3-kimlik-baglanma

Problem Davranış ve Davranış Kontrolü

PROBLEM DAVRANIŞ İÇİN KRİTERLER?

  • Bir davranışı problem davranış olarak değerlendirmek için bazı kriterleri göz önünde bulundurmamız gerekir:

 

1.Çocuğun gelişim yaşı nedir?

  • Bazı davranışlar gelişimin bir gereğidir ve engellenmemelidir. Örneğin nesneleri ağzına alma bebeklerde belli bir dönem için bir keşif davranışıdır.

2.Çocuk yapmıyor mu? Yapamıyor mu?

  • Çocuk davranışın normal – istenen halini yapmasını bilmiyor olabilir. Davranışı, problem davranış olarak ele almak yerine doğru davranışın öğretimi hedeflenir.

3.Davranış, çocuğun öğrenmesini etkiliyor mu?

  • Örneğin çocuk sürekli bir şey fırlattığı için ders yapılamıyor veya sınıfta gezindiği için ders dinleyemiyor.

4.Davranış, çocuğa ve çevresine zarar veriyor mu?

  • Kafasını bir yere vurma, saç çekme, ısırma.

5.Davranış , çocuğun varolan becerilerini kullanmasını engelliyor mu?

  • Örnek. Çocuk kapıdan çıkarken sürekli ayaklarını yere vurur ve bağırır. Anne-baba aceleyle çocuğa, kendisi giyebildiği halde, ayakkabısı giydirir.

6.Herkes davranışın problemli olduğunda hemfikir mi?

  • Evin duvarına resim yapmak anne için bir problem olurken, baba için bir yaratıcılık olabilir.

UYGULAMA PROSEDÜRÜ

1.Problem Davranışı Tanımla !!!!

  • Yaptığımız tanım düzeltilmesi gereken davranışın ne olduğuna, hangi koşullarda ortaya çıktığına ilişkin bilgi vermelidir.
  • Genel ifadeden çok, somut bir şekilde ifade edilmelidir.
  • Hırçın , yaramaz gibi ifadeler herkes için farklı anlamlara gelir. Onun yerine herkesin anlayacağı, hemfikir olacağı bir tanım yapılmalıdır. Örneğin: Arkadaşının saçını çekiyor gibi.

 

2.Problem Davranışı Analiz Et !!!!

  • Her davranışın bir anlamı vardır ve her davranış bir şeye hizmet eder. Davranış analizinde, davranışın öncesinde ve sonrasında neler olduğuna bakılır.

 

3.Problem Davranışı Kaydet !!!!

  • Davranış kaydedilirken davranış özelliği dikkate alınır. Davranışın özelliğine göre SÜRE, SIKLIK, YER
  • Sıklık: Günde 20 defa kardeşine tükürdü.
  • Süre: Banyoya girdiğinde ellerini 30 dk yıkıyor.
  • Yer: Babaanneye gidildiğinde banyoda sürekli sabunla oynuyor

4. Problem Davranışı Ortadan Kaldırmak İçin Yöntem Belirle ve Tutarlı Bir Şekilde Yöntemi Uygula !!!!

 

DAVRANIŞ DEĞİŞTİRME

  • Yapılan davranış analizine bağlı olarak davranışın öncesinde ve sonrasında neler olduğuna bakıldıktan sonra davranışın özelliğine bağlı olarak bir yöntem belirlenir.
  • Ya davranış ortaya çıkmadan önce yada davranış ortaya çıktıktan sonra bir şeyler yapılır.

 

  • Davranış değiştirme yöntemi uygularken şu noktalara dikkat edilmelidir:

 

1.Çocuğun, birden fazla olumsuz davranışı olabilir. Fakat bir davranışla çalışmaya başlamak gerekir.

2.Programa başlamada önce davranışın mutlaka, en az 3 gün doğal halinin gözlenmesi ve kayıt edilmesi gerekir. Bu durum hedeflerimizi belirlemek açısından önemlidir.

