Bir çocuk vardı. Yaşının küçüklüğüne aldırış etmeden üstlendiği sorumluluklarını yerine getirmeye çalışan.Yaşıtlarından biraz farklı, biraz da ayrı. Maddi kaygılar değildi, geçim derdi değildi sorumlulukları. Bir çok çocuktan farklı. Olgun görünmek onun en büyük toplumsal rolüydü galiba. O rolle bezenmiş bir hayatta bu gereklilikler onun seçimi miydi?
Bunu pek sorgulamadı. Bu farklılığı farketmedi belki de. Olağandı bu yaşadıkları. Herkesin yaşaması gereken yaşanılası şeylerdendi. Sorumluluk bilincini farketmeden kazandı ve o bilinçle büyüdü.
Pek tercihlerini, sahip olduklarını, sahip olabileceklerini sorgulamadı. Ama sahip olabileceklerini kestiriyordu. Çünkü o biraz farklı biraz da ayrıydı. Sıradan olmak istedi büyüyünce. Sıradanlar gibi yaşadı, sıradan bir yaşam sürmeyi istedi. Bunu da denedi. Sıradan bir yaşam sürerken bile farklıydı. Sıradan olmayı beceremedi. Çünkü öğrenmemişti. Farklı olmayı model alarak öğrenmemişti ki, sıradan olmayı gözlemleriyle başarabilirsin.
Nitekim uzun yıllar böyle geçti. Sıradan giden bir hayat esnasında mutsuz olduğunu farketti. Sebep aradı. Artık sorgulamaya başlıyordu. Neden sorusunu ilk defa bu kadar cesurca sorabildi kendisine. O zaman farketti, çocukluğunda sıradan olmadığını ve sıradan bir hayatı istediğini düşündüğü için yıllar sonra sıradanmış gibi yaşamaya çalıştığını. O an anladı ve mutsuzluk sebebim bu dedi.
Fakat önünde kolay olmayan bir seçim zorunluluğu vardı. Hayatını dipten temele yenileyecek, bir değişim meydana getirecek seçenekti. Kaybedecekleri vardı, kazanabileceklerinden fazla mı az mı diye uzun süre üzerinde düşüneceği.
Yaşamının ilerleyen yıllarında o biraz farklıydı, o biraz ayrı. Yatırım yapar gibi bir hali vardı. Sadece kendisinin bildiği. İnsanların haksızca kimi zamanda acımasızca eleştirilerine maruz kaldığı bir takım düşünceleri vardı. Bu düşüncelerini inşa ediyordu gün be gün kafasında ve faaliyete geçiriyordu. Ama yine herkes gibi değil, birçoğundan farklı. En iyi başarabildiği şeylerden birini yaptı yine, biraz suskun kaldı ama susmadı. Modern çağın bilimsel altyapıdan yoksun kişisel gelişimcileri gibiydi adeta. Ne kadar uyumlu biri gibi görünse de içten içe meydan okuyor, bildiği yoldan sapmadığını görüyorduk. İnanıyordu ve inandığı doğrultuda hayatına devam ediyordu.
Ve seçim vakti gelmişti. İnandıkları artık kabına sığmıyordu. Yeni bir yol vardı önünde, yeni bir yaşam stili. Hayatını baştan sona değiştirecek bir karara vardı. Bu öyle kolay ve kısa zamanda olmadı. Farklıydı ve yine ayrıydı. Evrende yapayalnız kalmış gibiydi ama ruhunun özgür olacağını düşündüğü yere doğru ilerliyordu.
Eminim ilerlemeye devam ediyordur, benden uzakta! senden uzakta.

Ekim 20th, 2008 at 21:56
emre biraz daha detaylandıralım mı bu çocugu?