Üşüyorum, hatta titriyorum. Antalya’da. Bu mevsimde denize girdiğim memlekette. Bugün 7 Ocak’la 8 Ocak’ın tam ortasında güneş doğmadan evvel 05.30′dan bu yana otogardayım. 1 saattir dolaşıyorum. Ve öylesine düşünüyorum.
Özel bir çok anlamı olan şehir Antalya; ilk şehirdışı yolculuğu yaptığım ve kendimi bildim bileli de hep gidip geldiğim kent. Akşam saatlerinde koyuldum yola ve normalden 2 saat erken ulaştım, nasıl olduğunu hala bilmiyorum yol boyu uyudum.
İlk palmiye ağacını görüşüm, ilk kız kesişlerim, yabancı bir kıza ilk aşık oluşum, ilk denize girişim, ilk güneş yanığım, sivrisinek ısırığım, ilk köpeğim, geleceğimi şekillendiren örnek adamı tanıyışım, ergenliğim, Malatya’dan iple yazın gelmesini bekleyip düşünü kurduğum, tüm kışı burada olmak için yaşadığım şehir. Ben burayı hep sevdim hala da öyle…
Anılar ve düşler canımı acıtır. Yine acıtıyor. Bu otogara kaç insanla geldiğimi bilmem ama kimlerle geldiğimi hatırlarım. Yazıhaneleri unutamam, oturduğum bankları, beklediğim saatleri, anıları.
Güneşin doğmasını bekliyorum devlet sırrı işlerimi bir an önce bitirebilmek için ve hala üşüyorum. Ama titremiyorum. Bir sigara daha içsem kendime geleceğim gibi. Şöyle bir boy göstersem sokaklarda. Ben geldim yine desem. Ve beni karşılasa palmiye ağaçları, rüzgarında hışmıyla soğuk bir merhaba dese.
İçimi ısıtmak için bir kafeye giriyor ve çay içiyorum. Televizyonda akşamdan kalma haberlerin tekrarı var. Ankara’da otobüslerin AŞTİ girişi yaptığı o ıssız ama kestirme yolda bir genç öldürülmüş. Tüylerim ürperiyor o yoldan ne kadar çok gidip geldiğimi düşününce. Ve muhtemelen o gencin yaşadığı korkunun aynısını yaşadığım düşülünce…


Ocak 8th, 2010 at 18:53
Anılaaaaaarrr Anılarrrrrrr şimdi gözümde canlandılaaarrr Anılaaaarr Anılaaarrrr beni bu akşam ağlattılar
((
Şubat 24th, 2010 at 01:28
beni de beni de. emre bu arada hayırlı olsun. memleketim uğurlu gelsin sana. başarılar.
Nisan 27th, 2010 at 12:29
Teşekkür ederim.