<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Emre BAKIR &#187; eğitim &#8211; öğretim</title>
	<atom:link href="http://www.emrebakir.com/category/egitim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.emrebakir.com</link>
	<description>pdr, eğitim, internet, yaşam üzerine kişisel yazılar...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Jan 2012 17:24:38 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.3</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>İnönü Üniversitesi PDR 4</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/inonu-universitesi-pdr-4.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/inonu-universitesi-pdr-4.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Sep 2008 15:54:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[eğitim - öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel psikolojik danışma uygulaması]]></category>
		<category><![CDATA[inönü pdr]]></category>
		<category><![CDATA[inönü pdr ders programi]]></category>
		<category><![CDATA[iü pdr]]></category>
		<category><![CDATA[pdr 4]]></category>
		<category><![CDATA[pdr ders içerikleri]]></category>
		<category><![CDATA[pdr dersleri]]></category>
		<category><![CDATA[pdr egitimi]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik danisma ve rehberlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/?p=172</guid>
		<description><![CDATA[3 yılım neden PDR eğitiminin içeriği daha da dolu değil ki diye sorgulamakla geçti. Suçu kimi zaman bölüm hocalarıma, kimi zaman eğitim sistemine, kimi zaman YÖK&#8217;e, kimi zaman da birliktelik sağlayamayan tüm PDR akademisyenlerine attım. Bunu her söyleyişim de hemen hemen herkes aynı şeyden muzdarip olmakla birlikte, özellikle İnönü Üniversitesi PDR Öğrencileri 4. sınıfta doyum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>3 yılım neden PDR eğitiminin içeriği daha da dolu değil ki diye sorgulamakla geçti. Suçu kimi zaman bölüm hocalarıma, kimi zaman eğitim sistemine, kimi zaman YÖK&#8217;e, kimi zaman da birliktelik sağlayamayan tüm PDR akademisyenlerine attım. Bunu her söyleyişim de hemen hemen herkes aynı şeyden muzdarip olmakla birlikte, özellikle İnönü Üniversitesi PDR Öğrencileri 4. sınıfta doyum alabileceğimi söylediler. 3 yılın ardından geldi çattı 4. yıl.</p>
<p>Program beni biraz bunalttı sanırım, hiç görmediğim yoğunlukta bir eğitim &amp; öğretim yılı olacak.</p>
<p>7 ders var birbirine taş çıkaracak cinsten. YÖK&#8217;ün dayattığı yeni PDR programı 1 ve 2. sınıflara uygulanıyor. 3 ve 4&#8242;ler eski ve görece daha yararlı programdan devam ediyor.</p>
<p>Grup Rehberliği Uygulamaları 1</p>
<p>Bireysel Psikolojik Danışma Uygulamaları 1</p>
<p>Kişilerarası İlişkiler ve İletişim</p>
<p>Eğitimde Bilgisayar Kullanımı</p>
<p>Özürlü Aile Rehberliği</p>
<p>Endüstride Rehberlik</p>
<p>Davranış Bozuklukları 1</p>
<p>Biraz ders içeriklerinden bahsetmek istiyorum.<span id="more-172"></span></p>
<p><strong>Grup Rehberliği Uygulamaları</strong>: İlköğretim 6 ve 7. sınıflara paket Psikolojik Danışma ve Rehberlik Programlarından birisinin yaklaşık 12 hafta uygulanmasıyla devam edecek bir ders.</p>
<p><strong>Bireysel Psikolojik Danışma Uygulaması</strong>: Her süpervizörün danışma seansı ve metodolojisinin farklı olduğu ama en azından 8 oturum yapılan bir psikolojik danışma uygulama dersi.</p>
<p>Taşkın Yıldırım&#8217;dan aldığım süpervizyon dersinde psikodinamik yaklaşımı benimseyip ciddi bir konsültasyon ekibiyle yürüteceğiz dersi. Dersin teorik ve konsültasyon çalışması gerektiren kısmı haftada 2 gün; perşembe ve cuma. Uygulama yapılan kısmı da haftada 1 gün.</p>
<p>Ses kayıtları, video kayıtları ve de deşifreler de kalan boş vakitleri doldurmak için&#8230;</p>
<p><strong>Kişilerarası İlişkiler</strong>: Baki Duy&#8217;dan aldığım bu derste Çarşamba tüm gün olmak üzere 14 hafta devam edecek.</p>
<p>2 saatlik teorik kısmında Kişilerarası İlişkiler ve İletişim konulu müfredat devam edecek. Teorik dersin bitiminden sonra oluşturulan grupla da grupla psikolojik danışma oturumları başlayacak. Yaklaşık 12 hafta.</p>
<p><strong>Endüstride Rehberlik</strong>: Öğrencilerin sunumlarıyla devam edecek.</p>
<p>Pek de kolay geçmeyecek bir dönem. Hele de tek boş günümün cumartesi ve o gününde deşifre yazmakla geçeceğini düşününce&#8230;! Sanırım internetten daha da uzaklaşacağım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/inonu-universitesi-pdr-4.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İzmir Alternatif Kamp</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/izmir-alternatif-kamp.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/izmir-alternatif-kamp.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Jul 2008 23:47:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[bilgi - tavsiye]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim - öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[alternatif kamp]]></category>
		<category><![CDATA[alternatif kamp nedir]]></category>
		<category><![CDATA[alternatif yaşam derneği]]></category>
		<category><![CDATA[ayder]]></category>
		<category><![CDATA[engelli kampı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/?p=155</guid>
		<description><![CDATA[Özel Eğitim alanıyla ilgili olanlar duymuş olabilirler Alternatif Kamp ismini. Engellilere yönelik; dönemler halinde gönüllüler ve katılımcılar eşliğinde gerçekleştirilen uluslararası bir program. Alternatif Yaşam Derneği&#8217;nin (AYDER) bir projesi olan Engelli Kamp&#8217;larına ( Engelliler Gençlik Spor Eğitim ve Entegrasyon Yaz Kampı ) ; Akut, TOG, Yöret, Türk Sakatlar Derneği, Umut Çocukları Derneği gibi sivil toplum örgütleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Özel Eğitim alanıyla ilgili olanlar duymuş olabilirler Alternatif Kamp ismini. Engellilere yönelik; dönemler halinde gönüllüler ve katılımcılar eşliğinde gerçekleştirilen uluslararası bir program. Alternatif Yaşam Derneği&#8217;nin (AYDER) bir projesi olan Engelli Kamp&#8217;larına ( Engelliler Gençlik Spor Eğitim ve Entegrasyon Yaz Kampı ) ; Akut, TOG, Yöret, Türk Sakatlar Derneği, Umut Çocukları Derneği gibi sivil toplum örgütleri de destek olmaktadır.</p>
<p>Kamplar Artvin, Sinop, Kaş, Van, İzmir, Bodrum olmak üzere değişik zamanlarda 6 farklı yerde gerçekleştirilmektedir.</p>
<p>Kamplar Mayıs &#8211; Eylül ayları arasında gerçekleştirilmekte ve başvurular internet üzerinden yapılmaktadır.</p>
<p>Başvuru için;<span id="more-155"></span></p>
<p>http://alternativecamp.org/gonullu2.php</p>
<p>Basında Alternatif Kamp;</p>
<p>http://alternativecamp.org/basinda_akg.php</p>
<p><span class="baslik"><strong>Alternative  Camp&#8217;ın Hedef Kitesi: </strong></span></p>
<ul>
<li><strong>Engelliler</strong>; Fiziksel ve zihinsel engelli tüm gruplar; omurilik                felci, serebral palsi, körlük, sağırlık, muskuler distrofi,                ampütasyon, otizm, mental reterdasyon, down sendromu, disleksi,                şizofreni, vb&#8230;</li>
