki yolculuk. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Az önce yabancı dizilerden birini izliyordum.  İlgi alanım ve mesleğim gereği de olaylara biraz psikolojik, biraz patolojik boyutta bakıp analiz etmeyi öğrendim. Çıkarımlarda bulunmaya çalışıyordum. Dizideki karakterin özgüven sorununu düşündüğüm anlarda zihnimde beliren pencere ardına kadar açıldı ve bunları yazmak geldi içimden.</p>
<p>Toplumumuzda yaygın olarak görülen özgüven eksikliği ve koskocaman yaptığımız süperegomuzla başladığı zihnimdeki yolculuk. Bu yolculukta şöyle bir kuramcılar geçti aklımdan, biraz da biz. Freud&#8217;la başladım. Adler, Jung derken derken&#8230; Hiç bir kuramcıyı yabana atamadım yine, eksik diyemedim. Benim düşünmeye başladığım yerden sizler de okumaya başlayın, buyrun;</p>
<p>Freud biraz haklı galiba, Toplumumuzun harika bir süperegosu var, eleştirilmez yorum yapılmaz bir örüntüye sahip. Böyle elle tutamayız, gözle göremeyiz. Ama sorgulamakta pek bize düşmez. Kimi zaman dogmatik, kimi zamanda dayatılmış. Bazen farkındayız, çoğu zaman ise değil.<span id="more-175"></span></p>
<p>Jung&#8217;da biraz haklı gibi geldi bana kollektif bir bilinçaltımız var. 7&#8217;sinden 70&#8217;sine kollektif hem de. Geçen ay Ahmet Altan köşesinde bir araştırmayı dile getirmişti; &#8216; Türkler kendinden başka herkesi düşman olarak görüyor&#8217; diye başlayan yazısında ne denli kuvvetli bir ortak düşüncemiz olduğunu. Ahmet Altan farkında değildi belki de, ama öyleydi.</p>
<p>Perls&#8217;ler de haklı biraz sanırım ha ne dersiniz? Gestalt&#8217;ta da bir takım sorunu var 70 milyon ruhun. Bizim hala Viyana kapılarında bitirilmemiş işlerimiz var. Milli maçlarda acaba bitirir de Perls&#8217;i doğrularmıyız diye çabaladığımız.</p>
<p>Ooo Adler&#8217;i unuttun mu demeyin hemen? Ondan da var bol miktarda biz de. &#8216;Gavur yapıyor abi işte&#8217; özetlemiyor mu biz de ki Adler kavramını. Perls&#8217;le Adler sanki bir masaya oturup beraber çalışmışlar. Bitirilmemiş işler ve aşağılık hissi kavramlarını ortaya atarken. Sanki birazda bizden esinlenmişler.</p>
<p>Ellis ve Beck&#8217;i de haksız çıkartmayız biz, bilişsel hatalarımız vardır, kalıp yargılarımız, genel tutumlarımız. E Jung&#8217;a hak verirken aslında Bilişselciler&#8217;den de geçtik, onların da hakkını verdik.</p>
<p>Bir tek kuramcıya hak vermedik! Glasser&#8217;i karalar bağlar bizi duysa. Varoluşunu tamamlamaya çalışamayan bir milletiz biz. Bizim süperegomuz, bizim kollektif bir bilinçaltımız, bitirilmemiş işlerimiz, yetememezlik hislerimiz, bilişsel hatalarımız varmış. Bazen farkında olduğumuz, çoğu zaman ise değil.</p>
<p>Ahmet Altan yine birkaç gün önce yazmıştı, &#8216; Biz Ancak Bize Benzeriz&#8217; adlı köşe yazısında.</p>
<p style="text-align: right;"><strong>Emre BAKIR</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/biz-biraz-birbirimize-benzeriz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Çocuk Vardı</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/bir-cocuk-vardi.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/bir-cocuk-vardi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Oct 2008 14:06:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[karalama]]></category>
		<category><![CDATA[bir çocuk vardı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/?p=174</guid>
		<description><![CDATA[Bir çocuk vardı. Yaşının küçüklüğüne aldırış etmeden üstlendiği sorumluluklarını yerine getirmeye çalışan.Yaşıtlarından biraz farklı, biraz da ayrı. Maddi kaygılar değildi, geçim derdi değildi sorumlulukları. Bir çok çocuktan farklı. Olgun görünmek onun en büyük toplumsal rolüydü galiba. O rolle bezenmiş bir hayatta bu gereklilikler onun seçimi miydi?
