nav-left cat-right
cat-right

Başlık Koymak Güç

‘ Tokadı kendi suratına çakan gözyaşlarını dışa akıtmamalı ‘ diyordu adını hiç duymadığım bir yazar.

Bir diğeri de şöyle bitiyordu. Oysa denklem basit; Tavşan kaçar, tutar tazı. Başlangıcında ise tesadüf müdür bilemem Şubat vardı yine.

Sonra ise şu meşhur bir o kadar da tatlı tebessümlere sebep olan kurtlu kuzulu misal var, nehre düşüp ölen kurt var ya o işte yahu.

2 gün sonrasında şaka ve nitelik boyutu geliyor. Zor…

Pembe pamuk şekerler, pembe yastıklar : )

Bir kaç gün sonrasında ise sanki bugünü görürmüş gibi bir not daha; öyle ya da böyle gibisinden dilekler sonunda da olmak istediğin yerde olursun temennileri.

Gel zaman ölsek birlikte… Tutmadı bu sefer.

Bak sen tam 1 ay olmuş. Bugünlerde erkek melek ilan edilmişim. Ne mutlu.

Bal arıları ve pervaneler. Arasam tarasam bulamam dünyada gibisinden… Gibisinden ötesi gibi.

Vav bu sefer çok iddialı olmuş; Beklentiler. Ah işte bunu biliyorum. Bir dinamit.

Ne olduysa o sıra, arabesk tatmışız biraz. Hmmm haberci olabilir.

Evet öyleymiş. Bu sefer adres farklı, yardım meleği gelmiş. İyilik dilekleri var. İyisinden.

Tahminimden de kötüymüş. Tutmadı mı ne kehanetim. Yine mesele öncelikler.

Ben olmak, sen olmak, biz olmak. Cık cık. Olmadı. Şu daha güzel; Olmamak. Sevdim bunu.

Çıkmaz sokağa çıkış yaptılar, yalnızca kafanı kaldır. Hadi ama araya girecek, çişi geldi seyircilerin. Hah, en iyi ağla sen.

Ne yapayım önyargı ve yargı. Üzerinden çok geçtim. Bu da benim zaafım.

Büyü zaten bozuldu haberiniz olmadı mı? E haber veriyorum. Bunlar boşa mı.

Düşünce dünyamıza bilişselciler girmiş, yanlış inançlar, hatalı düşünceler.

Bu günleri çok iyi hatırlıyorum. Yukarıdaki dinamit elimde patlamış gibiydi. Bumm.

Mola arasında diyor ki İbrahim Tatlıses, Bu da geçer, alışmalısın. Gözüne soka soka nakaratta hem de.Bit be şarkı neresinden geldin sen bu bilgisayarın, hemen bulup imha etmeliyim seni.

Seçimler, sonuçlar ve kararlar. İktidar lazım, iktidar.

Geller, gitler. Heh bu daha iyi Cesaret.

Ne dedi İbrahim Talıses duydunuz mu; sakın üzülme. Hıh, İbo oldu.

Vav bu da etkileyici; 24 saat açık kütüphane. Peh işte klasik ikizler diye geçiştirdiğim, anlam veremediğim sözler bunlar. Egoizm korkusu mudur…

‘ Hata edebileceğim baştan biliniyordu ama yine de var edildim. Günah işleyeceğim baştan belliydi ama yine de nefes veriliyor bana; özür dilerim umuduyla. Her sabah güneş ben özür dilerim belki diye mi geliyor dünya ufkuna? Yeter ki özür dileyecek içtenlikte olayım, huzura geleyim.’

Bunda yorum yok, tasavvufi kıvamda.

Hoppala bu tezat oldu, kızabilmek mümkün değil. Borderline olmak hiçten bile değil.

Cık, haketmiyorsun.

Ölüm tehlikesi atlatmışız. Bunu unutmuşum. Yine karamsar güzel dilekler var.

Abartılı ifadeler bunlar. Kaygımı dile getirmiştim oysa.

İpek böceğiyle Hanımeli hikayesi var, uzaktan sevişlerin olduğu.

Bak henüz bir satır atladım yine abartı. ‘Sorun çözen adam’

Vardır. Daha şanslıları. Sen şanslı değilsin ki hem. Sözcüklerle anlaşılan harika duyguyu anlatamam. Sözcükler bugün israf edilmemeli. Bugün güzel bir gün.

Kim diyecek canım sen de ben dedim. Asıl sonunu kim derdi?

Değilmiş demek ki doğru yol. Doğru yol diye çok insan at peşinden koştu. Yol eğri çıktı, haberin olmadı mı? E oku biraz yakın siyasetten.

Hareketli gidiyor Winamp Shuffle opsiyonu. Kızdığımı mı anladı ne?

Çok büyük bir söz; ömür boyu mutluluk. Uzun yıllar yaşamak gerekmez. Doyum aldın mı? Aldık. Yeter belki de.

Bu sefer de farklı, mesajın adresi. Amin diyemiyorum ki teyzecim. Teşekkür edeyim o zaman.

Bugün ise bambaşka bir gün; Maltepe’nin oralarda bir otel varmış. O günden kalan bir çift içinde ayak olan çorap resmi. Otelleri de yakarlar. Anıları yaşattırmazlar ki. 16 senedir olmamış, bende ki de büyük beklenti.