<li><strong>Kronik hastalık grupları</strong>; Diyabet, astım, epilepsi, kas ve eklem                hastalıkları, genetik hastalıklar</li>
<li><strong>Yoksul ve yoksun gençlik</strong>; İlköğretim,lise,üniversite ve çalışan                gençlik ile özel ilgiye muhtaç sorunlu gençlik,sokak çocukları                ve uyuşturucu ve alkol bağımlısı gençlik grupları ve bireyler.</li>
</ul>
<p>Ben ve <a href="http://www.ozlemkose.com/">Özlem</a>&#8216;de 3-10 Ağustos İzmir Aliğa kampında gönüllü olarak seçilen 12 kişiden biriyiz.  Kamptan sonra ilgililerine düşüncelerimi de paylaşabilirim.</p>
<p>Daha detaylı bilgi için;</p>
<p>http://www.alternativecamp.org/</p>
<p>http://www.ayder.org.tr/</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/izmir-alternatif-kamp.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beton Sahada At Yarışları</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/beton-sahada-at-yarislari.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/beton-sahada-at-yarislari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jun 2008 22:20:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[beğendiklerim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim - öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[beton sahada atyarislari]]></category>
		<category><![CDATA[sbs]]></category>
		<category><![CDATA[Semanur Sönmez Yaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/?p=146</guid>
		<description><![CDATA[ Yaşı henüz 12…
“Eğitime hak sahibi” olarak geldi dünyaya…
“Zeki, çalışkan vatan evladı” standartlarına uygun bulundu…
Hayatını bir ilköğretim okulunun 6’ıncı sınıfında “öğrenci” olarak sürdürüyor.
Öğrenci deyince orta yaş ve üstündekilerin “sorumluluktan uzak, okul ve oyunla geçen mutlu çocukluk günleri” gelmesin aklınıza.
Günümüzde öğrenci olmak “hayatın ağır yükünü daha küçücükken sırtlamak” demek.
Kardeşlikten önce rekabetin,
Paylaşımdan önce bencilliğin,
Sevgiden önce öfkenin,
Umuttan önce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana;"><span style="color: black;"> Yaşı henüz 12…<br />
“Eğitime hak sahibi” olarak geldi dünyaya…<br />
“Zeki, çalışkan vatan evladı” standartlarına uygun bulundu…<br />
Hayatını bir ilköğretim okulunun 6’ıncı sınıfında “öğrenci” olarak sürdürüyor.<br />
Öğrenci deyince orta yaş ve üstündekilerin “sorumluluktan uzak, okul ve oyunla geçen mutlu çocukluk günleri” gelmesin aklınıza.<br />
Günümüzde öğrenci olmak “hayatın ağır yükünü daha küçücükken sırtlamak” demek.<br />
Kardeşlikten önce rekabetin,<br />
Paylaşımdan önce bencilliğin,<br />
Sevgiden önce öfkenin,<br />
Umuttan önce korkunun kazınması demek minik beyinlere…<br />
Rengi karadan beyaza dönen tahtalarda rakamlardan ve harflerden kurulu bir dünyanın vatandaşı olmak bir bakıma.</span></span><span id="more-146"></span><br />
<span style="font-family: Verdana;"><span style="color: black;"> …<br />
Öğrenciliğin ilk kuralı, “okul başarısı”.<br />
Önce sınıf arkadaşlarını geçmek, sonra sistemin çarkları arasında un ufak olmamak için çabalamak bir anlamda…<br />
Mesai ağır… İşçilerin 8 saat çalıştığı ülkede, 11 saat çalışıyor ortalama.<br />
Üstelik iki ayrı işte. Önce okul, sonra dershane.<br />
Sabah 8’de çıkıyor, geri dönüş saati 19:30.<br />
Amacı, 1 buçuk milyon akranını geride bırakabilmek.<br />
Sadece sınavda değil, okulda, derslerde, performans çalışmalarında, beden eğitiminde, müzikte, sosyal bilgilerde ve karnenin davranış notları bölümünü belirleyen kalıplarda…<br />
Hepsi daha iyi bir okul için…<br />
Hayatın okul başarısına endekslendiği bir ülke çünkü burası…<br />
Sonuçlar kesin;<br />
Okursan, mutlu olursun…<br />
Okursan, para kazanırsın…<br />
Okursan, hayatın düzenli olur…<br />
Okursan, çevrenden saygı görürsün…<br />
Okursan, annen baban bile daha çok sever seni…<br />
…<br />
Ağır bir imtihan bu, geleceğimize bile-isteye ipotek koyduruyoruz.<br />
“Ya kazanırsın ya kazanırsın” baskısı nasıl da eziyor küçücük omuzlarını.<br />
Formül kesin, değiştirmek imkânsız:<br />
“Hayat başarısı= Sınav başarısı+okul başarısı+davranış notları”<br />
…<br />
Oysa ne eğlenceliydi resim dersi…<br />
Yeteneksiz olanlar çizdikleri çirkin resimlerle alay eder, küçük ressamların resimlerine hayranlıkla bakılırdı.<br />
Müziği en iyi olan, boş derslerde flüt çalardı, biz arkadaşımızı dinlerken mutlu olurduk.<br />
Beden eğitimi dersinin en iyileri, 23 Nisan’da gösteri yapardı okulda.<br />
Onları izlerken de mutlu olurduk, imrenirdik belki ama asla kıskanmak geçmezdi aklımızdan.<br />
Şimdi her şey tepetaklak oldu.<br />
Çocuk oyunları bilgisayara hapsedildi, yağ satarım-bal satarım sesleri duyulmuyor sokaklardan… “İstop” nasıl oynanır, “yakan top” gerçekten yakar mı, bezirgânbaşı hangi kapıyı açar bilmiyor çocuklar. “Topaçlar” dönmeyi bırakalı onyıllar oldu.<br />
…<br />
Arkadaşının yeteneği, geleceğinin önündeki en büyük engel artık…<br />
Özel okullar hep birinci kulvardan çıkıyor koşuya.<br />
Davranış notları kesenin bol ağzından dağıtılıyor teamül gereği.<br />
Babalarının parası kadar “uslu”, babasının parası kadar “okul kültürüne uyumlu” birçoğu.<br />
Ve çocukluk ana sınıfında bitiyor.<br />
İlk karneler, hayatın güler yüzünü yıllar yılı perdeleyecek kadar kalın.<br />
Kimse arkadaşının artılarına sevinemiyor.<br />
“Burun farkına” tahammülü yok ailelerin.<br />
Her çocuk kıymetli bir yarış atı.<br />
“Başarılı hayat” ödülü için çocukluk hayalleriyle döşeli hipodromda dört nala koşuyorlar her gün.<br />
Ne Cumartesileri var ne Pazarları…<br />
Karneler, altılı ganyan kuponu,<br />
Bahislerde favori “fen liseleri”.<br />
Anne babalar usta birer jokey&#8230;<br />
Küçücük çocuklarının sırtında ha bire aynı çığlık…<br />
Koş oğlum!<br />
Kop da gel, Kop da gel!!!<br />
Çıkarma sakın at gözlüklerini,<br />
“Gerçek hayat” aklını çelmemeli…</span></span></p>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="color: black;">Semanur Sönmez Yaman </span></span></div>
<div>http://www.pdrciyiz.biz/showthread.php?t=5321</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/beton-sahada-at-yarislari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anneler Gününe Özel Psiko &#8211; Sosyal Tahlil Yazısı</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/anneler-gunune-ozel-psiko-sosyal-tahlil-yazisi.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/anneler-gunune-ozel-psiko-sosyal-tahlil-yazisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 May 2008 19:14:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[beğendiklerim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim - öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[güncel]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[aliye çınar]]></category>
		<category><![CDATA[anneler günü]]></category>
		<category><![CDATA[psiko-sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/yasam/anneler-gunune-ozel-psiko-sosyal-tahlil-yazisi.html</guid>
		<description><![CDATA[Kızlar Annelerini Öldürürken, Anneler Gününün Çağrıştırdıkları
Kızların annesini öldürmesi,
annenin intiharıdır!