3. Yöntem belirlendikten sonra uygulamada mutlaka tutarlı ve kararlı olunmalıdır. Belirlenen yöntem davranış her ortaya çıktığında uygulanmalıdır.

4.Davranışın ilk önce azaltılması hedeflenmelidir. Tamamiyle ortadan kaldırmak hemen mümkün olmayabilir.

5.Yöntem seçilirken çocuğun özellikleri dikkate alınmalıdır. Örneğin yalnız, içine kapanık bir çocuk için yalnız kalmasını gerektiren bir yöntem seçilmemelidir.

6.Yöntem uygulaması sırasında kayıt tutulmaya devam edilmelidir. Gelişmeleri daha iyi görmek için mümkünse grafiğe dökmek etkili olur.

7.Uygulamada okul-ev-merkez paralelliği sağlanmalıdır. Evde uygulanan yöntemle okulda uygulanan yöntem uyuşmalıdır.

8.Davranış değiştirme programının bir uzmanla birlikte değerlendirilmesi her zaman için daha uygundur.

 

DAVRANIŞ DEĞİŞTİRME TEKNİKLERİ

1- ÇEVRESEL DÜZENLEME

  • Yapılan davranış analizi sonucunda bir ön uyaranın davranışı başlattığı görülürse davranışı başlatan uyaran ortadan kaldırılır. Örneğin ders çalışmaya başlandığında, etraftaki dağınık oyuncaklar çocuğun dikkatini dağıtıyorsa ve çocuk ders yapmayı reddediyorsa , önlem olarak ders çakışmaya başlamadan önce oda toparlanabilir.

2.GÖRMEZDEN GELME

  • Uygun olmayan davranışı kararlı bir şekilde gözardı etmektir. Örneğin çocuk yüksek sesle güldüğünde kimsenin bakmaması.

Uygulama İlkeleri:

1-Bu teknik, davranış dikkat çekmeye yönelikse uygulanmalıdır.

2-Teknik, davranışın her meydana gelişinde kararlı bir şekilde uygulamalıdır.

3-Görmezden gelmenin uygulanmaya başlanmasıyla uygun olmayan davranışın sayısında artış görülebilir. Dolayısıyla tolere edilemeyecek davranışlar için kullanılmamalıdır.

4-Kimin dikkatini çekmeye yönelikse o kişi tekniği mutlaka uygulamalıdır. Dolayısıyla tekniğin başkalarına öğretilmesi gerekecektir.

5-Davranışın ortaya çıkmadığı durumda öğrenci ödüllendirilmelidir.

 

3.HOŞA GİDEN UYARANI ÇEKME

            3.A.MOLA

  • Çocuğun belli ve sınırlı bir zaman süresi içerisinde pekiştirildiği bir ortamdan alınıp pekiştireçlerin olmadığı bir ortama konulmasıdır. Mola, pekiştireçlerden uzakta geçirilen zaman anlamına gelmektedir. Teknik uygun şekilde kullanılmaz ise davranışta azalma yerine artma meydana gelir.
  • 3-A-1.Gözlemsel Mola: Çocuğun, etkinlikleri görecek biçimde etkinlik alanının dışına konulmasıdır. Çocuğun , bulunduğu yerden etkinlikleri izlemesine izin verilir.
  • 3-A-2.Mola Alanı Kullanma: Çocuğun bulunduğu yerden etkinlikleri izlemesine izin verilmez. Sınıfın bir köşesinde sınıfa sırtını dönmesi istenebilir yada sınıftan dışarı çıkartılır.
  • Uygulama İlkeleri:

1-Uygulama süresi 2-3 dakika arasında olmalıdır.

2-Dil düzeyine göre çocuğa açıklama yapılmalıdır.

3-Ev ortamında uygulanması durumunda  yetişkinin bulunduğu yere yakın bir oda yada bir köşe gibi belli bir yer seçilmeli ve bu yer uygulama süresince değiştirilmemelidir.

4-Çocuk mola yerine götürülürken istenmeyen başka davranışlar yapabilir. Başka davranışlarda bulunmasına engel olunmalı ve onunla mümkün olduğunca bu süre içinde onunla ilişki kurulmamalıdır.

