nav-left cat-right
cat-right

Ankara Seyahati

16 Mart Pazar günü akşam 8 sularında yola çıktık Malatya’dan…

Metin, Nevzat ve Emre…

www.pdrciyiz.biz’in ‘Psikolojik Danışmanlar Mesleki Kimliklerine Sahip Çıkıyor’ adlı projesiydi ziyaretimizin asıl sebebi.

Ankara; gidiyorduk ama kimi tanıyorduk? İletişime geçeceğimiz, yaklaşık 1 hafta boyunca etkileşimde bulunacağımız insanların büyük kısmını hayatımızda 1 defacık bile görmemiştik…

Otobüse 3 kişi bindik ve 2′li koltuklardan arda kalan tek koltukta birimiz oturmak zorundaydık. Bu ben olacaktım, bu durum öylesine gözüküyordu… Taa ki terminalden uzaklaşıpta yolcu almak için durduğumuzda yanıma oturacak kişinin sarhoş olduğunu anlama anıma kadar.

- Merhaba yeğen.

- Merhaba ( burnumun direğini kıracak Efes kokusu )

Koltuktan öne doğru eğilip Nevzat ve Metin’e ne demiştim ki o anda?

Böylece başlayan bir yolculuk… Her sıkıcı yol arkadaşı edindiğimde yaptığım gibi taktım kulaklıkları müzik dinledim 10 saatlik yolculuğun kendimle olduğum anlarında…Şişme yastığım patlak çıkınca mecburi bir durumdu birazda… :(

Saat 7 gibi AŞTİ’ye indik ki ben o andan itibaren MAŞTİ’ye benzer yanlarını bulmak için zorluyordum kendimi. İsim benzerliği ve işlevi haricinde benzer bir yanı yokmuş meğersem. Böylece bitti bu gereksiz sorgulamam :)

Biz bavullarımızı henüz indirmiştik ki Nuri belirdi yanımızda. Nuri kim?

Nuri Nevzat’ın Kayseri’den arkadaşı. Gazi Üniversitesi İktisat 3. sınıf. Bizi karşılamaya gelecek ve 1 haftaya yakın kahrımızı çekecek olan ilk tanımadığımız kişi :)

Bavullarımızı alıp AŞTİ’nin labirent gibi koridorlarından Metro’ya indik. 2 defa o yoldan gitmeme rağmen rehber olmadan yapamam sanırım!

Vee EGO’yla ilk tanışmamız. Ankara’da ilk dikkatimi çeken durumlardan birtanesi de reklam panolarıydı…Birçoğunda ‘BURAYA BAKARLAR’ yazılı reklam vermeye teşvik edici ilanlar vardı. Ama hiçbirisine de ilan verilmemişti. Gerçekten insanlar oraya bakıyorlardı. Ben 1 hafta boyunca baktım, insanların baktığı o yerlerde neden reklam yok diye…

Bir sonraki durağımız Kurtuluş’tu. AŞTİ’den doğruca gelmiştik Kurtuluş’a. Kıbrıs Caddesi – İş Bankası üzeri. Nuri’nin dayısıyla beraber yaşadığı o şirin evin adresi.

Eve girdik kahvaltı, dinlenme ve uyku faslıyla geçen saatler…Nuri’yle de hiç yeni tanışmış bir halimiz yok :)

Benim için biraz kaygılı, Nevzat ve Metin içinde eğlenceli bir gündü sanırım. Saat 15.00 civarında evden ayrıldık. Nuri’nin deyimiyle adet olan Ankara mekan ziyaretlerini gerçekleştirmek için. İlk durak Anıtkabir. 2 saate yakın müze gezisi ve sonra hediyelik satış bölümü… Nevzat’ın 5 gün sonraki doğumgününe yatırım addettiği bize hediye alma anı :)

2 saati bulan ziyaretin ardından ayrıldık Anıtkabir’den. Yürüyerek Kızılay’a doğru gidiyoruz… Kızılay, insanlar, kalabalık ve Ankara resmiyeti. Buluşma anı yaklaştıkça tedirginliği artan ben ve Ankara’nın tadını çıkaran Nevzat, Metin ikilisi.

Kızılaydayız… Namı değer Karanfil sokakla tanışmak için atıyoruz adımlarımızı. Akşam Yemeği vakti diyordu midemiz bize ve onun sesini dinledik.