Annenin intiharı,
toplumun intiharıdır!
Toplumsal bakımdan bir krizin eşiğinde olduğumuzun akislerini pek çok açıdan görmek mümkünken, toplumu doğuran ve toplumun temeli olan &#8216;Anne&#8217;lerin, hem de kızları tarafından öldürülmesi çok ciddi imaları barındırmaktadır; ve bu dramatik tablo, sözünü ettiğimiz krizi derinden yakalama imkânı vermektedir. Şimdilerde, &#8216;Cennet anaların ayağı altında mıdır&#8217; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kızlar Annelerini Öldürürken, Anneler Gününün Çağrıştırdıkları</p>
<p><em></em><em>Kızların annesini öldürmesi,</em></p>
<p><em></em><em>annenin intiharıdır!</em></p>
<p><em></em><em>Annenin intiharı,</em></p>
<p><em></em><em>toplumun intiharıdır!</em></p>
<p>Toplumsal bakımdan bir krizin eşiğinde olduğumuzun akislerini pek çok açıdan görmek mümkünken, toplumu doğuran ve toplumun temeli olan &#8216;Anne&#8217;lerin, hem de kızları tarafından öldürülmesi çok ciddi imaları barındırmaktadır; ve bu dramatik tablo, sözünü ettiğimiz krizi derinden yakalama imkânı vermektedir. Şimdilerde, &#8216;Cennet anaların ayağı altında mıdır&#8217; yoksa &#8216;doğuran rahimler, yok olma pençesinde midir&#8217; bilinmez! Anneler günü klişesi başlığı atında hiç de bildik olmayan ve hiçbir zaman da kabul edilemeyecek hazin bir sahneye eğilmemiz gerekmektedir.</p>
<p>Erkeğin kadını yok etme duygusunu tahlil etmek çok zor değil. Ancak, öz kızının annesini öldürmesi durumu, toplumsal açıdan çok ciddi perspektiflerden analiz edilmesi gereken bir durumdur. Özellikle de bizim toplumumuz açısından, iyi okunması gerekmektedir. Bu bağlamda, birbiriyle kesişen üç önemli parametreden bahsetmek gerekir. Bunlar, toplumsal, psikolojik ve dini boyutlardır.<span id="more-136"></span></p>
<p>İlkin sorgulamamız gereken olgu şudur: Toplumsal katmanda neler olup bitmektedir ki, rahim beslediği canlı tarafından yok edilmektedir. Zira rahime atılan bıçak, toplumun kökünü kesme arzusudur. Zira Arapça kökenden gidecek olursak, <em></em><em>ümm</em>et (cemaat, toplum) ümmi (ümm-anne) ile aynı etimolojiyi işaret etmektedir. Şu halde anneyi öldüren, gerçekte topluma kan kusuyor demektir. İyi de, bu toplum ne yapıyor bu kızlara? Bu sorulardan sonra, bir canlı neden ötekini öldürür? sorusuyla yol bulmaya çalışalım. Elbette cevap, tehdit edildiğinde, savunmak için, olacaktır. Peki, anne kızını neden tehdit etmektedir? Zira anne kelimesi teskin etme anlamına gelmektedir. Oysa teskin ve tehdit zıt kutuplardır.</p>
<p>Bir kere, modernite ve özellikle Türkiye modernleşmesi pek çok iyilikleriyle birlikte, toplumsal bir yabancılaşmayı da beraberinde getirmiştir. Dolayısıyla toplumsal bir şizofreni gizli de olsa yol almıştır/almaktadır. Şu an 50-60 yaş civarındaki anneler bu gerçeği iyi bilmektedir. Zira birden alabora olmuştur toplum. Köyden kente, toplumsallıktan bireyciliğe, imeceden bencilliğe, ev hanımlığından çalışan kadın olmaya, çocuğun ana kucağından bakıcılara teslimine varıncaya kadar toplum ani bir geçiş yaşamıştır. Bu geçişin ne olduğu anlaşılmadan süratle geçen silindir kabul edilmek zorunda kalınmıştır. Bu tempoya ayak uydurmak zorunda kalan anneler yeni değişimi şüphesiz bir veli nimet olarak algılayarak –sadece getirilerini dikkate aldıklarından- süratle yarışa dâhil olmak durumunda kalmışlardır. Bu durum özellikle eğitimli anneler için geçerli olmakla birlikte, bundan payını kırsal kesim de farklı şekilde almıştır. Yeni hızlı koşuda anneler bir yandan adeta bir robot gibi iş ve kariyer vs. elde etme yarışındayken, öte yandan kendilerini unutmak zorunda kaldıkları için, doğal olarak, kadın olarak onaylanmamışlar; dahası kendi anneleri ile aralarında kuşak farkı açısından ciddi uçurumlar açmışlardır. Dolayısıyla kendi içlerinde bir yarık oluşmaya başlamıştır. Mevki elde ettiği için kendi anneleri tarafından onaylanırken, annelerini modern bulmayan bu orta kuşak (öldürülen) anneler kendi analarıyla iletişim kuramamışlardır. Onları bir utanç varlığı olarak saklama durumunda kalmışladır. Bu gizli açık ve kaos, kocaları tarafından da iyice büyütülmüştür. Zira bu anneler anaçlıklarını unutarak ve kadınlık tatminini bir küçültme olarak görerek neredeyse bir erkek hüviyetine bürünmüşlerdir.<script type="text/javascript"><!--
 D(["mb","\u003c/p\u003e\n\n\u003cp\u003eDoğal olarak da esneklik ve toleranstan ziyade, katı kuralcı kendi doğalarından farklı sipariş bir kadın imgesi zuhur etmiştir. Bir de feminist söylemlerle, bu kadınlarımız iyice kendine yabancılaşmıştır. Gerçekte bu kadınlar huzursuz, belki işkolik ve işlerinde başarılı ancak kadın olma bakımından onaysız. Böyle olunca da kendiyle barışık olmayan bir ümmetin tohumları atılmıştır.\u003c/p\u003e\n\n\u003cp\u003eBu kadınların kadın olarak onaylanmayınca, dünyaya getirdiği çocuklarla da hem zemin açısından hem de koşullar bakımından bir iletişime geçemediği dahası onları anaç olarak teskin edemediği söylenebilir. Anne tarafından teskin edilemeyen çocuk, zaten bebekken ya ağlayarak ya da başka türlü ilk saldırganlığını oluşturmaya başlamıştır. Hem kendine güvenmeyen hem de saldırgan bir bireyin inşası, dolayısıyla aynı kodlara sahip toplumun tohumu atılmıştır. Bu çocuk başını koyacağı ve teskin edileceği bir kucağa, çölde suya muhtaç kişi kadar özlem duymaktadır. Sözünü ettiğimiz açık, toplumdaki cinsel istismarın da ipuçlarını vermektedir. Negatif transferle bu kez, karşı cinse sağlıksız bir temayül başlayacaktır. Tecavüz ve diğer saldırgan davranışların köklerini bulmak için buraya kadar gitmek gerekmektedir.