5-Belirlenen sürenin sonunda çocuğun hoşlandığı ortama geri dönmesi sağlanmalıdır.

  • B.TEPKİNİN BEDELİ
  • Çocuk istenmeyen bir davranış sergilediğinde verilen pekiştirecin geri çekilmesidir.
  • Bu yöntemin uygulanması için bireyin elinde daha önce edindiği yitirilecek bir pekiştirecinin bulunması gereklidir.
  • AŞIRI DÜZELTME
  • Azaltılmak istenen davranışın yol açtığı çevresel etkilerin aşırı şekilde düzeltilmesidir.
  • A.Onarıcı Aşırı Düzeltme: Sorun davranışın çevre ile ilgili sonuçlarının fazlasıyla düzeltilmesinin amaçlanmasıdır. Örneğin tükürme davranışı gösteren bir çocuğu bu davranıştan sonra tükürdüğü yeri ve tüm çevresini sildirmek.
  •  A-2.Olumlu Alıştırma Biçiminde Aşırı Düzeltme: Uygun olmayan davranışın o ortam içinde uygun olan biçiminin fazlaca yaptırılmasıdır. Örneğin sırasını çizen çocuğa kağıt – kalem vererek 10 dakika süreyle yazı yazdırmak yada çizgi çizdirmek.
3-kimlik-baglanma

Travma Sonrası Çocuk Ruh Sağlığı, Ne Yapmalı?

Yaşanılan travmatik olaylar sadece çocukların değil, hepimizin emniyet mekanizmasını zedeleyip, itimat konusunda da inançlarımızı yitirmemize neden olabilir. Bunlar anormal olaylara gösterilen normal tepkilerdir esasında. Yalnız çocuklar biz yetişkinlere nazaran felaket olaylarına farklı gözle bakarlar. Bu yüzdendir ki felaketin etkisini üzerlerinden biran evvel atabilmeleri için onlara bilinçli bir şekilde yaklaşmamız gerekir.

Nelere dikkat etmemiz gerekiyor?

Teksas’daki Baylor Tıp Koleji’nin Psikiyatri bölümünün yayınladığı “yetişkinlerin, felaket atlatmış çocuklarla” ilişkilerinde dikkat etmeleri gereken hususları aşağıda belirtilen 13 madde de özetlemiştir.
1. Çocuklar ile Geçirdikleri Üzücü Olay Hakkında Konuşmaktan Kaçınmayın

Çocuklara bu üzücü olaydan bahsetmeyerek onlara yaşadıklarını unutturduğumuzu zannediyorsak yanılıyoruz. Kendiniz konuyu açmayın, ama çocuk açtığında bu konu üzerinde konuşmamazlık etmeyin. Çocuğu dinleyin, sorularına cevap verin, çocuğu bu konuşmanızla rahatlatıp ona destek olun.
2. Dürüst, Açık ve Anlaşılır Olun

Geçirdikleri olayla ilgili çocuklara gerçekleri söyleyin. Detay da verin bu çok önemli bir husustur. Detayları siz vermezseniz çocuklar kendi hayal güçlerini kullanıp detayları kendileri yaratırlar. Bu da yanılgılarına sebep olur.
3. Aynı Detaylar Tekrar Tekrar Gündeme Gelecektir-Hazırlıklı Olun Sabırla Doğru Olan Verileri/Gerçekleri
Tekrarlayın

Eğer bir şeyin cevabını bilmiyorsanız, bilmediğinizi söyleyin; eğer sizin de merak ettiğiniz bir konu var ise, mesela ölüm, aynen çocuğa sizin de bu konuyu merak edip ancak net olarak bilmediğinizi iletin (çocuğa dini eğitim verilmiş ise ölüm ile ilgili bu yönde açıklamalar yapılabilir, eğer verilmemişse din olayına bu aşamada girilmemelidir).
4. Açıklamalarınızda Çocukların Yaşlarına Uygun Kelimeler Seçin