Acıma, acıma. Acınacak çok şey var. Onu yaşamayana da acınır mı? Bak şimdi bize acırlar falan.

Bana ait değil dedimdi sana da laf dinletemedim. Güzel, güzel nedirdi? Estetik konusu güzeldir Felsefe’de. Bakalım yeniden.

Bilmeden, farkında olmadan… Saysam bir bu kadar daha yazı çıkar ki.

Tırnağıma zarar geldi, ağlar mısın? I ııı. Ağlama, uzamış. Kısayken kesmedim, kabahat benim.

Haha şaka yapıyor bu Winamp bana. 1.200 şarkı arasından bana seçtiğine bak; Malatya Malatya bulunmaz eşin. Gönülleri coşturur ayla güneşin.

He anam Kernekliyim. ADO’da dondurma yisek.

‘ Ne kadar çalınsa ne kadar söylense bıkılmayan şarkılar vardır ya işte öyleydi bizim konuşmalarımız, ne o dinlemekten bıkardı ne de ben konuşmaktan… Belki de her gün aynı şeylerden konuşuyorduk belki de ne konuştuğumuzu biz de bilmiyorduk. Cıvıldayan iki kuştuk sanki biz … Bir şeyi çok kullanırsan yıpranır da eskirmiş hani; Oysa biz ne kadar söylesek birbirimize ne kadar tekrarlasak yeniden, kelimeler yeni bir anlam yeni bir duygu yüklüyordu ve cümleler yeni yüklemler ediniyordu böylece.  Çok basit ve çok sıradandı ama görece; kim duyardı ki bu iki kelimeyi böyle içten böyle gerçek her gece her gece… Ve ben giderek inanmaz oluyordum herşeyin bir sonu olduğuna, her takvim yaprağının düşüşüyle sabitliyordum kanıtları böylece…’ O not defterinden işte.

Annem gözleme yapmış, çayda var. Edebiyat sevmek güzel şey. İki kişinin birden sevmesi daha da güzel.

Çok önemli bir işimi geciktirdim.

Değişimden korkmak. Korkunu bile bile değişiyordum. Bu da kabahat. Emre oğlum, sen tek tabanca yaşa. Anca öyle anca.  E onun için gitmedim mi İzmir’e.

Hadi oğlum diyor annem de. Yazdıklarımı mı duydu ne.

Geldim, iştahım yok. Anladım.

Üzülürsün, üzülürsün yanarsın. Hilal Cebeci’den.

Öpemezsin, hissettiklerini yorumla. Yeniden, yeniden.

Gösterdin. O konuda hiç bir lafım yok. Teşekkür ederim. Sevgiyi tattım. Güzeldi.

Sigaraya başladım. Babam şaşkın. Neden şimdi? Okul bitti, işin var, sevgilin var. Cık cık cık. Kaldırın o çerçevelettiğiniz fotoğrafları. Kepli mezuniyet fotoğrafımı getirdim. Onu koyun vitrinlerinize. Çok da kalabalık etmeyin e mi başımı?

Yaramaz, yaramaz, yaramaz. Kötüydü, sen bilemedin. En büyük pişmanlık sebebi bu olacak. Nazı geç geç. Realist ol şimdi. Uzun zamandan sonra.

Yak bir sigara çayla birlikte.

Yeni yaşıma girmişim, güzel biten dilek mesajları. Terbiyeli çocuğum tabi teyzecim, az narsist biraz da artist. Kadı kızı hikayesi işte.

Sen mutlu ol diye düşünmedim. Ama mutlu olman güzel. Korktuğun başına geldi. Kayıp.

Bıraktım gitti. Çık hadi şimdi. Güllü diyor ki değmezmiş sana; yanılıyorsun be kadın. Değdi. Bu kadar kalın bir sese nasıl sahip oldun sen?

Aile girdi işin içerisine. Seviyordum zaten. Ki ki.

Evet güzel bir gündü. Sen doğacaksın yakında, yine gelirim. O gün de güzel olur.

Varlığım, hayatı kolaylaştırman. I ı ı. Iıı ııı.

Yılbaşı gecesi o kadar piyango bileti aradım ama bulamadım. Şu noter binasından yapacaktık ya Ankara’ya. Dernek dernek.

Haksızlık etme kendine. Aflık bir şey yok.

Bol küfürlü İngilizce bir şarkı. Nerden geldi, nerden nerden.

Bak bunda haklısın. Sonuna kadar. Sondan ikincisi bu.

Sonu güzel bitsin hadi;

‘ Ver daim sen de aynı sebepten benzer şeyler yaşayabilirsin ancak…’ Uyku sersemliği ama tebessüm sebebi.

Dön başa şimdi; Çak tokadı. Bırak acısın.

‘ Genç ayağa kalktı ve yavaşça odanın içinde dolaştı. Sonra tekrar pencereden baktı ve ayın yükselip gökkubbeyi doldurduğunu gördü. Mektubuna dönüp tekrar yazdı:

… ‘

http://www.emrebakir.com/images/blogresimleri/yazi1_baslik_bulunamadi.jpg

Yorum yapılmamış »

Henüz yorum yapılmamış.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. Geri İzleme URL'si.

Yorum yapın