\u003c/p\u003e\n\n\u003cp\u003eBu çocuk büyürken, anne ve kadın olarak mutlu olmayınca ruhundaki açığı başka hırslarla kapatmaya çalışacaktır. Bu, para, mevki ya da benzer başka bir şey olmak durumundadır. Ancak yabancılaşma çığla büyümektedir. Bu kadınlar özelliklere erkeklere ve evliyse kocalarına karşı tahammülsüz ve saldırgandırlar. Çocuk bu olumsuz atmosferi, özellikle de kız çocukları babayı sahiplenerek tepki göstermektedirler. Bu nedenle çocuk (kız), hem kendisini teskin edemediğinden hem de çocuğun babasını mutlu edemediği için iki kez kızgındır annesine. Ve çocuğun ruhunda devasa bir boşluk büyümektedir. Çocuk bu boşluğu bir türlü telafi edemeyecektir. Tıpkı annesinin geçmiş ve şimdi, kadın ve annelik arsındaki yarığı kapatamaması gibi.\u003c/p\u003e\n\n\u003cp\u003eBu kadın yaşaması gerekenleri yaşamadığı için mutsuz ve huzursuzdur. Bir de modernitenin din aleyhtarlığını ilave edecek olursak, problem iyice alengirli bir hal alacaktır. Bu anneler, gericilik olur gerekçesiyle oldukça modern kalma! çaba ve gayreti içinde olacaktır ve dine, ya yüzeyel yaklaşacaklar ya da hiç tahammülleri olmayacaktır.. Sadece onların da ninelerinin hacca gitmiş olarak ifade edilmesi din-i farika olarak anlatılacaktır. Toplumun temeli olan anneyle başı hiç hoş olmadığı gibi -zira o, başlı başına bir yabancılaşma yaşamaktadır-, öte yandan da Allah devre dışı bırakıldığı için aşkın olanın ruhu yükseltme ve yeniden güncelleme işlevinden mahrum kalınmıştır. Hem toplum hem de annelerin bilinç ve bilinç dışı birbirinden öyle uzak mesafelerle ayrılmış ki, bunları bütünleştirecek sevgiden bahsetme sadece bir ütopya hakkında konuşma olacaktır. Zaten bu annelerin gençlik çağları hep ideoloji kavgasıyla geçmiştir. Hatta çatışma o dönemde kendini göstermiştir.",1] );
// --></script></p>
<p>Doğal olarak da esneklik ve toleranstan ziyade, katı kuralcı kendi doğalarından farklı sipariş bir kadın imgesi zuhur etmiştir. Bir de feminist söylemlerle, bu kadınlarımız iyice kendine yabancılaşmıştır. Gerçekte bu kadınlar huzursuz, belki işkolik ve işlerinde başarılı ancak kadın olma bakımından onaysız. Böyle olunca da kendiyle barışık olmayan bir ümmetin tohumları atılmıştır.</p>
<p>Bu kadınların kadın olarak onaylanmayınca, dünyaya getirdiği çocuklarla da hem zemin açısından hem de koşullar bakımından bir iletişime geçemediği dahası onları anaç olarak teskin edemediği söylenebilir. Anne tarafından teskin edilemeyen çocuk, zaten bebekken ya ağlayarak ya da başka türlü ilk saldırganlığını oluşturmaya başlamıştır. Hem kendine güvenmeyen hem de saldırgan bir bireyin inşası, dolayısıyla aynı kodlara sahip toplumun tohumu atılmıştır. Bu çocuk başını koyacağı ve teskin edileceği bir kucağa, çölde suya muhtaç kişi kadar özlem duymaktadır. Sözünü ettiğimiz açık, toplumdaki cinsel istismarın da ipuçlarını vermektedir. Negatif transferle bu kez, karşı cinse sağlıksız bir temayül başlayacaktır. Tecavüz ve diğer saldırgan davranışların köklerini bulmak için buraya kadar gitmek gerekmektedir.</p>
<p>Bu çocuk büyürken, anne ve kadın olarak mutlu olmayınca ruhundaki açığı başka hırslarla kapatmaya çalışacaktır. Bu, para, mevki ya da benzer başka bir şey olmak durumundadır. Ancak yabancılaşma çığla büyümektedir. Bu kadınlar özelliklere erkeklere ve evliyse kocalarına karşı tahammülsüz ve saldırgandırlar. Çocuk bu olumsuz atmosferi, özellikle de kız çocukları babayı sahiplenerek tepki göstermektedirler. Bu nedenle çocuk (kız), hem kendisini teskin edemediğinden hem de çocuğun babasını mutlu edemediği için iki kez kızgındır annesine. Ve çocuğun ruhunda devasa bir boşluk büyümektedir. Çocuk bu boşluğu bir türlü telafi edemeyecektir. Tıpkı annesinin geçmiş ve şimdi, kadın ve annelik arsındaki yarığı kapatamaması gibi.</p>
<p>Bu kadın yaşaması gerekenleri yaşamadığı için mutsuz ve huzursuzdur. Bir de modernitenin din aleyhtarlığını ilave edecek olursak, problem iyice alengirli bir hal alacaktır. Bu anneler, gericilik olur gerekçesiyle oldukça modern kalma! çaba ve gayreti içinde olacaktır ve dine, ya yüzeyel yaklaşacaklar ya da hiç tahammülleri olmayacaktır.. Sadece onların da ninelerinin hacca gitmiş olarak ifade edilmesi din-i farika olarak anlatılacaktır. Toplumun temeli olan anneyle başı hiç hoş olmadığı gibi -zira o, başlı başına bir yabancılaşma yaşamaktadır-, öte yandan da Allah devre dışı bırakıldığı için aşkın olanın ruhu yükseltme ve yeniden güncelleme işlevinden mahrum kalınmıştır. Hem toplum hem de annelerin bilinç ve bilinç dışı birbirinden öyle uzak mesafelerle ayrılmış ki, bunları bütünleştirecek sevgiden bahsetme sadece bir ütopya hakkında konuşma olacaktır. Zaten bu annelerin gençlik çağları hep ideoloji kavgasıyla geçmiştir. Hatta çatışma o dönemde kendini göstermiştir.<script type="text/javascript"><!--