Zamanlamaya da dikkat Açıklamalarınızın hem zamanlaması, hem de kelimelerin seçimi büyük önem taşır. Yaşanan üzücü olayın hemen ardından çocukların bilgiyi almaları hem de bu bilgiyi analiz etmeleri isteği azdır. Vakit geçtikçe daha fazla bilgi alabilirler, hazmedebilirler ve anlayabilirler. Bazı diğer önemli hususları şöyle açıklayabiliriz:
• Çocuklara verilen aynı bilgi yaşanan olaylardan sonra değişik zamanlarda aynı çocuklar tarafından farklı şekilde yorumlanır.
• Değişik yaşlarda çocuklarda farklı tepkiler/düşünceler olur.
• Uyku ile ölümü bağdaştırmayın. Bu çocuklarda korku yaratıp uyumalarını engeller.
• Çocuğun olayları nasıl algıladığını ne kadar iyi tanımlarsanız, o kadar iyi bir diyalog kurabilirsiniz.

5. Ölümün veya Olayların Neden Olduğuna Dair Yanlış Yorumları Çocuğun Düşüncelerinden Atmasına
Yardımcı Olun

Çocuklar, özellikle de daha küçük yaştakiler, üzücü olayların neden olduğuna dair yanlış kanılar üretirler. Mesela, annem öldü, çünkü – beni almaya geliyordu veya bana ateş ederken yanlışlıkla kardeşimi vurdular… gibi. Çocukları bu konuda sıkmadan onlarla konuşmak gerekiyor, acaba bu üzücü olayın neden olduğunu düşünüyor? Bunu ortaya çıkardıktan sonra yanlış yorumlarını düzeltmek için gerekli açıklamaları yapın. Çocuğa da açıkça bazı olayları erişkin insanların da anlamadığını söyleyin. Bu hem doğrudur hem de çocuğu rahatlatır.
6. Kurtulan Çocuklar Kendilerini Suçlu Hissederler

Kurtulan çocuklar genelde kendilerini suçlu hissederler. Kendilerini ne kadar suçlu hissettikleri çocukların ne ölçüde olayların neden olduğuna dair yanlış yorumları olup olmadığına bağlıdır. Çocuklar suçluluk duygularını dile getirmeyi bilemezler. Onların kendilerini suçlu hissedip hissetmediklerini davranışlarından ve duygular kendilerinden nefret etmek ve kendilerine zarar verme tarzında cereyan eder. Düşünceleri de şöyle olabilir; ben kötü bir insan mıyım veya bende bir problem mi var? gibi.
7. Derin Üzüntü ve Yas – Bu İki Terimi Ayırt Edelim

Derin üzüntü duygusal, fiziksel, beyinsel davranışlarla gösterilen tepkileri içerir. Bunların belirgin olanları şöyledir : kızgınlık, üzüntü, korku, uyumakta zorluk çekme, kabus görme, uykuda çığlık atma, iştahsızlık, mide ağrısı, aile fertlerinden uzaklaşmak, yatağı ıslatmak, hiper hareketlilik gibi. Bazıları ise belirgin değildirler; örneğin, daha sessiz olup daha fazla okumak veya ergenlik çağındakiler için arkadaşlarıyla sık sık görüşmemek, çıkmamak gibi. Dikkatinizi çekmesi gereken bir husus var, bu da belirgin olmayan semptomlar çoğu zaman anne ve babalar tarafından olumlu hareketler olarak algılandıkları için önemsenmezler. Tepkiler tabii ki yaşla bağlantılıdır.

5 Yaş ve Altı: Bazıları fazla bir tepkide bulunmayacaklardır, çünkü neler olduğunun farkında değillerdir.

6 ile 12 Yaş Arası: Somut korkuları vardır, örneğin; dolapta bir terörist saklanıyor.

Ergenlik Çağı: Daha iyi anlayabilirler ama korkularını abartırlar.