Saat 18.30 Gima önü. Heyecan, kaygı, tedirginlik, sevinç, mutluluk vb. duyguların hepsinin bir arada bulunduğu ender anlardan.

Gima önü diye tarif edilen yerde bir Gima arayışına girmemek lazımmış meğerse, bunu da çok fazla sorgulamamak. Ankara’dayız hemşerim, herşey resmiiii.

Telefonda seni göremiyorum diyen bir ses ve karşımda Özlem. Haa haa haa… Bu kalbin atışları yavaşlamalı, hakim olmalıyım o kanın tüm vucuduma çivi çakar gibi hızlı yayılmasına :)

Karanfil sokak civarlarında özensiz bir çiçekçi tarafından özensizce yapılmış kırmızı gül ve yürüyüş. Kahve evine doğru… Ve oradayız. Mistik ve otantik bir hava, harika bir mekan. Kaygım, endişem kontrol edilebilir düzeyde. Vücuduma hükmedebiliyorum 1 saat evveline nisbeten. Kahve faslından sonra tekrar Kızılay’ın sokaklarında yürüyüş, hiç eksilmeyen kahkahalar…

Saat 21.15 civarında Ercan’la Gima önünde buluşma faslı yaklaşıyordu. Geceyi de Ercan’ın evinde geçirmek üzere. Kızılay’da Metro’dan ayrılış ve Gima olmayan Gima’ya doğru yürüyorum. Vardığımda Nevzat, Metin ve Ercan beni bekliyor olacaklardı zaten. 2 yıla yaklaşan bir hasb-i halimiz olmasına rağmen Ercan’la da ilk yüzyüze görüşmemiz. Ve yine hiç yabancılık yok. 100. yıl- Balgat minübüslerine binmek üzere Güvenpark’ın yukarısına doğru yürümeye başladık. Gece acıkma olasılığımızı gözönünde bulundurarak simitleri almayı da unutmadık :)

Ercan mutfağını sadece buzdolabı bulundurmak için kullandığı için bu gereksinim :)

Dolmuşta devam eden muhabbetler ve 100. yılda indik. Biraz alışveriş hemen yakındaki süpermarketten. Ardından Ercan’ın evindeyiz. Gece boyu uzun uzadıya devam eden muhabbetler. 3-4′ü bulan saat ve belki de uyku vaktidir. Sabah bizi Beytepe bekliyor. Aslı maksadımızın heyecanı var yine… İyi uykular Ankara.

7 Yorum »

  1. avatar nav-left

    Kalan 6 günün hatıları da vakit buldukça…

    nav-left
  2. avatar nav-left

    yazacak olsam 6.30 gima önüne kadar aynı bi nuri ile konuşmadaki yaşadığım değişiklikten bahsederdim ( mu diyorsun ) :) ben başladım hatta farklı bir başlıkla hayatımın iki günü diye ama ilerlemedi :) yetenek meselesi bravvo :)

    nav-left
  3. avatar
    Osman Zorbaz'nin yorumu:
    nav-left

    Süper olmuşşş:):) Aştide ki o “Buraya Bakarlar” yazısı emin ol üç yl öncede vardı hehe. Diğer günleri de bekliyoruz Emre;)

    nav-left
  4. avatar
    Tuğba'nin yorumu:
    nav-left

    devamını sabırsızlıkla bekliyoruz emreee…:D

    nav-left
  5. avatar
    NEŞ'E'nin yorumu:
    nav-left

    Kıbrıs Caddesi – İş Bankası üzeri. Nuri’nin dayısıyla beraber yaşadığı o şirin evin adresi.

    :) her gün Nurilerin evin önünden geçtiğimi fark ettim :D

    nav-left
  6. avatar nav-left

    [...] NEŞ’E: Kıbrıs Caddesi – İş Bankası üzeri. Nuri’nin dayısıyla beraber yaşadığı o şirin evin adresi. :) … Geri İzlemeler [...]

    nav-left
  7. avatar nav-left

    [...] Emre BaKıR ~ içimdeki öz, içindeki özü selamlar: Ankara Seyahati – 2 [...]

    nav-left

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. Geri İzleme URL'si.

Yorum yapın