 D(["mb","\u003c/p\u003e\n\n\u003cp\u003eBu anneler çocuklarını doğal olarak dinden gelebilecek geriliklerden uzak tutmaya ve olabildiğince modern yapmaya çalışmışlardır. Hal böyle olunca, ahlaki ilkenin ilahi bir boyutu kalmamıştır. Kızları eğer namuslu olacaksa!, onlar bunun gerekçesini sorduklarında annelerinden sadece dogmatik cevap alacaklardır. Oysa, ahlak aşkın bir boyutta verilseydi bir gerilim yaşanmayacaktı. Zira çocuk, ruhundaki boşluğu bir türlü kapatamamaktadır. Sevgi dilencisi olan bu kızlar, ya erkeklerden ya da bardan sevgi dilenmektedirler? Boşluk devasa büyürken, anneleri onları asla anlamamakta ve daha da garibi kendi patolojik hırslarını çocuklarında görmek istemektedirler. Kendileri daha kısıtlı imkânlarla neleri elde ettikleri halde (kaybettiklerini dışardan görmek mümkün!), çocukları hem daha iyi olmalı, hem de asla konu komşunun evlatlarından geri kalmamalılar. Çocuk bir yandan sevgi yoksunu öte yandan da nereye koştuğunu bilmeden sadece yarışa itilmektedir. Mutsuz bu yarış atlarının bir gün bir yere toslaması aklen hiç de muhal değildir. En vahim olasılık, bu faturanın müsebbibe kesileceği gerçeğidir. Bu anneler karşılarındaki bir ayna (erkek ya da kadın) ile kişisel gelişimi sağlamaktan ziyade, sadece modernitenin kıstasları ve kapitalizmin pazarına koştukları için asla kendilerini görmeyecek kadar perdeliler. Dolayısıyla da kızlarını anlayamayacak kadar hoşgörüsüz olarak, bir bahtsızlıkla karşı karşıya gelmiş durumdalar.\u003c/p\u003e\n\n\u003cp\u003eBu kadınlarımız maalesef sadece toplumla çocuklarıyla ve eşleriyle değil özellikle de kendileriyle kavgalılar. Bazen ellerinde olmayan bir çarkın içine girdikleri için onları yargılamak da doğru değil. Ancak sadece rüzgârın nasıl kasırgaya çevrildiğine ve bu kasırganın önce onları sonra çocuklarını kendine aldığına işaret etmeye çalışıyoruz. En büyük darbeyi, ani toplumsal değişim vurmuştur.\u003c/p\u003e\n\n\u003cp\u003eDaha yakın zamanlara gelindiğinde ise, aynı problem farklı açılımlarla devam etmektedir. Bu kez de daha genç annelerin çocuklarından ziyade, kendi gerçekleşmemiş ukdelerinin ve yetersizliklerinin yerine, yalancı tamponları koyma hırslarının peşine düştüğü dikkati çekmektedir. Çocuğun neredeyse annesinin kendi annesi olup olmadığından şüphelenecek kadar kendi doymamış benliklerinin esaretindeki anneler sahnede. Şüphesiz anne memesiyle teskin edilemeyen yeni nesil çocukları da, ya cinayetin ya şehvetin ya da içkinin kurbanı olacak. Zira ruhta onmaz delikler vardır. Bir de bu çocuğun akıl almaz şekilde değişim ve söz de teknolojik devrim anoforuna maruz kaldığını hayal edersek, onun bütün bir kişilik olmasından söz etmek hayli güçleşmektedir. Hal böyle olunca, toplum parçalanmış veya bireysel benlikler bölük pörçük. Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar sorusu burada da geçerli. Bu kez, toplum bu şekilde anneler; anneler böyle çocuklar yetiştirdiği gibi sözünü ettiğimiz anne ve çocuklardan da çıldırmanın eşiğindeki toplumlar zuhur etmektedir.",1] );
// --></script></p>
<p>Bu anneler çocuklarını doğal olarak dinden gelebilecek geriliklerden uzak tutmaya ve olabildiğince modern yapmaya çalışmışlardır. Hal böyle olunca, ahlaki ilkenin ilahi bir boyutu kalmamıştır. Kızları eğer namuslu olacaksa!, onlar bunun gerekçesini sorduklarında annelerinden sadece dogmatik cevap alacaklardır. Oysa, ahlak aşkın bir boyutta verilseydi bir gerilim yaşanmayacaktı. Zira çocuk, ruhundaki boşluğu bir türlü kapatamamaktadır. Sevgi dilencisi olan bu kızlar, ya erkeklerden ya da bardan sevgi dilenmektedirler? Boşluk devasa büyürken, anneleri onları asla anlamamakta ve daha da garibi kendi patolojik hırslarını çocuklarında görmek istemektedirler. Kendileri daha kısıtlı imkânlarla neleri elde ettikleri halde (kaybettiklerini dışardan görmek mümkün!), çocukları hem daha iyi olmalı, hem de asla konu komşunun evlatlarından geri kalmamalılar. Çocuk bir yandan sevgi yoksunu öte yandan da nereye koştuğunu bilmeden sadece yarışa itilmektedir. Mutsuz bu yarış atlarının bir gün bir yere toslaması aklen hiç de muhal değildir. En vahim olasılık, bu faturanın müsebbibe kesileceği gerçeğidir. Bu anneler karşılarındaki bir ayna (erkek ya da kadın) ile kişisel gelişimi sağlamaktan ziyade, sadece modernitenin kıstasları ve kapitalizmin pazarına koştukları için asla kendilerini görmeyecek kadar perdeliler. Dolayısıyla da kızlarını anlayamayacak kadar hoşgörüsüz olarak, bir bahtsızlıkla karşı karşıya gelmiş durumdalar.</p>
<p>Bu kadınlarımız maalesef sadece toplumla çocuklarıyla ve eşleriyle değil özellikle de kendileriyle kavgalılar. Bazen ellerinde olmayan bir çarkın içine girdikleri için onları yargılamak da doğru değil. Ancak sadece rüzgârın nasıl kasırgaya çevrildiğine ve bu kasırganın önce onları sonra çocuklarını kendine aldığına işaret etmeye çalışıyoruz. En büyük darbeyi, ani toplumsal değişim vurmuştur.</p>
<p>Daha yakın zamanlara gelindiğinde ise, aynı problem farklı açılımlarla devam etmektedir. Bu kez de daha genç annelerin çocuklarından ziyade, kendi gerçekleşmemiş ukdelerinin ve yetersizliklerinin yerine, yalancı tamponları koyma hırslarının peşine düştüğü dikkati çekmektedir. Çocuğun neredeyse annesinin kendi annesi olup olmadığından şüphelenecek kadar kendi doymamış benliklerinin esaretindeki anneler sahnede. Şüphesiz anne memesiyle teskin edilemeyen yeni nesil çocukları da, ya cinayetin ya şehvetin ya da içkinin kurbanı olacak. Zira ruhta onmaz delikler vardır. Bir de bu çocuğun akıl almaz şekilde değişim ve söz de teknolojik devrim anoforuna maruz kaldığını hayal edersek, onun bütün bir kişilik olmasından söz etmek hayli güçleşmektedir. Hal böyle olunca, toplum parçalanmış veya bireysel benlikler bölük pörçük. Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar sorusu burada da geçerli. Bu kez, toplum bu şekilde anneler; anneler böyle çocuklar yetiştirdiği gibi sözünü ettiğimiz anne ve çocuklardan da çıldırmanın eşiğindeki toplumlar zuhur etmektedir.<script type="text/javascript"><!--