Yas ile kaybedilen kişi veya kişilere yönelik adetlerin gerçekleştirilmesidir. Örneğin; cenaze töreni, siyah kıyafet, mevlut gibi. Bu tarz olaylara çocukların da katılmasında fayda vardır.


8. Derin Üzüntü Normaldir. Bunun Uzun Süre Devam Etmesi Normal Değildir

Eğer yukarıda bahsedilen semptomlar 6 aydan fazla kendilerini göstermeye devam ederlerse veya çocukların hayatlarındaki diğer alanlarda olumsuz etkileri oluyorsa, bu konuda klinik psikolog ve psikiyatrdan yardım alınması gerekmektedir. Diğer alanlar ile neyi kastediyoruz? Okuldaki durumlarında her hangi bir değişme, ilgi alanlarındaki faaliyetlere katılmamaları ve hatta ilgi göstermemeleri, oyun oynamalarında değişiklik gibi.
9. Çocuklar Konuyu Açtıklarında Duymamazlıktan Gelmeyin

Çocuklar üzüntü verici olay hakkında konuşmak istediklerinde daima onları dinlemek için orada olun. Yalnız, konuşmak istemeyen çocukları da zorla konuşturmaya çalışmayın. Siz de üzüntülerinizi açıkça paylaşın çocukla, yalnız olmadığını hissettiğinde daha rahat olacaktır.
10. Daima Onlarla Olun; Şefkatle Yaklaşın; Güvenli Hissetmelerini Sağlayın ve Onlara Karşı Aynı Tarzda
Yaklaşın

Bütün bunlar çocuğun olayın etkilerini atlatmasında yardımcı olacaktır. Dikkat edilmesi gereken husus; davranışlarınız ve söyledikleriniz aynı düzeyde olsun, yani aynı şey için bir gün ak deyip öbür gün kara demeyin. Tutarlı davranın.
11. Çocuğun Çevresindeki Kişiler, Yaşları ne Olursa Olsun, Bilgilendirilirlerse Çocuğa O Kadar Daha Fazla
Yardımcı Olabilirler

En azından bir müddet daha sabırlı veya anlayışlı davranırlar. Bu da çocuğun bu olayın etkilerini atlatmasına yardımcı olacaktır.
12. Çocuklar İlginç Görsel Tecrübeler Yaşayabilirler, Buna Hazırlıklı Olun

Üzüntülü olaydan altı aya kadar çocuklar ilginç görsel olayları yaşayabilirler. Örneğin, kaybedilen kişi veya kişilerin seslerini duyabilirler veya kalabalıkta onları görebilirler. Bunlar halüsinasyon (varsanı) değildir. Çoğu bilim adamı bunları çocukların dini inanç sistemiyle bağdaştırır. Bundan dolayı çocukların duygularının rencide edilmemesi gerekmektedir.
13. Tüm İmkanlardan Faydalanın

Etrafınızda olan profesyonel insanlardan hem kendiniz hem de çocuğunuz için yardım alın. Bunlardan faydalanmayı öğrenin. Ayrıca aşağıdakileri de göz önünde bulundurmalıyız
• Çocuğunuzun kendisini güvencede hissettiğinden emin olun.
• Çocuklarla daha fazla zaman harcayın ve size daha ilgili olmalarına izin verin. Aynı zamanda sizde normalden fazla takipçi olun.
• Özellikle küçük yaştaki çocuklarla (7’ye kadar) daha fazla oynayın. Onların oynaması için de ayrıca imkanlar yaratın.
• 7 ile 12 yaş grubuyla konuşmayı deneyin. Onları düşüncelerini ve duygularını paylaşmak için teşvik edin.
• Olanaklar dahilinde gündelik alışkanlıklarınızı sürdürmeye devam edin. Örneğin, yemek saatleri, yatma saati, masal okuma, öğle yemeği sonrası uyku gibi.
Unutmayalım ki yukarıda bahsedilen önlemler profesyonel bir psikolojik yardım hizmetinin yerini tutamaz. Çocuğunuzda bir takım tepkilerin devam ettiğini gördüğünüzde lütfen gerekli yerlerden yardım alınız.