Bunu pek sorgulamadı. Bu farklılığı farketmedi belki de. Olağandı bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir çocuk vardı. Yaşının küçüklüğüne aldırış etmeden üstlendiği sorumluluklarını yerine getirmeye çalışan.Yaşıtlarından biraz farklı, biraz da ayrı. Maddi kaygılar değildi, geçim derdi değildi sorumlulukları. Bir çok çocuktan farklı. Olgun görünmek onun en büyük toplumsal rolüydü galiba. O rolle bezenmiş bir hayatta bu gereklilikler onun seçimi miydi?</p>
<p>Bunu pek sorgulamadı. Bu farklılığı farketmedi belki de. Olağandı bu yaşadıkları. Herkesin yaşaması gereken yaşanılası şeylerdendi. Sorumluluk bilincini farketmeden kazandı ve o bilinçle büyüdü.</p>
<p>Pek tercihlerini, sahip olduklarını, sahip olabileceklerini sorgulamadı. Ama sahip olabileceklerini kestiriyordu. Çünkü o biraz farklı biraz da ayrıydı. Sıradan olmak istedi büyüyünce. Sıradanlar gibi yaşadı, sıradan bir yaşam sürmeyi istedi. Bunu da denedi. Sıradan bir yaşam sürerken bile farklıydı. Sıradan olmayı beceremedi. Çünkü öğrenmemişti. Farklı olmayı model alarak öğrenmemişti ki, sıradan olmayı gözlemleriyle başarabilirsin.<span id="more-174"></span></p>
<p>Nitekim uzun yıllar böyle geçti. Sıradan giden bir hayat esnasında mutsuz olduğunu farketti. Sebep aradı. Artık sorgulamaya başlıyordu. Neden sorusunu ilk defa bu kadar cesurca sorabildi kendisine. O zaman farketti, çocukluğunda sıradan olmadığını ve sıradan bir hayatı istediğini düşündüğü için yıllar sonra sıradanmış gibi yaşamaya çalıştığını. O an anladı ve mutsuzluk sebebim bu dedi.</p>
<p>Fakat önünde kolay olmayan bir seçim zorunluluğu vardı. Hayatını dipten temele yenileyecek, bir değişim meydana getirecek seçenekti. Kaybedecekleri vardı, kazanabileceklerinden fazla mı az mı diye uzun süre üzerinde düşüneceği.</p>
<p>Yaşamının ilerleyen yıllarında o biraz farklıydı, o biraz ayrı.  Yatırım yapar gibi bir hali vardı. Sadece kendisinin bildiği. İnsanların haksızca kimi zamanda acımasızca eleştirilerine maruz kaldığı bir takım düşünceleri vardı. Bu düşüncelerini inşa ediyordu gün be gün kafasında ve faaliyete geçiriyordu. Ama yine herkes gibi değil, birçoğundan farklı. En iyi başarabildiği şeylerden birini yaptı yine, biraz suskun kaldı ama susmadı. Modern çağın bilimsel altyapıdan yoksun kişisel gelişimcileri gibiydi adeta. Ne kadar uyumlu biri gibi görünse de içten içe meydan okuyor, bildiği yoldan sapmadığını görüyorduk. İnanıyordu ve inandığı doğrultuda hayatına devam ediyordu.</p>
<p>Ve seçim vakti gelmişti. İnandıkları artık kabına sığmıyordu. Yeni bir yol vardı önünde, yeni bir yaşam stili. Hayatını baştan sona değiştirecek bir karara vardı. Bu öyle kolay ve kısa zamanda olmadı. Farklıydı ve yine ayrıydı. Evrende yapayalnız kalmış gibiydi ama ruhunun özgür olacağını düşündüğü yere doğru ilerliyordu.</p>
<p>Eminim ilerlemeye devam ediyordur, benden uzakta! senden uzakta.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/bir-cocuk-vardi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