 D(["mb","\u003c/p\u003e\n\n\u003cp\u003eErkek ya da babanın durumunun çok farklı olduğu söylenemez. Zira onlar da bu toplumun diğer kutbu. Ancak kız çocuklarının özdeşim figürleri anne olduğu için asıl saldırganlık mekanizmaları ve öfkeleri kendilerine veya annelerinedir. Bu çocukların intihar etmesiyle annelerini öldürmesi arasında hiçbir fark yoktur. Zira biri, içe doğru diğeri ise dışa doğru saldırgandır. Ne var ki, bunun tam zıddını da söylemek mümkündür. Annelerin kızlarına kara öfkeyle dolu olması kendileriyle kavgalı oluşlarının bir tezahürüdür. Kızını dövmeyen dizini döver, sözünü \u0026#39;kızını sevmeyen kendini döver\u0026#39; şeklinde değiştirebiliriz. Ancak, nereden bakarsak bakalım, sonuç itibariyle, bir toplumda kişilik bozukluğu neredeyse olağan bir durum haline geldiyse, toplumun bir bünye olduğunu farz ettiğimizde, toplumsal benlik de büyük yaralar almış ve onda derin çatlaklar oluşmuş demektir.\u003c/p\u003e\n\n\u003cp\u003eHal böyle olunca öğretmenin telkiniyle verilen bir hediye ile bir bıçak arasındaki fark sadece ve sadece görünüşten ibarettir. Eğitimli annelerin çocuklarının şüphesiz eğitimsiz annelerden daha iyi olacağı su götürmez bir gerçektir. Zira bilenle bilmeyen asla aynı kefede olamaz! Oysa çizdiğimiz bu tabloda, durum tamamen tersine çevrilmiş vaziyettedir. Zira eğitimsiz kadın bu koşuya zaten alınmadığı için, aleyhine gibi gözüken dava, lehine dönmüştür. Çünkü o en azından hatta en önemlisi çocuğunu içgüdüsel sevgiyle teskin edebilmiştir. Çok paradoksal ve tasvip edemeyeceğimiz bir tabloyla karşı kaşıya kalmış durumdayız ve bu, bir bakıma Türkiye modernleşmesinin gözden geçirilmesi için önemli bir fırsat: Acaba kim önde?!\u003c/p\u003e\n\n\u003cp\u003e\u003ca href\u003d\"mailto:aliyecinar@gmail.com\" target\u003d\"_blank\" onclick\u003d\"return top.js.OpenExtLink(window,event,this)\"\u003ealiyecinar@gmail.com\u003c/a\u003e\u003c/p\u003e\u003c/div\u003e\u003cbr\u003e\n ~ ~    -~ ~  ~   \u003cWBR\u003e   ~   -~ ~  ~\u003cbr\u003e\nSİZİNLE BİRLİKTE, EN BÜYÜK MESLEKİ PLATFORM VE MAKSİMUM MESLEKİ PAYLAŞIMA DOĞRU...\n \u003cbr\u003e \u003cp\u003eBu mesajı \u0026quot;Rehber Öğretmenler\u0026quot; grubuna üye olduğunuz için aldınız.\n \u003cbr\u003e Bu gruba e-mail göndermek için: \u003ca href\u003d\"mailto:rehberlikservisi@googlegroups.com\" target\u003d\"_blank\" onclick\u003d\"return top.js.OpenExtLink(window,event,this)\"\u003e",1] );
// --></script></p>
<p>Erkek ya da babanın durumunun çok farklı olduğu söylenemez. Zira onlar da bu toplumun diğer kutbu. Ancak kız çocuklarının özdeşim figürleri anne olduğu için asıl saldırganlık mekanizmaları ve öfkeleri kendilerine veya annelerinedir. Bu çocukların intihar etmesiyle annelerini öldürmesi arasında hiçbir fark yoktur. Zira biri, içe doğru diğeri ise dışa doğru saldırgandır. Ne var ki, bunun tam zıddını da söylemek mümkündür. Annelerin kızlarına kara öfkeyle dolu olması kendileriyle kavgalı oluşlarının bir tezahürüdür. Kızını dövmeyen dizini döver, sözünü &#8216;kızını sevmeyen kendini döver&#8217; şeklinde değiştirebiliriz. Ancak, nereden bakarsak bakalım, sonuç itibariyle, bir toplumda kişilik bozukluğu neredeyse olağan bir durum haline geldiyse, toplumun bir bünye olduğunu farz ettiğimizde, toplumsal benlik de büyük yaralar almış ve onda derin çatlaklar oluşmuş demektir.</p>
<p>Hal böyle olunca öğretmenin telkiniyle verilen bir hediye ile bir bıçak arasındaki fark sadece ve sadece görünüşten ibarettir. Eğitimli annelerin çocuklarının şüphesiz eğitimsiz annelerden daha iyi olacağı su götürmez bir gerçektir. Zira bilenle bilmeyen asla aynı kefede olamaz! Oysa çizdiğimiz bu tabloda, durum tamamen tersine çevrilmiş vaziyettedir. Zira eğitimsiz kadın bu koşuya zaten alınmadığı için, aleyhine gibi gözüken dava, lehine dönmüştür. Çünkü o en azından hatta en önemlisi çocuğunu içgüdüsel sevgiyle teskin edebilmiştir. Çok paradoksal ve tasvip edemeyeceğimiz bir tabloyla karşı kaşıya kalmış durumdayız ve bu, bir bakıma Türkiye modernleşmesinin gözden geçirilmesi için önemli bir fırsat: Acaba kim önde?!</p>
<p><a onclick="return top.js.OpenExtLink(window,event,this)" href="mailto:aliyecinar@gmail.com" target="_blank">aliyecinar@gmail.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/anneler-gunune-ozel-psiko-sosyal-tahlil-yazisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pek Muhterem Hocalarımız</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/pek-muhterem-hocalarimiz.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/pek-muhterem-hocalarimiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 May 2008 11:13:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[eğitim - öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[güncel]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yorumlarım]]></category>
		<category><![CDATA[emre]]></category>
		<category><![CDATA[inönü pdr]]></category>
		<category><![CDATA[otomasyon.inonu.edu.tr]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/kisisel-yorumlar/pek-muhterem-hocalarimiz.html</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazıyı yazmamak için kendimi çok defa tuttum&#8230; Yazmayayım, yazmayayım, yazmayayım&#8230;
Finallerimiz başlıyor pazartesi günü, yani 26 mayısta. Bugün günlerden 20  mayıs. Vizelerimizin üzerinden yaklaşık 2 ay geçti. Finallerimize 6 gün var ve bugün sabaha kadar 7 dersimizden vizesi açıklanan hiç sınav yoktu.
Bugün ilk sınavımız açıklandı; Çocuk Hakları. Bizim alana bir hayli uzak ve de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazıyı yazmamak için kendimi çok defa tuttum&#8230; Yazmayayım, yazmayayım, yazmayayım&#8230;</p>
<p>Finallerimiz başlıyor pazartesi günü, yani 26 mayısta. Bugün günlerden 20  mayıs. Vizelerimizin üzerinden yaklaşık 2 ay geçti. Finallerimize 6 gün var ve bugün sabaha kadar 7 dersimizden vizesi açıklanan hiç sınav yoktu.</p>
<p>Bugün ilk sınavımız açıklandı; Çocuk Hakları. Bizim alana bir hayli uzak ve de işlevsiz olduğunu düşündüğüm bir ders. 85 almışım.</p>
<p>Psikolojik Danışma Kuramları, Kişilik Kuramları, Grupla Psikolojik Danışma, Psikolojik Ölçme Aracı Geliştirme, Sosyal Beceri Eğitimi, Kurum Deneyimi vizesini bilmediğim derslerim.</p>
<p>Şimdi pek muhterem bir takım hocalarım demişlerdi ki bizim tek işimiz sınav kağıtlarını okumak değil&#8230; Saygım var birşey demiyorum. Birden fazla işleri olduğuna hiç şüphem yok. Ama neden o kadar işin arasında bu iş, iş gibi görünmemek te? O kadar öğrenci mağdur edilmekte!</p>
<p>Herkes sınavlarını bilse, ona göre hazırlansa pekala daha iyi olmaz mıydı? 2 ay da sınav mı okunur ( okunmaz ) !<span id="more-134"></span></p>
<p>Geçen dönem Psik. Dan. Kuramları&#8217;ndan bütünlemeye kalacağımı tahmin ediyordum, bu yüzden de bütünlemeye girer öyle giderim diye düşündüm memlekete. Tam 2 hafta tatilde final sınavımın açıklanmasını bekledim. Sınav bütünleme tarihinden önceki gece açıklandı. Mecburen 1 hafta sonraya ertelendi bütünleme sınavı da. Benim 2 haftam bomboş geçti. Benim gibi kimleri&#8230;</p>
<p>Pek muhterem bir takım hocalarım yine;</p>
<p>Bize ağır ödevler, sunumlar, raporlar vb.. yükümlülükler verirler. Ama gel gör ki bunlara dönüt almak pek mümkün değildir. Hatta öyle ki vize sınavımızın % 40&#8242;ını oluşturacak sunumuzu sunmak için 2 defa derse gittiğimiz halde hocamız derse gelmeyebilir!</p>
<p>Öylesine ilgililerdir ki bir kişiye haber salınsa 65 kişi o kadar sıkıntıya girmeyecek, sabahın erken saatlerinde kampüse git gel masrafına maruz kalmayacak. Ama bizim hocalarımız ilgililerdir!</p>
<p>Öylesine ki Kişilik Kuramları dersinin müfredatın yarısını ancak bitirebilirler, gerisini de biz evde tamamlamak zorunda kalırız.</p>
<p>Öylesine ilgililerdir ki Psikolojik Ölçme Aracı dersini 1 hafta bile işlemeden bizden ölçme  aracı geliştirmemizi beklerler!</p>
<p>Öylesine ilgililrdir ki Kurum Deneyimi raporunu bir sürü işlevsiz dosyayla doldurmamızı beklerler ama  ne kazandığımız konusunda 65 kişinin de söyleyecek çok az şeyi vardır!</p>
<p>Öylesine ilgililerdir ki&#8230;.!</p>
<p>Burada susuyorum artık.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/pek-muhterem-hocalarimiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bütünlemeler de Başlar&#8230;</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/butunlemeler-de-baslar.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/butunlemeler-de-baslar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Jan 2008 22:47:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[eğitim - öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[bütünlemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Finaller]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/yasam/butunlemeler-de-baslar.html</guid>
		<description><![CDATA[Finallerimiz bitti rahata erdik sanmıştık. Güzel geçmişti oysa 10 tane sınavımda. 1 tane sürpriz olursa 2 tane kalır diyordum.
4 tane bütünlemem kaldı. Psikolojik Danışma Kuramlar&#8217;nın bütünlemesi yarındı. Memlekete de gitmedim o yüzden. Ama final açıklanmayınca sınav bir hafta ertelendi ve benim 15 günüm bomboş geçti.  Sanat ve Estetik diye seçmeli bir dersi seçtik bu yıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Finallerimiz bitti rahata erdik sanmıştık. Güzel geçmişti oysa 10 tane sınavımda. 1 tane sürpriz olursa 2 tane kalır diyordum.</p>
<p>4 tane bütünlemem kaldı. Psikolojik Danışma Kuramlar&#8217;nın bütünlemesi yarındı. Memlekete de gitmedim o yüzden. Ama final açıklanmayınca sınav bir hafta ertelendi ve benim 15 günüm bomboş geçti.  Sanat ve Estetik diye seçmeli bir dersi seçtik bu yıl kolaydır geçmesi diye. Saçma sapan bir dersten de bütünlemeye kaldım. Ve alttan aldığım 2 ders; Eğitimde Program Geliştirme ve İstatistik. Yine geçemedim baş belalarını.</p>
<p><em>Sanat ve Estetik ( Seçmeli ) = </em>Yüksek ihtimal geçerim</p>
<p><em>Eğit. Prog. Geliştirme ( Alttan ) =</em> Nasıl geçeceğim hakkında hiç  bi fikrim yok&#8230;</p>
<p><em>İstatistik ( Alttan ) = </em>Geçmek için elimden gelen herşeyi yapacağım.</p>
<p><em>Psikolojik Danışma Kuramları = </em>Geçmemem için hiç bir sebep yok ama çalışmam lazım, gerçekten zor bi ders.</p>
<p>İnşallah hepsini geçerim <img src='http://www.emrebakir.com/wp-includes/images/smilies/icon_sad.gif' alt=':(' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/butunlemeler-de-baslar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Finaller biter</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/finaller-biter.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/finaller-biter.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Jan 2008 13:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[eğitim - öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/egitim/finaller-biter.html</guid>
		<description><![CDATA[2 haftalık final maratonu bitti sanırım. Geçmiş olsun bizlere.
Büt perdesi açılana kadar tatil yapmak lazım.  
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2 haftalık final maratonu bitti sanırım. Geçmiş olsun bizlere.</p>
<p>Büt perdesi açılana kadar tatil yapmak lazım. <img src='http://www.emrebakir.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/finaller-biter.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>wordpress.edu.tr</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/wordpressedutr.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/wordpressedutr.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Jan 2008 16:41:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[eğitim - öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[web tasarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/egitim/wordpressedutr.html</guid>
		<description><![CDATA[wordpress.com vardı bikaç ay öncesinde mahkeme kararıyla Türkiye&#8217;den erişimi engellenene kadar. Kullanıcılar altalandıyla ( subdomain ) kendi bloglarını yapabiliyorlardı. Hazır wordpress sitelerdi bunlar. Şimdi Mynet&#8217;te kullanıyor wp&#8217;yi ( wordpress ).
Bunları anlıyor insan, bi script ( site yazılımı ) kullanmak zorundalar. Daa bizim www.inonu.edu.tr&#8217;ye ne oluyor da; sanki wp blog sağlayıcısı gibi heryere wordpress kuruyor anlamıyorum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>wordpress.com vardı bikaç ay öncesinde mahkeme kararıyla Türkiye&#8217;den erişimi engellenene kadar. Kullanıcılar altalandıyla ( subdomain ) kendi bloglarını yapabiliyorlardı. Hazır wordpress sitelerdi bunlar. Şimdi Mynet&#8217;te kullanıyor wp&#8217;yi ( wordpress ).</p>
<p>Bunları anlıyor insan, bi script ( site yazılımı ) kullanmak zorundalar. Daa bizim www.inonu.edu.tr&#8217;ye ne oluyor da; sanki wp blog sağlayıcısı gibi heryere wordpress kuruyor anlamıyorum <img src='http://www.emrebakir.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Fakülte sayfaları, kongre &#8211; şenlik sayfaları, akademisyen sayfaları derken inonu.edu.tr&#8217;nin herbir yanında  yanında wordpress ağı oluşmuş. Hadi bunları kurdunuz, biraz uğraşında değsin de mi? : )</p>
<p>O da yok. Default ( seçili ) tema veya ona benzer temaları kullanıp, sadece header ( üst kısım ) resmini değişip yayınlıyorlar.<span id="more-88"></span></p>
<p>Üniversiteler bilim yuvalarıdır, bilişim yuvalarıdır. Her üniversitede olduğu gibi bizim üniversitenin de bilgi-işlem daire başkanlığı var!!!</p>
<p>Oradaki elemanların kendi tasarımlarını ortaya koyamayacak kadar aciz olmadığını düşünüyorum!</p>
<p>Cengiz Hoca&#8217;m başta olmak üzere tüm bilgi-işleme sesleniyorum :p</p>
<p>Bunlarda bazı  İnönü WP sayfaları;</p>
<p>http://www.inonu.edu.tr/gunluk/</p>
<p>http://egt.inonu.edu.tr/</p>
<p>http://festival.inonu.edu.tr/</p>
<p>http://web.inonu.edu.tr/~kbeycioglu/</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Birde mor-mavi bir otomasyon sayfamız varki konuyu açmışken ona da değinmemek olmaz <img src='http://www.emrebakir.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Yav mor ve mavi nerden aklınıza gelir? Niye böyle hem sevilmeyen hem de uyumsuz iki renk tercih edilir?</p>
<p>Neye dayanarak o renkler otomasyon gibi öğrenciler için çok kritik bir sayfada kullanılır?</p>
<p>:p</p>
<p>Umarım bu yazımı Bilgi İşlem ( http://www.inonu.edu.tr/idari/bidb/ ) okur da WP sempatilerini bırakılar <img src='http://www.emrebakir.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/wordpressedutr.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyi Düşünün &#8211; Can Dündar</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/iyi-dusunun-can-dundar.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/iyi-dusunun-can-dundar.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jan 2008 13:13:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[eğitim - öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[görseller]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[can dündar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/video/iyi-dusunun-can-dundar.html</guid>
		<description><![CDATA[Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi?
Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?
Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı?
Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?
Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız?
Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız?
Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı
sıkıca tuttu mu hiç?
Ve siz onu hiç kokladınız mı?
Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduğuna
hiç şaşırdınız mı?
Kendinize bu yıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi?<br />
Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?<br />
Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı?<br />
Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?<br />
Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız?<br />
Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız?<br />
Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı<br />
sıkıca tuttu mu hiç?<br />
Ve siz onu hiç kokladınız mı?<br />
Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduğuna<br />
hiç şaşırdınız mı?<br />
Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?<span id="more-85"></span><br />
Kaç kez gözlerinizden yaş gelinceye kadar güldünüz?<br />
Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl?<br />
Çimlere uzandığınız oldu mu?<br />
Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç?<br />
Hiç suda taş kaydırdınız mı bu yıl?<br />
Kaç kez kuşlara yem attınız?<br />
Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı?<br />
Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz?<br />
Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı?<br />
Kaç kez mektup aldınız bu yıl?<br />
Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç?<br />
Kimseyle barıştınız mı bu yıl?<br />
Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez farkettiniz bu yıl?<br />
İyi bir yılın, bunlar gibi birçok &#8220;küçük şeye&#8221;e<br />
bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü bu yıl?<br />
Yayılın çimenlerin üzerine&#8230;.. Acele edin&#8230;.<br />
Er veya geç&#8230; Çimenler yayılacak üzerinize&#8230;</p>
<p>Can DÜNDAR</p>
<p><object width="425" height="373" data="http://www.youtube.com/v/dcMrIqEyCNQ&amp;rel=1&amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash"><param name="wmode" value="transparent" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/dcMrIqEyCNQ&amp;rel=1&amp;border=1" /></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/iyi-dusunun-can-dundar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Burslar 160 Yetaale</title>
		<link>http://www.emrebakir.com/burslar-160-yetaale.html</link>
		<comments>http://www.emrebakir.com/burslar-160-yetaale.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Jan 2008 22:36:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[eğitim - öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[güldürenler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yorumlarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrebakir.com/egitim/burslar-160-yetaale.html</guid>
		<description><![CDATA[150 Ytl. olan başbakanlık bursları ve öğrenim kredileri, bu aydan itibaren 160 Yetaale oldu&#8230;
Bozdurun bozdurun harcayın e mi öğrencicikler : )
10 Ytl İle Neler Yapılır?
Ayda 2 defa sinemaya gidilir.
1 ay boyunca fiyatı 30 kuruş olan bir gazete okunabilir.
10 tane film kiralanabilir.
1 adet kitap alınabilir.
5 ay biriktirirsek memlekete gidebiliriz. (  Geri dömek için 5 ay [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>150 Ytl. olan başbakanlık bursları ve öğrenim kredileri, bu aydan itibaren 160 Yetaale oldu&#8230;</p>
<p>Bozdurun bozdurun harcayın e mi öğrencicikler : )</p>
<p>10 Ytl İle Neler Yapılır?</p>
<p>Ayda 2 defa sinemaya gidilir.</p>
<p>1 ay boyunca fiyatı 30 kuruş olan bir gazete okunabilir.</p>
<p>10 tane film kiralanabilir.</p>
<p>1 adet kitap alınabilir.<span id="more-82"></span></p>
<p>5 ay biriktirirsek memlekete gidebiliriz. (  Geri dömek için 5 ay da orda beklemek zorundayız : ) )</p>
<p>Yaklaşık 6 kg. bol hormonlu domates alınabilir.</p>
<p>10 Lt. Kola içilebilir.</p>
<p>Ooo say say bitmez 10 Ytl ile yapılacaklar&#8230; Hayaller de öyle <img src='http://www.emrebakir.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrebakir.com/burslar-160-yetaale.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

